Türkiye genelinde binlerce eğitim fakültesi mezunu, öğretmenlik mesleğine adanmış olmasına rağmen farklı kamu kurumlarında görev yapıyor. “Memur öğretmenler” olarak adlandırılan bu kesim, öğretmenlik yeterliliğine sahip olmalarına karşın yönetmelik değişiklikleri ve bürokratik engeller nedeniyle mesleklerini icra edemiyor.
Memur Öğretmen Kimdir?
Memur öğretmenler, üniversitelerin eğitim fakültelerinden ya da pedagojik formasyon programlarını tamamlayan bölümlerden mezun olmuş, ancak atama düzenlemeleri sonucunda öğretmenlik yerine başka kamu görevlerinde çalışan kişilerdir. Bu durum, Türkiye’deki kamu personeli politikaları ve öğretmen atama sisteminde yaşanan yapısal sorunların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
memur öğretmenler neden görevlerini yapamıyor?
1. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun İhlali: Nakil Haklarının Kısıtlanması: Memur öğretmenler, 657 sayılı Kanun’da yer alan nakil haklarını tam olarak kullanamamaktadırlar. Bu durum, öğretmenlerin kendi istedikleri yerlere atanmalarını engellemekte ve mesleki yaşamlarını olumsuz etkilemektedir. Diğer Hakların Kısıtlanması: Kanunda yer alan diğer haklar (terfi, kıdem vb.) da memur öğretmenler için yeterince etkin uygulanmamaktadır.
2. MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Değişiklikleri: Kurum İçi/Arası İlk Atama Kontenjanlarının Kaldırılması: Bu değişiklik, memur öğretmenlerin başka kurumlara geçerek öğretmenlik yapma imkanını önemli ölçüde sınırlamıştır. Atama Kriterlerindeki Değişiklikler: Yönetmelikte yapılan değişiklikler, atama kriterlerinde farklılıklar yaratmış ve bazı öğretmenlerin mağdur olmasına neden olmuştur.
3. 2024/7 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi: Atama Sınırlamaları: Bu genelge, kamu kurumlarında yapılacak atamaları sınırlandırarak, memur öğretmenlerin öğretmenliğe geçişini zorlaştırmıştır. Bütçe Kısıtlamaları: Genelgedeki bütçe kısıtlamaları, eğitim sistemine ayrılan kaynakları azaltarak, öğretmen atamalarını olumsuz etkilemiştir. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, memurlara öğrenim durumları ve kazanılmış hak derecelerine uygun olarak bir kadroya nakil olma hakkı tanımaktadır. Bu hak, memurların mesleki gelişimleri ve kişisel tercihleri doğrultusunda farklı görevlerde bulunmalarına olanak tanır. Ancak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) uygulamalarında bu temel hak, memur öğretmenler açısından sıklıkla göz ardı edilmektedir.

Memur Öğretmenlerin Talepleri ve Çözüm Önerileri
Memur öğretmenler, uzun yıllardır yaşadıkları mesleki mağduriyetlerin giderilmesi ve öğretmenlik görevini icra edebilmek için çeşitli talepler ortaya koyuyor. Bu talepler, hem öğretmenlerin haklı beklentilerini yansıtırken hem de eğitim sisteminin verimliliğinin artırılmasına katkı sağlayacak nitelikte.
Ayrı Kontenjan ve Özel Atama Takvimi
Memur öğretmenlerin, öğretmenlik mesleğine önceden adım atmış ve bu alanda deneyim kazanmış olmaları, onların aday öğretmenlerden farklı bir değerlendirme sürecine tabi tutulmasını gerektiriyor. Bu nedenle memur öğretmenler için genel öğretmen kontenjanından bağımsız olarak belirli bir oran ayrılması ve özel bir atama takvimi oluşturulması öneriliyor. Böylece deneyimli öğretmenlerin sisteme kazandırılması daha etkin bir şekilde sağlanabilir.
