ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan emriyle Pasifik Okyanusu’nun doğusunda uyuşturucu taşıdığı iddia edilen iki geminin vurulduğunu açıkladı. Saldırılarda gemilerdeki 6 kişi hayatını kaybetti.
Trump’ın emriyle ‘ölümcül saldırı’
Hegseth, ABD merkezli X platformundaki paylaşımında şu ifadeyi kullandı:
“Dün, Başkan Trump’ın emriyle terör listemizde bulunanlar tarafından işletilen iki gemiye iki ölümcül kinetik saldırı düzenlendi.”
Savunma Bakanı, istihbarat birimlerinden gelen bilgilere göre söz konusu gemilerin uyuşturucu kaçakçılığı yaptığına dair güçlü kanıtlar bulunduğunu öne sürdü. Gemilerin Pasifik’in doğusunda bilinen uyuşturucu rotasında seyir halinde olduğunu belirten Hegseth, her iki gemideki 3’er kişinin öldüğünü, ABD güçlerinden hiçbir personelin zarar görmediğini aktardı.
Uluslararası sularda gerçekleşti
Açıklamaya göre operasyon, uluslararası sularda gerçekleştirildi. Hegseth, ABD’nin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında deniz operasyonlarını artırdığını ve bu tür müdahalelerin “önleyici eylemler” olduğunu savundu.
Bakan, “Başkan Trump’ın kararlılığı sayesinde terör ve organize suçla mücadelede ABD ordusu caydırıcı gücünü göstermektedir,” ifadelerini kullandı.
Trump’tan orduya geniş yetki
ABD Başkanı Donald Trump, kısa süre önce imzaladığı başkanlık kararnamesiyle, Latin Amerika kökenli uyuşturucu kartelleriyle “yerinde mücadele” gerekçesiyle orduya daha geniş operasyonel yetkiler tanımıştı.
Bu kapsamda, ağustos ayı sonunda Venezuela açıklarına savaş gemileri ve denizaltılardan oluşan bir görev gücü gönderilmişti. Savunma Bakanı Hegseth, o dönemde yaptığı açıklamada, “ABD ordusu gerekirse Venezuela’da rejim değişikliğine yönelik operasyonlara dahi hazırdır” ifadelerini kullanmıştı.
'Yargısız infaz' tartışması büyüyor
ABD ordusunun son dönemde Karayipler ve Pasifik’te uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere yönelik saldırılar düzenlemesi, uluslararası kamuoyunda “yargısız infaz” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Saldırılarda, doğrudan insan hedef alınması insan hakları örgütleri tarafından tepkiyle karşılanırken, Washington yönetimi bu operasyonları “uluslararası güvenlik ve terörle mücadele” çerçevesinde savunuyor.
