MHP lideri Devlet Bahçeli, Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen Türk Gençliği Büyük Kurultayı'na katılım sağladı.
Bahçeli'nin konuşmasındaki bazı satırbaşları şu şekilde:
“Al bayrağın altında şahsiyetini inşa eden, Bozkurtlu mavi sancağın gölgesinde gençlik düşlerini büyüten, Kızıl Elma'nın ışığında istikbalimize yürüyen Türk gençliğiyle iftihar ediyorum.
Yüreğimde Ergenekon'un demirden dağları eriten kudretini, fikriyatında Malazgirt'in Anadolu'yu vatan kılan kararlılığını, istikametinde İstanbul'un çağ açıp çağ kapatan fetih ufkunu, adımlarında Samsun'un istiklal meşalesini taşıyan Türk gençliğini bu anlamlı günde burada görmek tarifsiz bir onur benim için. 19 Mayıs 1919'da Samsun ufkunda doğan Hürriyet Güneşi'nin 107 yıl sonra Türk gençliğinin gözlerinde nasıl parladığını hep birlikte idrak ediyoruz bugün.
Türkiye Cumhuriyeti'ne biçim veren ülkücü hareketin nasıl dimdik ayakta kaldığını işte bu muazzam tablo eşliğinde buradan ilan ediyoruz. Ne mutlu bizlere. Hasretini çektiğimiz, dualarda dilediğimiz, sabırsızlıkla beklediğimiz, sonuna kadar güvendiğimiz o Türk gençliği işte karşımda, dimdik ayakta. Bu gençlikle ne kadar sevinsek, ne kadar övünsek, ne kadar iftihar etsek azdır. Bu salonu dolduran alnı ak, aklıselim sahibi, kalbi sağlam, azmi aşikâr, niyeti halis olan, bütün samimiyetimle kendileriyle gurur duyduğum sevgili asenalar, sevgili bozkurtlar, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen Türk Gençliği Büyük Kurultayı münasebetiyle hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle ve hürmetle selamlıyorum.
‘Atatürk'ün Samsun'da attığı ilk adım en büyük cevaptır’
Evlatlarım, 19 Mayıs 1919 Türk milletinin tarih sahnesinde yeniden doğrulduğu, kaderine vurulmak istenen esaret zincirini parçaladığı, emperyalizmin kurduğu vesayet oyunlarını elinin tersiyle ittiği kutlu bir başlangıçtır. Mondros'un ağır hükümleri milletimizin sırtına hançer gibi saplanmış, Anadolu'nun dört bir yanı işgal heveslilerinin kirli hesaplarıyla sarmalanmıştı. Vatan toprağı işgalcilerin postallarıyla çiğnenirken, ihanetin ağları İstanbul'dan Musul'a, Erzurum'dan Selanik'e kadar uzanmış, mandacıların himaye hevesleri, ayrılıkçı cemiyetlerin teslimiyet hesaplarıyla çepeçevre kuşatılmıştı. İstanbul'un semalarına işgalin ağır gölgesi çökmüş, ordunun imkânları mütareke şartlarıyla budanmış, vatan sevdalılarının sabrı taşmıştı. Vatan ve hürriyet şairimiz Namık Kemal milletin sızısına şöyle ses veriyordu: ‘Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini. Yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini.’ İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'da attığı ilk adım, bu suale verilmiş en büyük cevaptır. O ilk adım Havza'da ulusal şuura, Amasya'da kurtuluş fermanına, Erzurum'da millî birliğe, Sivas'ta "Ya istiklal ya ölüm" diyen kararla Ankara'da devletleşen ve devleşen millî iradeye dönüşmüştür. Böylece Namık Kemal'in feryadı cevabını bulmuş, Mustafa Kemal Atatürk da bu cevabı tarihe şu mısralarla mühürlemiştir: 'Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini. Bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini." İşte bu mısralar, Samsun'a çıkan kıvılcımın Anadolu'da nasıl bir ihtilal yangınına dönüşeceğinin habercisi olmuştur.
19 Mayıs, mahzun kalmış milletimizin miracıdır. 19 Mayıs, esarete terk edilmek istenen mukadderatın Türk eliyle yeniden yazılmasıdır. 19 Mayıs, karanlığa terk edilmek istenen bir coğrafyada fecrin ilk ışıklarıdır. Çünkü 19 Mayıs, Samsun'da Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın attığı o ilk adımla 107 yıl önce başlayan ve ilelebet sürecek istikbal seferinin adıdır. Bugün sizlere düşen vazife de bu seferin en ön saflarında birer nefer olmaktır.
Gençliğe armağan edilen bu müstesna günün manası, bu seslenişte ve hakikatte yatmaktadır. Türk gençliğine istikbalin haysiyeti, istikbalin mesuliyeti, cumhuriyetin namusu, Türk milletinin ebediyete kadar hür yaşama ahdi, 19 Mayıs 1919'un hatırasıyla emanet edilmiştir. Kıymetli Asenalar, değerli Bozkurtlar, o hâlde korkmayacaksınız, kaçmayacaksınız, satmayacaksınız, savrulmayacaksınız. Rüzgâr belki sert esecek, yollar sarpa saracak. Zaman zaman hissenize o kurt yalnızlığı düşecek. Bazen kimse sizi anlamayacak, ne kadar dil dökseniz de anlaşılmayacaksınız. Güneşli günlerin yolcuları, şen sofraların misafirleri, düz yolların heveslileri değil, çetin zamanların nöbetçileri, puslu havalarda ocaklarının bekçileri, Türk milliyetçiliği davasının yegâne hancısı olacaksınız.
