"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
32°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26
3.026.696 %-0.51
İşçi Haber Gündem Ahmet Arif Denizolgun ölümünde sır perdesi aralandı : FETÖ ve kayıp otopsi videosu iddiası

Ahmet Arif Denizolgun ölümünde sır perdesi aralandı : FETÖ ve kayıp otopsi videosu iddiası

Süleymancılar Cemaati'nin eski lideri Ahmet Arif Denizolgun’un 2016 yılında Beykoz’da hayatını kaybetmesine ilişkin dosya, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeniden mercek altına alındı. Feth-i kabir kararıyla Denizolgun’un naaşının mezardan çıkarılarak yeniden adli tıp incelemesine tabi tutulması planlanırken, dosyada otopsi kayıtları, ölüm raporu, ceset sıvısında tespit edildiği belirtilen ağır metaller ve tanık ifadeleriyle ilgili yeni iddialar yer aldı.

Okunma Süresi: 5 dk

Süleymancılar Cemaati'nin eski lideri Ahmet Arif Denizolgun'un 2016 yılında gerçekleşen ani ve şüpheli ölümüne ilişkin dosya yeniden açıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman'ın talimatıyla başlatılan kapsamlı soruşturmayla, Denizolgun'un ölümüne ilişkin yıllardır gündemde olan şüpheler yeniden mercek altına alındı.

Alihan kuriş suç örgütünde yeni iddialar

Bakırköy Başsavcılığı'nın Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik yürüttüğü ana soruşturma kapsamında Denizolgun'un ölüm dosyası, Beykoz Başsavcılığı'ndan yetkisizlik kararıyla celp edildi. Savcılığın verdiği tarihi "Feth-i Kabir" kararı doğrultusunda Denizolgun'un naaşı mezarından çıkarılacak ve yeniden adli tıp incelemesine tabi tutulacak. Dosyaya giren ifadeler, kayıp olduğu belirtilen video kayıtları ve FETÖ izleri, cemaatin mevcut lideri Alihan Kuriş hakkındaki soru işaretlerini artırdı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında ifade veren Rüstem Şahin'in anlatımları, soruşturmanın seyrini değiştiren önemli iddialar arasında yer aldı. Cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın ailesine ve cemaate çocukluğundan beri bağlı olduğunu belirten tanık Rüstem Şahin, cemaatin mevcut lideri Alihan Kuriş hakkında dikkat çeken iddialarda bulundu.

‘ahmet arif denizolgun at çiftliğinde öldürüldü’

A Haber'in aktardığı bilgilere göre Rüstem Şahin'in ifadesine göre olay günü Alihan Kuriş'in yanında bulunan cemaat mensubu Yunus K., Kuriş'e gelen bir telefon görüşmesine tanıklık etti. İddiaya göre Alihan Kuriş, telefonu kapattıktan hemen sonra yanındakilere dönerek henüz olay kimse tarafından bilinmiyorken "dayımı öldürdüler" dedi.

Kuriş, Yunus K.'yı acilen Beykoz'daki çiftliğe cenazenin başına gönderirken kendisi başka kişilerle buluşmaya gitti. Yunus K. çiftlikte cenazeyi beklediği sırada Alihan Kuriş, cemaat dışından bir grupla cenazenin bulunduğu yere geldi ve Yunus K.'yı binadan dışarı çıkardı. Şahin ifadesinde ayrıca "Alihan Kuriş'in dayısının öldürüleceğinden kesinlikle haberi vardı. Ahmet Arif Denizolgun, 2016 yılında Beykoz'da at çiftliğinde öldürüldü, öldürüldü diyorum çünkü bu olay yaşanmadan önce Alihan Kuriş'in arkadaşı Doktor H.R.T. arkadaşı İsmail Ü.'ye Alihan Kuriş'in kendisini cemaatin başına getireceklerini, kendisinin altyapısı yok diye dert yandığını da anlatmış" dedi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı ile Adli Tıp Kurumu (ATK) arasında yapılan resmi yazışmalar, otopsi görüntülerine ilişkin soru işaretlerini de dosyaya taşıdı. 24 Şubat 2026'da Bakırköy Cumhuriyet Savcısı, Adli Tıp Kurumu'na müzekkere göndererek otopsi işlemlerine ait görüntü, video veya fotoğraf kaydı bulunup bulunmadığını sordu.

otopside delil karartma şüphesi oluştu

12 Mart 2026'da ATK İstanbul Morg İhtisas Dairesi, yalnızca fotoğrafların bulunduğunu belirterek video konusuna ilişkin muğlak bir cevap verdi. 1 Haziran 2026'da ise Savcılık, fotoğraf ve videoların tamamının bir CD'ye aktarılıp acilen gönderilmesini talep etti. 14 Temmuz 2026'da gönderilen CD'yi inceleyen savcılık, içerisinde yalnızca 145 adet fotoğraf bulunduğunu ve tek saniye dahi video kaydı olmadığını resmi tutanakla tespit etti.

