AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Göktaş, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
'16 hafta olan doğum izinlerimizi 24 haftaya yükselttik'
Nüfus konusunda uzun süredir çalıştıklarını belirterek 2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı'nı anımsatan Bakan Göktaş, Türkiye'de doğurganlıkla ilgili saha çalışmaları yapıldığını; doğurganlık oranlarının en yüksek ve en düşük olduğu 12 ilde bizzat ailelerle ve annelerle görüştüklerini söyledi. Çalışmalar kapsamında ihtiyaçlara yönelik tespitleri göz önünde bulundurduklarını ifade eden Göktaş, ailelerin ve özellikle çalışan annelerin taleplerinden birinin doğum izinlerinin uzatılması olduğunu belirtti. Göktaş, "Biz de bu talebe yönelik bir çalışma gerçekleştirdik. Biliyorsunuz anneler için emzirmek, özellikle ilk 3 ayda anne ve çocuk arasındaki o güçlü bağı oluşturmak adına çok kıymetli. Bu minvalde de yasal düzenlememizle 16 hafta olan doğum izinlerimizi 24 haftaya yükselttik. Ailelerimize, annelerimize bunu müjdeledik geçtiğimiz haftaki düzenlememizde" dedi. Babalık izniyle ilgili de bir düzenleme yaptıklarını anlatan Göktaş, "İşçi babaların 5 gün olan doğum sonrası babalık iznini 10 güne çıkararak memurlar ile eşitledik. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın babalara yönelik çağrısı kapsamında, bakım yükünün çoğunlukla annelerin üzerinde olduğu gerçeğinden hareketle, ilk 10 günde babaların annelerin yanında olmasını sağlayacak çok kıymetli bir adım attık" diye konuştu.
'yaş doğrulama sistemini hayata geçiriyoruz'
Bakan Göktaş, 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya kısıtlaması düzenlemesine ilişkin soru üzerine, 2024 yılından bu yana bu konu üzerinde çalıştıklarını, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı'nın en önemli başlıklarından birinin de dijital çağda aileyi korumak ve güçlendirmek olduğunu belirtti. Göktaş, "Bir yandan ailelerde dijital okuryazarlık farkındalığı oluşturmayı hedefliyoruz ancak diğer yandan çocuklarımızı algoritmaların, büyük şirketlerin, dijital ve teknoloji şirketlerinin insafına bırakmayacağız. Zira onların bu ortamlarda aslında para kazandıklarını ve çocuklarımız üzerinden çok ciddi kar elde ettiklerini çok iyi biliyoruz" dedi. Göktaş, geçen hafta çocukların dijital ortamda korunmasına ilişkin uluslararası zirveye ev sahipliği yaptıklarını ve UNICEF'le ortak bir bildiri yayımladıklarını hatırlatarak, şunları söyledi:
“Bütün ülkeler benzer bir süreçten geçiyor. Yani bu zirvede özellikle öne çıkan konulardan bir tanesi bir ülkenin tek başına bununla mücadele etmesinin de mümkün olmadığının farkındayız, zira teknoloji hızla gelişiyor. Bu bildiride şunu söylüyoruz teknoloji firmalarına da, oyun yaptığınız andan itibaren veya bir içerik sağladığınız andan itibaren özellikle çocuklara yönelik zararlı içerikleri önleyici bir şekilde icra etsinler. Bir de yaş doğrulama sistemini hayata geçiriyoruz. Aslında çok kapsamlı bir politika ve güvenli. Türkiye bu konuda öncü ülkelerden bir tanesi. Amacımız çocukları korumak, daha güvenli bir dijital ortam sağlamak, aileleri de bu süreçte yalnız bırakmamak.”

'Çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam sunmak istiyoruz'
e-Devlet şifresi üzerinden bir yaş doğrulama sistemini hayata geçireceklerini dile getiren Göktaş, 15 yaş üzeri için ayrıştırılmış içerik oluşturma zorunluluğu getirdiklerini hatırlattı. Böylece, çocukların gelişimine yönelik olumsuz içeriklere karşı bir kalkan oluşturmuş olacaklarını ifade eden Göktaş, "Oyunlarla ilgili önce bir uyarımız olacak. BTK önce uyaracak, akabinde 1-10 milyon lira arası idari para cezası uygulanacak. Yerine getirilmezse, yüzde 50 bant daralması, yine yerine getirilmezse, mahkeme kararıyla yüzde 90 bant daralmasına kadar gidebilecek" diye konuştu. Velilerin, çocuklarını sosyal medyadan korumak için taleplerinin olduğunu kaydeden Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gittiğim her ilde vatandaşlarımızla bir araya geliyorum. Özellikle Maraş'ta geçtiğimiz haftalarda elim bir olay yaşadık. Cenaze törenlerinde acılı aileler bizden bizzat bunu talep etti. Yani o acısının içinde dedi ki ‘lütfen artık çocuklarımızı bu dijital yapılara karşı koruyun’. Bu kapsamda da zaten Meclis'te halihazırda sunduğumuz bir yasal düzenlememiz vardı. Bir farkındalık oluştu. Bir buçuk yıldır bir çalışma gerçekleştirdik. 20 Kasım'da Çocuk Hakları Günü'nde çocuk komitelerimiz var. Onların da çocukları dijital dünyadan korumak adına belli talepleri oldu. Uluslararası zirvemizde çocukları doğrudan bu sürecin paydaşı yaptık. Çocuklarımıza daha güvenli ve uygun içerikler sunan bir dijital ortam sunmak istiyoruz. Dijital çağda yaşıyoruz. Teknolojiyi hayatımızdan çıkarmıyoruz. O dijital ortamı sunmak hepimizin ortak sorumluluğu. Biz devlet olarak sorumluluğumuzu alıyoruz.” "Çocuklar Güvende" uygulamasını hayata geçirdiklerini anımsatan Göktaş, şunları dile getirdi:
“'Çocuklar Güvende' ile beraber akran zorbalığını, istismarı, sosyal medyada karşılaştıkları uygunsuz içerikleri çocuklarımız, ailelerimiz doğrudan bize bildirebilecekler. Dolayısıyla ailelere çağrıda bulunmak istiyorum. Lütfen bunu hem kendinize hem çocuklarımıza yükleyin. Çocuklar bazen akran zorbalığına uğradıklarında, olumsuz içeriklerle karşı karşıya kaldıklarında ailelere bildirmekten çekinebiliyorlar. Ama bunu bize bildiriyorlar. Biz de gerekli düzenlemeleri yapıyoruz, gerekli adımları atıyoruz. Alo 183 hattımızla beraber de burada doğrudan bizim uzmanlarımızla irtibat haline gelebiliyorlar. Aynı zamanda dijital içerikleri kontrol eden 7/24 izleme mekanizmamız var. Medya kontrol aracımız var. Bugüne kadar 3 bin 40 içeriğe doğrudan müdahale ettik. 'Duy İhbar' platformumuz var. Ailelerden, ebeveynlerden, vatandaşlarımızdan gelen talepleri, olumsuz içerikleri oradan da kontrol edebiliyoruz.”
'sosyal risk haritamızı hayata geçirdik'
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırıları sonrası Bakanlığın alacağı önlemlere değinen Göktaş, şunları paylaştı:
“Son elim hadise, çocuklarımızı her türlü şiddetten korumaya yönelik her zaman daha fazla teyakkuzda olmamız gerektiğini gösteriyor. Zira bu faciayı gerçekleştiren çocuk, baktığımız zaman klasik bir suç profili değil. İyi eğitimli bir ailede eğitim almış, anne, babanın evinde büyümüş, okul devamsızlığı olmayan bir çocuk. Fakat rehber öğretmen de aileyle bir iletişim kurmuş. Çocuklarına yönelik belli tedbirlerin alınmasıyla ilgili uyarılarda bulunmasına rağmen aile bu konuya duyarsız kalmış. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta karşılaştığımız olaylarla ilgili uzun zamandır çalıştığımız bir sosyal risk haritamız var. Amacımız, her haneye içerik bazlı uygun tedbirlerle özellikle risk altında olan çocuklarımızı korumak ve o kapsamda önlemler almak.”
Kahramanmaraş'ta psikososyal destek bağlamında da 6 aylık bir eylem planı oluşturduklarını anımsatan Göktaş, "İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile beraber tedbir kapsamını artıracak pek çok önemli adım atıyoruz. Bu tür vakaların erken önlenebilmesi için sosyal risk haritamızı hayata geçirdik. Bir de 14 bin 834 meslek elemanımıza doğrudan sosyal risk haritaları ve 'Çocuklar Güvende' sistemini güçlendirecek şekilde çevrim içi eğitim verdik" dedi.