‘ülkü ocakları türk gençliğini sokakların hoyratlığına bırakmayan bir sığınaktır'
Ülkü Ocakları, delikanlı çağlarımızın aklını kıvama erdiren, taşkın duyguları edep süzgecinden geçiren, hevesleri iffetin istikametine koyan terbiye kapısıdır. Ülkü Ocakları, kabiliyeti maksada bağlayan, 'Ben değil biz' demeyi öğreten, itirazlardan müteşekkil olan varlığımızı milletiyle yaşayan bir şahsiyete dönüştüren irfan eşiğidir. Ülkü Ocakları, Türk gençliğini menşei meçhul fikir akımlarına terk etmeyen, sokakların hoyratlığına bırakmayan, ekranların parlak rehavetine teslim etmeyen bir sığınaktır. Ülkü Ocakları, Türk gençliğini aidiyet buhranlarından, manevi kuraklıktan, değer erozyonlarından, kimliksizliğin ve köksüzlüğün öğütücü çarklarından çekip çıkaran bir mekteptir. Bu mektebin tarihi, Türk milletinin son yüzyılda verdiği varoluş mücadelesinin gençlik cephesidir.
Ülkü Ocakları Teknoloji Merkezi Koordinatörlüğü bünyesinde faaliyet gösteren TeknOcak, bugün iftihar kaynağımızdır. TeknOcak, elektrik ve robotik sistemlerden yazılım ve yapay zekâya, enerji ve çevre teknolojilerinden savunma ve uzay çalışmalarına, tarımdan mobil uygulamalara kadar geniş bir sahada Türk gençliğinin üretim ufkunu açan millî bir teknoloji seferberliğidir. Bu seferberlik, muasırlaşma davasının gençliğimizde vücut bulmasıdır. Ancak altını kalın çizgilerle çizmem gerekir ki Batı özentisi biçareler gibi taklitçi bir modernleşme hevesi içinde değiliz.
Nasıl bir gençlik düşünüyoruz biliyor musunuz? Sokağın savrukluğuna yüz çevirmiş, Endüstri 5.0 imkânlarını Türk milletinin büyük hedefleriyle buluşturmuş bir gençlik. Boş sözlerin hamisi, sloganların değil, büyük eserler verme idealinin peşinden giden bir gençlik. Kuru gürültülerin değil, somut projelerin, tüketim kolaycılığının değil, uluslararası sahada bayrağımızı dalgalandırmanın derdine düşen bir gençlik. Kavgayla vakit tüketmeyen, hasetle kararmayan, kıymet kaybı okyanuslarında boğulmayan, yapay zekâ ile ufkunu açan, tarım ve biyoteknolojiyle geleceğin kapılarını aralayan bir gençlik. Türk milletinin koluna kuvvet, zihnine kudret, kaderine kutup başı olacak bir gençlik düşünüyoruz. Ve işte bu gençlik bugün burada yanı başımızdadır.
‘Terörsüz Türkiye hedefi için sorumluluğun büyük yükü gençlerin omuzlarında’
Bizim gençliğimiz, başkasının teknolojisine mahkûm olmamak için kendi imkânını, kendi kabiliyetini büyüten aydınlık sabahlarımızdır. Başta isim babası olduğumuz GÖKTAY Yarış Arabası ve TÜRKAN İnsansız Hava Aracı olmak üzere, üniversiteli gençlerimizin geliştirdiği yüzü aşkın proje bizim için şeref vesilesidir. Taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğini çok iyi bilen ecdat aklı, kendi cevherine güvenen, teknolojiyle büyüyen bir nesilde yeniden vücut bulmaktadır. Şahsi ikballerinden evvel ülkenin istikbalini düşünen, çağın gereksinimlerini okuyan, imkânlarını Türkçe yorumlayan, küresel hadiselerin seyrini millî bir gözle, bağımsız bir idrakle kavrayan gençlerimiz yüz akımızdır. Kendilerini samimiyetle, şükranla ve takdirle müşahede ediyoruz. Biliyoruz ki küçük hedefler büyük milletlere yakışmaz.
Türk gençliği dar ufuklara sığmaz. Gündelik kavgalara sıkışıp kalmak ülkücü şuurla bağdaşmaz. Biliyoruz ki ülkücü Türk gençliği varsa Türk milleti çaresiz değildir. Görüyoruz ki biz burada var oldukça Türkiye Cumhuriyeti Devleti yalnız değildir. Yürekten inanıyoruz ki ülkücü Türk gençliği varsa, Türk ve Türkiye Yüzyılı kuru bir söz değil, alın teriyle, akılla, ahlakla ve teknolojiyle adım adım ilerlenen bir hakikattir.
Bugün Terörsüz Türkiye hedefi için aldığımız büyük sorumluluğun yükü omuzlarımızda bulunurken, sizlere düşen vazife her zamankinden daha büyüktür. Bu yük siyasi bir hedef değildir. Anaların gözyaşını dindirmenin, evlatlarımızın geleceğini güvenceye almanın, kardeşliği bu topraklarda yeniden tahkim etmenin ve Türk milletinin bin yıllık birliğini ebediyete taşımanın Kızıl Elması'dır.”