Zorunlu Hizmet Bölgelerine Öncelik
Özellikle deprem bölgeleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Karadeniz’in doğu bölgelerinde öğretmen açığı daha belirgin. Memur öğretmenlerin bu bölgelerde görevlendirilmesi, eğitimde fırsat eşitsizliğinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Atamalarda zorunlu hizmet bölgelerine öncelik verilmesi, hem öğretmen ihtiyacının dengelenmesini hem de eğitimde kaliteyi artırmayı hedefliyor.
ÖABT ve MEB-AGS Puanlarının Değerlendirilmesi
Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) ve MEB-AGS sınavları, adayların alan bilgisi ve pedagojik yeterliliğini ölçen önemli göstergeler olarak öne çıkıyor. Memur öğretmenlerin bu sınav puanları dikkate alınarak atanması, nitelikli öğretmenlerin eğitim sistemine kazandırılmasını destekleyecektir. Öneri, 2022-2024 yıllarında yapılan ÖABT sonuçlarının ve 2025 MEB-AGS puanlarının belirli bir taban puanın üzerinde olan adaylar arasında değerlendirilerek atamanın gerçekleştirilmesi yönünde.
Kamu Maliyetine Etkisi
Memur öğretmenlerin mevcut kamu maaşları, MEB öğretmenlerinin maaşlarıyla uyumlu olduğu için, bu atamaların ek bir maliyet oluşturmayacağı belirtiliyor. Bu durum, karar alıcıların maliyet endişesi taşımadan memur öğretmenlerin taleplerini karşılayabileceğini gösteriyor.
Geçmiş Atama Uygulamalarından Çıkarılan Dersler
Memur öğretmenlerin MEB’e geçişi konusunda geçmişte yapılan bazı uygulamalar örnek teşkil ediyor. 2016 yılında dershane öğretmenlerinin KPSS şartı aranmaksızın mülakatla atanması, acil öğretmen ihtiyacını karşılamış olsa da uzun vadede sürdürülebilir bulunmadı. 2018 yılında yapılan ücretli öğretmen atamasında ise ÖABT puanları esas alınarak alan bilgisi ve başarı düzeyi ön plana çıkarıldı, ancak sınırlı kontenjan nedeniyle kapsamı dar kaldı.
Bu deneyimler, memur öğretmenlerin atanması sürecinde esnek ve nitelik odaklı bir yaklaşımın önemini gösteriyor. Ancak, bu uygulamaların anayasal eşitlik, kariyer ve liyakat ilkeleriyle tam olarak uyumlu olup olmadığı hâlâ tartışma konusu.
Memur Öğretmenler İçin Önerilen Atama Süreci
Yeni bir atama süreci, memur öğretmenlerin alan bilgisi, deneyim ve pedagojik yeterliliklerini adil biçimde değerlendirecek şekilde tasarlanabilir. Önerilen süreçte, ÖABT ve MEB-AGS puanları, mevcut görevlerde edinilen deneyim ve adayların iletişim ile pedagojik becerileri mülakatla ölçülür. Başvurular bu kriterler doğrultusunda değerlendirilir, adaylar sıralanır ve boş kadrolara öncelikle en yüksek puanlı adaylardan başlamak üzere atama yapılır.
Yeni Yaklaşımın Faydaları ve Maliyet Etkisi
Türkiye genelinde yaklaşık 100 bin öğretmen açığı bulunuyor. Bu açığın küçük bir oranı, örneğin %3’ü olan 3.000 kontenjan memur öğretmenlere ayrılırsa, hem öğretmen ihtiyacı kısmen karşılanmış olur hem de deneyimli öğretmenlerin eğitim sisteminde daha etkin kullanılmasına olanak tanınır. Ayrıca mevcut maaş yapısı nedeniyle ek maliyet oluşmadığından, kaynakların verimli kullanımı sağlanmış olur.