'Medyayı doğru ellerde büyük bir iyilik aracına da dönüştürebiliriz'
Göktaş, medya, televizyonlar, diziler, gündüz kuşağı programları ile ilgili içeriklerin aile yapısını doğrudan etkilediğini belirtti. Reyting uğruna hiçbir çocuğu ve ailelerini asla kurban etmeyeceklerini vurgulayan Göktaş, bugüne kadar içeriklerle ilgili pek çok çalışma gerçekleştirdiklerinin altını çizdi. Bakan Göktaş, yapımcılar ve dijital platform temsilcileriyle de bir araya geldiklerini hatırlattı. Çocukların pek çoğunun dijital dünyada vakit geçirdiğini ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:
“Gençler, televizyon ve geleneksel medyayı çok az izler. Bir dizi dahi olduğunda sonrasında onu platformlardan izlemeyi tercih eder. Fakat bizim amacımız burada o içeriklere maruz kaldıklarında, bu içeriklere doğrudan kendilerinin müdahale etmesini sağlamak. Medyayı doğru ellerde büyük bir iyilik aracına da dönüştürebiliriz. Her şey toz pembe olmak zorunda değil ama şiddeti özendirmeyen, Türk aile yapısına uygun olmayan, aslında bize uygun olmayan, bizim değerlerimize çok ters olan içeriklerin de aslında olmaması gerektiğini defaatle söyledik. İçeriklerle ilgili 7/24 izleme mekanizmamız var. 3 bin 40 içeriğe doğrudan müdahale ettik ve bunun için biz aslında mahkemeye başvuruyoruz. Yani bakanlığın üzerinde 'ben içeriği kaldırıyorum' diye bir sistem yok. Doğrudan mahkemeye başvuruyoruz, içeriğe müdahale ediyoruz. Tarama sistemi bu ve çok yoğun bir şekilde izliyoruz. Diğer yandan biz benzer süreçlerin olmaması için de ve farkındalığın artırılması için Dijital Anafor Ekran Bağımlılığı Zirvesi'ni RTÜK ile beraber 12 Haziran'da İstanbul'da düzenleyeceğiz.”
Bakan Göktaş, çocuklara yönelik sosyal risk haritasının nasıl oluşturulduğuna ilişkin soru üzerine, 1,5 yıldır 35 farklı sosyal risk haritası üzerine çalıştıklarını bildirdi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile 81 il valisine Sosyal Risk Haritası'na ilişkin talimatlar verdiklerini, bu kapsamda bütün Türkiye'yi taradıklarını aktaran Göktaş, şöyle devam etti:
"Şu güne kadar 14 sosyal risk haritamızı bitirmiş olduk. Bağımlılığa yönelik de sosyal risk haritamız tamamlandı. Tüm bakanlıklarımızla ortak çalışıyoruz. Sosyal Risk Haritası üzerindeki saha çalışmalarında ilgili kurumlarla vaka bazlı yürüteceğiz. Örneğin Batman'da bu çalışmayı pilot olarak gerçekleştirdik. Batman'da 200 haneyi tamamladık. Orada bağımlılık üzerinde yapmıştık ve bütün birimler seferber oldu. 40 kişiyi İŞKUR üzerinden istihdam ettik, 79 gencimizi AMATEM'e yönlendirdik, aileleri bu sürecin bir parçası haline getirdik.
Bakan Göktaş, "Kamuoyunda 'vatandaşlık maaşı' olarak bilinen bir Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi söz konusu. Bu yıl da pilot uygulamanın başlatılacağı duyurulmuştu. Acaba takvim belirlendi mi?" sorusu üzerine, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli'nin 12. Kalkınma Planı hedefleri doğrultusunda yeni nesil bir sosyal yardım sistemi olduğunu bildirdi.
Bakan Göktaş, "Yaşlı bakım, huzur evleri ve yine yaşlılara bakım noktasında yeni destek düşünceleri var mı?" sorusu üzerine, Türkiye'de 65 yaş üstü vatandaş oranının yüzde 11,1 olduğunu anımsattı. Yaşlı nüfusa yönelik önemli çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Göktaş, yaşlı dostu şehirler inşa etme çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Hem Türkiye'nin en büyük yaşlı bakım merkezi olan hem de Avrupa'dan ödül alan Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri'ni hayata geçirdiklerini hatırlatan Göktaş, "Dünyanın eşi benzeri az görülen bir yaşlı bakım merkezini hayata geçirmiş olduk. Türkiye'nin ilk Alzheimer ve Demans Merkezi'ni de orada kurduk ve biz bu çalışmayla beraber, yani Meclis'ten geçen düzenlememizle Darülacezemizi tüm Türkiye'ye yaygınlaştırıyoruz" dedi.
Kaynak: AA
