ABD basınında yer alan değerlendirmelerde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 7 Ekim 2023 sonrası izlediği güvenlik ve bölgesel politika yaklaşımına yönelik eleştiriler dikkat çekti. Washington Post gazetesinde yayımlanan analizde, Hamas saldırılarını gerekçe göstererek Orta Doğu’nun siyasi dengelerini değiştirmeyi hedefleyen İsrail yönetiminin, beklenenin aksine ülkeyi daha güvenli değil daha kırılgan bir konuma sürüklediği ifade edildi. Değerlendirmede, "10 milyonluk bir ülke 500 milyonluk bir bölgeye iradesini dayatamaz" ifadeleri öne çıktı.
İsrail’in Bölgesel Stratejisinin Beklenen Sonucu Vermediği Yorumu
Washington Post’un analizinde, Netanyahu’nun 7 Ekim sonrası şekillendirdiği güvenlik politikalarının ve “Büyük İsrail” hedefiyle ilişkilendirilen bölgesel yaklaşımının sahada istenilen sonucu üretmediği belirtildi. İsrail’in yürüttüğü geniş kapsamlı askeri operasyonların güvenliği artırmak yerine askeri yükü büyüttüğü ve uluslararası baskıları derinleştirdiği değerlendirmesi yapıldı.
Haberde, Tel Aviv yönetiminin aynı anda Filistin, Lübnan, Suriye, İran, Irak ve Yemen ekseninde farklı güvenlik başlıklarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. Netanyahu’nun bölgesel düzeni yeniden şekillendirmeyi amaçlayan sert güvenlik anlayışının ise çatışma alanlarını genişlettiği ifade edildi.
'Mutlak Güvenlik' Politikası Tartışma Yarattı
Gazetedeki değerlendirmede, Netanyahu yönetiminin İsrail’in tehdit olarak gördüğü unsurları yalnızca sınırlandırmak yerine tamamen etkisiz hale getirmeyi hedeflediği ancak bunun sahada kesin bir sonuç doğurmadığı kaydedildi.
Gazze’de devam eden operasyonlara rağmen Hamas’ın etkisini sürdürdüğü belirtilirken, Hizbullah’ın hala önemli bir güvenlik tehdidi oluşturduğu ve İran’ın askeri kapasitesini yeniden toparlama sürecine girdiği yorumlarına yer verildi. Analizde, uzun süren çatışmaların İsrail’in güvenlik stratejisinde yeni tartışmaları beraberinde getirdiği vurgulandı.
ABD’ye Askeri ve Diplomatik Bağımlılık Vurgusu
Haberde dikkat çekilen başlıklardan biri de İsrail’in ABD desteğine duyduğu ihtiyacın giderek artması oldu. Washington yönetiminin yalnızca diplomatik alanda değil, askeri açıdan da İsrail için kritik bir konuma geldiği belirtildi.
Değerlendirmede, İsrail’in uzun süreli ve çok cepheli bir mücadeleyi tek başına sürdürebilme kapasitesinin sorgulanmaya başladığı ifade edilirken, ABD desteği olmadan mevcut operasyonel yükün taşınmasının zorlaşabileceği yorumuna yer verildi.
'10 Milyonluk Ülke Orta Doğu’ya Hükmedemez'
Analizin dikkat çeken bölümlerinden birinde, İsrail’in nüfus ve bölgesel güç dengeleri açısından gerçeklerle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Haberde, yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip bir ülkenin, 500 milyondan fazla insanın yaşadığı Orta Doğu coğrafyasını kendi iradesi doğrultusunda şekillendirmeye çalışmasının uzun vadede ciddi maliyetler doğurabileceği ifade edildi.
Washington Post, askeri güce dayalı stratejilerin bölgesel istikrarı sağlamak yerine İsrail’in mevcut kaynaklarını tüketme riskini artırdığı değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası Tepkiler ve Yalnızlaşma Uyarısı
Haberde, Gazze’de yaşanan sivil kayıplar, çatışmaların uzaması ve uluslararası kamuoyundan yükselen tepkiler nedeniyle İsrail’in küresel ölçekte daha fazla eleştirildiği belirtildi. ABD kamuoyunda İsrail’e verilen desteğin son yıllarda zayıfladığına işaret edilen değerlendirmede, Netanyahu’nun "mutlak güvenlik" yaklaşımının İsrail’i daha güvenli hale getirmek yerine daha yalnız bir noktaya taşıdığı ifade edildi.
Analizde ayrıca, İsrail’in uluslararası arenada giderek artan bir izolasyon riskiyle karşı karşıya kaldığı ve bunun ülkenin diplomatik ilişkilerine uzun vadeli etkiler doğurabileceği yorumu yapıldı.
