reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Hafif yağmur
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4970 %0.05
51,8771 %0.01
6.851,80 % 0,70
3.026.323 %-0.271
İşçi Haber Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) New York kentindeki Birleşmiş Milletler (BM) 80. Genel Kurulu temasları ve Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinin ardından yurda dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Okunma Süresi: 6 dk

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD dönüşünde ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeye dair açıklamalarda bulundu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail'in yalnızlaşmaya başladığını belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda, İsrail'in zulmüyle, işlediği insanlık suçlarıyla artık yalnızlaşmaya başladığını, bir kez daha gördüklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) New York kentindeki Birleşmiş Milletler (BM) 80. Genel Kurulu temasları ve Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinin ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

"Birleşmiş Milletlerde gözlemledik ki İsrail giderek yalnızlaşıyor. Sizin Genel Kurul'daki konuşmanızda gösterdiğiniz fotoğraflar da yaşananları bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi. İki soru soracağım. Bir, siz o fotoğrafları görünce ne hissettiniz? İki, bu zulmün, İsrail'in iyice yalnızlaşması ve Amerika'nın bu durumdan zarar gördüğünü fark etmesiyle durmasının mümkün olabileceği görüşüne katılıyor musunuz?" sorusuna Erdoğan, şu cevabı verdi:

"Genel Kurul'da bir kez daha gördük ki İsrail zulmüyle, işlediği insanlık suçlarıyla artık yalnızlaşmaya başladı. Sözün bittiği yerde fotoğraflar bizim hislerimize tercüman oluyor. Bir deri bir kemik kalmış çocuğun ayakları her şeyi dile getiriyor. O yavrunun içler acısı hali bir yandan zalimleri işaret etti, bir yandan zulme seyirci kalanlara esaslı bir hakikat tokadı indirdi. Yıkıntılar arasındaki insanlar, ellerinde kovalarla, tencerelerle bir kap yemek alabilmek için bakan çaresiz gözler, bize Gazze'yi anlattı. İşte o kareler bize, 'duramazsın, dinlenemezsin, yorulamazsın' dedi. Biz de anlatıyoruz, çare arıyoruz, onlara yardım için çabalıyoruz. Çok şükür, adaleti ve vicdanı savunanlar olarak bugün dünden daha güçlüyüz. Filistin davası, bugün dünden çok daha biliniyor. Vicdanlı insanların tüm çığlıkları, İsrail'i bugün dünden çok daha rahatsız ediyor."

Erdoğan, artık bir avuç ülkenin dışında, İsrail'in yanında duran kimsenin olmadığını vurgulayarak, "Artık kimin haklı, kimin haksız, kimin mazlum, kimin zalim olduğunu gördükleri için bu tablo ortaya çıktı. Biz, 'iki devletli çözüm' dediğimizde duymazdan gelenler, artık bizimle aynı safta yer alıyor. Gazze'nin çocukları için Kudüs'ün onuru için Mescid-i Aksa'nın haysiyeti için konuşuyoruz. Bunca katliama, soykırıma, insan hakları ihlallerine imza atanlar hem hukuk, hem tarih önünde hesap verecek. O gün geldiğinde tıpkı bugün olduğu gibi Gazze, Filistin toprağı olacak ve bu yaralar sarılacak. Doğrusu ben buna inanıyorum." diye konuştu.

'Netanyahu ve katliam şebekesi ne derse desin, umut hep vardır'

Bir gazetecinin, "İngiltere ve Fransa, Filistin'i tanıma adımı attılar ama bundan sonra, buna paralel bir politik yaklaşım gösterecekler mi? Yoksa Hamas'ı silahsızlandırıp, bertaraf etme hedefinde ısrarcı olacaklar mı?" sorusu üzerine Erdoğan, tanıma kararlarının bir anlam taşıdığına dikkat çekti.

Erdoğan, zulmün karşısında tarafsız kalmanın zalimi cesaretlendirdiğini belirterek, "Bu kararların tam anlamıyla amacına ulaşmasının yolu, İsrail'e yönelik uluslararası baskıyı artırmaktan geçiyor. İsrail'i iki devletli çözüme yaklaştıracak formül, uluslararası toplumun, hukukun, sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin bir ve beraber tutum takınmalarıdır. Netanyahu ve katliam şebekesi ne derse desin, umut hep vardır. İşte Filistin'i tanıyan bütün ülkelerde zalimlerin boğuk sesi, mazlumların çığlığını bastırmakta yetersiz kalıyor." ifadelerini kullandı.

