Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda söz alan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, hükümetin deprem konutları politikasına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Erol, komisyon toplantısında yaptığı konuşmada, deprem konutlarının kısa sürede ve yüksek sayıda tamamlanmasını bir “başarı hikâyesi” olarak gördüğünü vurgulayarak, hem Bakan Murat Kurum’u hem de bakanlık bürokrasisini tebrik etti. Milletvekili Erol, “Benim kimseden çekineceğim hiçbir şey yok. Doğru gördüğüm her şeyi söylerim. Sizi ve bakanlık bürokrasisini kutluyorum. Deprem konutlarının bu kadar kısa sürede bu kadar büyük miktarda yapılmış olmasını bir başarı hikayesi olarak görüyorum.” ifadesini kullandı.
‘İtiraz ettik ama süreçte yanıldığımızı gördük’
Gürsel Erol, konuşmasının devamında, 2020 Elazığ depremi sonrasında yürütülen çalışmalara atıfta bulunarak, o dönemde yaptıkları eleştirilerin bir kısmının zaman içinde geçerliliğini yitirdiğini dile getirdi. Erol, “Biz 2020 yılında Elazığ'da bir deprem yaşadık. 2020 yılında yaşanan deprem sonrası gelişen süreç içerisinde önce itiraz ettiğimiz ama süreç içerisinde gördüğümüz zaman da aslında itirazlarımızın da çok da haklı olmadığı, yaşanmışlık süresinde yapılan planlamaların doğru olduğunu gördük.” sözleriyle, ilk aşamada eleştirdikleri planlamaların sahadaki tecrübeyle birlikte yeniden değerlendirildiğini söyledi.
Milletvekili, özellikle rezerv alanlar ve TOKİ konutlarının konumu üzerinden verdikleri tepkilere dikkat çekerek, o günkü itirazlarını da örneklerle anlattı.
‘Yeni yerleşim bölgeleri, deprem riskini azalttı’
Erol, TOKİ deprem konutlarının şehrin dış bölgelerine inşa edilmesine başlangıçta sert tepki gösterdiklerini hatırlatarak şunları kaydetti; “Bunlarla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela rezerv alanları, yeni TOKİ konutları şehrin dış bölgesine yapılmıştır. Biz o zaman tepki vermiştik. ‘Niye şehrin dışına deprem konutlarını yapıyorsunuz’, ‘işte şehrin büyüklüğü bozulacak, mali kültürü bozulacak’ diye eleştiriler getirmiştik.”
Ancak 2023 depremleri ve Malatya’daki yıkımın ortaya çıkardığı tabloyla birlikte, bu yaklaşımın yeniden değerlendirildiğini anlatan Erol, yeni yerleşim bölgelerine yayılan nüfusun deprem anındaki riskleri azalttığını vurguladı; “Ama 2023 depreminde gördük ki, Malatya depreminde gördük ki, aslında yeni yerleşim alanlarını ayağa kaldırmaktan ziyade daha doğrusu mevcut yerleşim alanlarını ayağa kaldırmaktan ziyade yeni yerleşim bölgelerinde TOKİ konutlarının yapılarak kentte nüfus yoğunluğunun dağıtılmasının bir deprem anında yaşanan risklerini düşürmesi için doğru bir karar olduğunu gördük.”
Erol, bu çerçevede nüfus yoğunluğunun farklı alanlara yayılmasının, hem can kaybı riskini hem de şehirlerin afete karşı kırılganlığını azalttığını belirtmiş oldu.
‘Yetkililere teşekkürlerimizi ilettik’
CHP’li vekil, konuşmasının sonunda, başlangıçta eleştiriler yönelttikleri bu planlama tercihleri nedeniyle bugün yetkililere teşekkür ettiklerinin altını çizdi. Erol, “Ve bu anlamda da bu karardan dolayı da yetkili arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi ilettik.” diyerek, deprem konutları politikasında atılan bazı adımların sahadaki sonuçları görüldükçe daha net anlaşıldığını ifade etti.
Komisyon tutanaklarına da yansıyan bu sözlerle Erol, muhalefet sıralarından gelen bir isim olarak, deprem konutlarının ölçeği, hızı ve yeni yerleşim stratejisinin belirli açılardan başarılı bir örnek teşkil ettiğini dile getirmiş oldu.
