11 Aralık 2025’te The New York Times’ta yayımlanan kapsamlı analiz, Marmara Denizi’nin altında süregelen sismik hareketliliğin İstanbul için ciddi bir tehlike arz ettiğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu durumun İstanbul'da meydana gelebilecek büyük bir depremin habercisi olabileceğini vurguluyor.
Bilim insanlarına göre, Karadeniz ile Ege Denizi’ni birbirine bağlayan bölgedeki ana fay hattında son 20 yılda artan büyüklükte depremler yaşandı. Bu dizilim, batıdan doğuya doğru ilerleyerek İstanbul’un hemen güneyine kadar ulaştı ve bu durum, bölgedeki sismik aktivitenin artışını gözler önüne seriyor.
Nisan Depremi: Alarm Zilleri Çalıyor
2025 Nisan ayında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, uzmanlara göre bu sismik dizinin şimdiye kadarki en güçlü halkası oldu. Bu durum, Marmara Ana Fayı üzerinde 9 ila 13 kilometrelik kilitli bir segmentte ciddi stres biriktiğini gösteriyor.
Bu segmentin kırılması durumunda 7,0 veya üzeri büyüklükte bir depremin tetiklenebileceği belirtiliyor. Uzmanlar, bu olasılığın ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade ediyor.
Elçiliğin Türkçe Mesajı Fısıltı Gazetesi Yarattı
Söz konusu analizden yalnızca birkaç hafta sonra, ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği tarafından 30 Aralık 2025 tarihinde yapılan Türkçe bir açıklama dikkat çekti. Elçiliğin resmi sosyal medya hesaplarından yayımlanan deprem kılavuzu, İstanbul’daki ABD vatandaşlarını olası bir deprem sırasında nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda detaylı biçimde bilgilendiriyor.
Kılavuzda, çök-kapan-tutun yönteminden açık alanlara yönelme tavsiyelerine kadar birçok öneri yer alıyor. Ayrıca havalimanlarına erişimin zorlaşabileceği, artçı sarsıntıların sürebileceği ve birkaç gün boyunca sığınak arayışı gerekebileceği belirtiliyor.
Eş Zamanlı Uyarılar Tesadüf mü?
Uzmanlar, ardı ardına gelen bu iki uyarının dikkatle analiz edilmesi gerektiğini vurguluyor. Her ne kadar bilimsel olarak depremin zamanı kesin olarak öngörülemese de, uluslararası medya ve diplomatik çevrelerde İstanbul’a dair artan endişe, yerel ve merkezi yönetimlerin hazırlıklarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğine işaret ediyor.
Kentsel riskler ve plansız yapılaşma, İstanbul'daki yapı stoğu ve kentleşme biçimiyle ilgili önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Özellikle denetimsiz inşaatlar ve zayıf zemin yapısı, olası bir büyük depremde can kaybı riskini önemli ölçüde artırıyor.
Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Marmara Denizi altındaki bölümünün 1766’dan bu yana büyük bir kırılma yaşamadığı da hatırlatılıyor. Bu durum, İstanbul gibi büyük bir metropolde, zamanında alınacak önlemlerin hayati önem taşıdığını gösteriyor.
Türkiye’nin 2023 Şubat ayında yaşadığı ve en az 55 bin kişinin yaşamını yitirdiği Kahramanmaraş merkezli depremler, bu tür uyarıların ciddiyetle ele alınmasının gerekliliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir metropolde, zamanında atılacak her adımın binlerce hayat kurtarabileceği gerçeği ise hâlâ güncelliğini koruyor.