Yıkıntılar arasında "özgür Filistin" hayali kuran çocukların yalnız olmadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ülkeler, liderler ve en önemlisi halklar, onları görüyor, duyuyor, biliyor. Nitekim bu yıl Filistin'le ilgili ana salonda yapılan toplantı önemlidir. Benim 13 yıldır geldiğim Birleşmiş Milletler toplantılarında böyle bir zirve olmamıştı. Macron'un yönettiği, Suudi Arabistan temsilcisinin bulunduğu o toplantı, o salondaki katılım, ilk defa bu denli yüksek, bu denli heyecan doluydu. Filistin'i tanıma iradesi gösteren devletler, 'adalet hala var, vicdan hala susmadı' mesajını çok güçlü bir şekilde ortaya koydu. Artık, diplomatik olarak tanımanın da gerekleri yapılmalı ve bu devletin mazlum, mağdur halkının yanında yer almalılar. Birlikte Filistin'i bu zulüm ve soykırım karanlığından inşallah kurtaracağız. Çünkü Filistinli çocuklar, kadınlar, erkekler dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar kadar yaşama hakkına sahipler."

kriz bölgelerinde Türkiye'nin atacağı adımlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin, Suriye ve Ukrayna gibi kriz bölgelerinde Türkiye'nin atacağı yeni adımların sorulması üzerine, şu cevabı verdi:

"Öncelikle bizim dış politikamız barış temellidir. Barış odaklı yol haritaları inşa ediyoruz, adımlarımızı da ona göre atıyoruz. Çünkü adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Savaşlar, çatışmalar, gerginlikler dünyaya insan, zaman, aynı zamanda da kaynak kaybettiriyor. Ukrayna-Rusya savaşını ele alalım. Sizce orada sadece bu iki ülke mi kaybediyor? Herkese kaybettiren bir süreç var orada. Savaş böyle. Biz bu gerçeği bildiğimiz için savaşların yerini sulh, çatışmaların yerini huzur ve istikrar alsın, istiyoruz. Tabii savaşları başlatmak kolay, ama bitirmek zor. Bu nedenle öncelikle çevremizdeki çatışma alanları olmak üzere tüm bölgelerde barış için gayret gösteriyoruz. Çabalarımızın beyhude olmadığını aldığımız neticelere bakılırsa görmek mümkün. Karadeniz Tahıl Koridoru, esir takasları, İstanbul müzakereleri bu sonuçlardan bazıları. Akan kan durana kadar, biz Türkiye olarak mücadelemize devam edeceğiz."

türkevi büyük devlet olmanın gereğini yerine getiriyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Türkevi bu yıl da adeta alternatif bir Birleşmiş Milletler noktasına dönüşmüş durumda. Bu kapsamda Türk Devlet Teşkilatları çerçevesinde çok sayıda devlet ve hükümet başkanı, Türkevi'ne gelerek orada görüşmeler gerçekleştiriyor, siz de orada kabul ediyorsunuz. Türkevi'nin orada bulunması Türkiye'nin küresel arabuluculuktaki rolünü nasıl güçlendiriyor? Bir de bu diplomasi trafiğinin Filistin meselesi gibi küresel sorunlara etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?" soruları yöneltildi.

Her gelişlerinde Türkevi'nin göğsünü kabarttığını belirten Erdoğan, dostları en iyi şekilde ağırlayarak, büyük devlet olmanın gereğini New York'ta yerine getirdiklerini söyledi.

Türkevi'ni bu şekilde inşa ederek tarihe bir damga vurduklarını ifade eden Erdoğan, "Artık bizim Amerika'da böyle bütün dostları ağırlayabileceğimiz bir yerimiz var" diyebildiklerini söyledi.

Erdoğan, Türkevi'nin bir diplomasi merkezi olduğunu ve dünyanın gündemindeki en önemli konuları, burada ele alabildiklerini dile getirerek, "Çözümün, adaletin ve kalıcı barışın nasıl tesis edilebileceğini burada dile getiriyoruz. Bu diplomasi trafiği sadece sözde değil, sahada ve masada çözüm üreten bir Türkiye portresi ortaya koyuyor. Buradaki diplomasi trafiği, Türkiye'nin sürekli artan etkinliğinin bir göstergesi. Sözümüzün gücü arttıkça, meselelerin çözümündeki rolümüz de genişliyor. Bütün bunlar yerinde durarak olmuyor. Çalışacak, temas kuracak, etkinliğinizi artırmak için hamleler yapacaksınız. Tabii bütün bu adımları atmak, bu hamleleri yapmak, sizi muhataplarınız karşısında da çok daha güçlü hale getiriyor. Hamdolsun burada gerek devlet ve hükümet başkanlarıyla yaptığımız görüşmeler, gerek iş adamlarıyla yaptığımız müzakereler, Türkiye'yi onlar karşısında çok daha farklı bir konuma getiriyor ve birçok şeyleri biz onlardan da dinleme imkanını buluyoruz." diye konuştu.