İstanbul’un usta foto muhabirlerinden Garbis Loris Özatay için Kadıköy Surp Takavor Ermeni Kilisesi’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene ailesinin yanı sıra çok sayıda gazeteci, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyeleri ve belgeselci-foto muhabiri Coşkun Aral katıldı. Özatay, dualar eşliğinde Bağlarbaşı Surp Haç Mezarlığı’nda toprağa verildi.
1946’da İstanbul’da doğan Özatay, 1962’de fotoğrafçılığa amatör olarak ilgi duymaya başladı. Kısa sürede Ara Güler’le tanışarak mesleğe dair ilham aldı. 1966’da Yeniköy vapuruyla Yeni Galatasaray motorunun çarpışıp batmasını sualtında fotoğraflaması, onun Türk Haberler Ajansı’na (THA) girişini sağladı. Renkli fotoğrafçılığı ise Sami Güner’in stüdyosunda öğrendi.
İLK ÖDÜLÜNÜ 1970’TE ALDI
1969’da THA’ya kadrolu giren Özatay, 1970’te TGC tarafından “Gazetecilik Başarı Ödülü” ile onurlandırıldı. 1971’de Ürdün Kralı Tallal’ı Şifa Yurdu Hastanesi’nde gizlice görüntüleyerek birincilik kazandı. Bu kareyi yakalayabilmek için hastanede 10 gün boyunca bahçıvan olarak çalıştı. Çekim sonrası Ürdün’e girişi yasaklandı. 1975’te “Hayat Mecmuası”ndan Milliyet gazetesine geçen Özatay, sonrasında Güneş gazetesinde fotoğraf editörlüğü yaptı. 1990’da Cumhuriyet, 1994’te yeniden Milliyet’te çalışmaya başladı. Burada “Gidilmemiş ve Bilinmeyen Yerleriyle Türkiye” projesini yürüttü. Bu kapsamda 1995’te “İstanbul’un Yanı Başı Cennet”, 1996’da “İç Anadolu”, 1997-1998’de “Karadeniz ve Ege”, 2000’de ise “Adım Adım GAP” çalışmalarını tamamladı.
KARDAK FOTOĞRAFI İLE TARİHE GEÇTİ
1996’daki Kardak krizi sırasında kayalığa bayrak diken SAS komandolarını fotoğraflamayı başardı. Bu karesiyle 1997’de “Sedat Simavi Fotoğraf Ödülü”ne layık görüldü. Milliyet’te 19 yıl görev yapan Özatay, 2019’da Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’nü aldı ve sürekli basın kartı sahibi oldu. 2024-2025 yıllarında ise Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nda görev yaptı.
