Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yıllardır süren ve savunma sanayiini derinden etkileyen "S-400 krizi"nde buzlar eriyor mu? ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, konuyla ilgili ezber bozan açıklamalarda bulundu. Barrack, Ankara'nın Rus yapımı hava savunma sistemlerinin "operasyonelliği" konusundaki Amerikan endişelerini büyük oranda giderdiğini belirterek, sorunun çözümü için çok yakın bir tarihi işaret etti.
‘Teknik ve Güvenlik Kaygıları Giderildi’
Amerikan finans ve medya kuruluşu Bloomberg'in haberine göre; Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen uluslararası bir konferansta konuşan Büyükelçi Tom Barrack, sürecin perde arkasını anlattı. Barrack, S-400 sistemlerinin Türkiye'de aktif olarak kullanılmadığını, bu durumun da ABD'nin "sistemlerin çalışır durumda olmasıyla ilgili teknik ve güvenlik kaygısını" ortadan kaldırdığını vurguladı.
Ancak Büyükelçi, Türkiye'nin envanterinde hala S-400 bulundurmasının ABD tarafı için "çözülmesi gereken temel bir sorun" olarak masada durduğunu da sözlerine ekledi.
Çözüm İçin Net Takvim: 4-6 Ay
Diplomatik çevrelerde heyecan yaratan asıl açıklama ise krizin çözüm takvimiyle ilgili oldu. Sürecin olumlu ilerlediği sinyalini veren Tom Barrack, "Benim kanaatim, bu sorunların önümüzdeki 4 ila 6 ay içinde çözüme kavuşacağı yönünde" diyerek F-35 programına dönüş veya yaptırımların kalkması konusunda umutlu konuştu.
Krizin Geçmişi ve Trump Etkisi
Süreç, Türkiye'nin yaklaşık 10 yıl önce Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın almasıyla başlamıştı. Washington yönetimi, bu sistemlerin NATO altyapısına uyumsuz olduğunu ve F-35 savaş uçaklarının "hayalet" (radarda görünmezlik) özelliğini ifşa edeceğini savunarak Türkiye'yi üretim ortağı olduğu projeden çıkarmış ve CAATSA yaptırımlarını devreye sokmuştu.
Geçtiğimiz Eylül ayında ise ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Beyaz Saray'da ağırlamış ve bu görüşmede konu yeniden masaya yatırılmıştı. O dönemde Trump'ın "Türkiye F-35 satın alabilir, Erdoğan bizim için bir şey yapacak" şeklindeki ifadeleri, çözüm için pazarlıkların sürdüğü şeklinde yorumlanmıştı.