Savcılık bunun üzerine ATK'ya sert bir ihtar göndererek "Video kaydı nerede? Yoksa gerekçesini bildirin!" dedi. 16 Temmuz 2026'da ATK Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili nihai cevabında "Ahmet Arif Denizolgun'a ait otopsi esnasında çekilen herhangi bir video kaydı bulunmamaktadır" dedi.

Müşteki Vekili Av. Hakan Karakuş ise standart otopsi usullerine aykırı olduğunu belirttiği bu durumun, şüpheli ölümün delillerini karartmak ve gerçeğin üstünü örtmek amacıyla kasıtlı bir ihmal olduğunu ifade ederek adli tıp bilişim personeli hakkında suç duyurusunda bulundu.

denizolgun otopsisinde FETÖ bağlantılı doktor imzası

Denizolgun'un ölümünün ardından hazırlanan ve vefatı "doğal beyin kanaması" olarak göstererek dosyanın hızla kapatılmasını sağlayan ilk otopsi raporunda FETÖ bağlantısı olduğu iddia edilen bir isim de dikkat çekti. Raporda imzası bulunan Uzman Doktor Yusuf İslam Duman'ın, FETÖ'nün hücre yapılanmasında "Zafer" kod adını kullandığı ortaya çıktı.

ByLock kullanıcısı olduğu, örgütün Tıp Uzmanlık Sınavı (TUS) evlerinde görev yaptığı ve Karaman Adli Tıp Kurumu'nda görevliyken gözaltına alındığı belirtilen Duman, etkin pişmanlık yasasından faydalanarak serbest bırakılmıştı. Şüpheli ölümün ardından kısa sürede hazırlanan "temiz" raporunun altında bu FETÖ'cü doktorun imzasının bulunması, Denizolgun'un ölümüyle ilgili şüpheleri daha da artırdı.

Soruşturma dosyasında bulunan 8 Eylül 2016 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu, cinayetin "zehirleme" yöntemiyle gerçekleştirilmiş olabileceğine ilişkin dikkat çekici bulgular içeriyor. Maktulün ceset çürüme sıvısında yapılan analizlerde normal değerlerin üzerinde Baryum, Arsenik, Kadmiyum, Nikel ve Civa gibi ağır toksik metaller tespit edildi. Gerçekleştirilecek feth-i kabir işleminin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu'nun, söz konusu ölümcül kimyasalların maktulün vücuduna nasıl girdiğini kesin olarak belirlemesi bekleniyor.

denizolgun'un boynunda ezilme ve morarma tespit edildi

Denizolgun'un vefat ettiği gün Beykoz'daki malikanede bulunan Türkmenistan uyruklu işçi Rufat Kadyrow'un ifadeleri de dosyadaki önemli başlıklardan biri oldu. Kadyrow, Denizolgun'un eve girişinden itibaren 36 saat boyunca kendisinden haber alamadığını ancak bu durumdan herhangi bir şüphe duymadığını söyledi. Anahtarın kapının dışında bırakılmasına rağmen içeri girmemesi ve şoför Murat'ın gelmesini beklemesi ise hayatın olağan akışına aykırı bulundu.

Ölü Muayene Tutanağı'nda yer alan en dikkat çekici fiziksel bulgulardan biri, Denizolgun'un boynunun sol alt tarafında tespit edilen yaygın ekimotik alanlar, morarma ve ezilme oldu. Uzmanlar, söz konusu morlukların ağız ve burun kapatılarak ya da boğaz sıkılarak nefessiz bırakma, başka bir ifadeyle boğma yoluyla gerçekleştirilen dış saldırıya işaret ettiğini vurguladı.

Dosyada yer alan bir diğer dikkat çekici bulgu ise maktulün ağzından saatler boyunca köpüklü yoğun kan gelmesi oldu. Bu bulgunun, klasik beyin kanaması teşhisine ilişkin ciddi soru işaretleri oluşturduğu belirtildi. Yıllar sonra yeniden açılan dosyada feth-i kabir işlemi, yeni adli tıp incelemesi, otopsi kayıtlarına ilişkin soru işaretleri, tanık ifadeleri ve mevcut raporlardaki bulgular birlikte değerlendirilecek.