Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen “1. Hukuk ve Teknolojide Yeni Ufuklar Uluslararası Sempozyumu”nun açılışında yaptığı konuşmada, dijitalleşmenin hukuk, toplum ve iletişim alanlarında oluşturduğu dönüşümün çok yönlü değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Duran, “Bizler yerli ve milli mecralarımızı artırarak, dijital okuryazarlığı yaygınlaştırarak ve hukuki altyapımızı da güçlendirerek güvenli ve adil bir iletişim ekosistemi için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Çünkü dijitalde de daha adil bir dünya mümkündür” ifadelerini kullandı.
DİJİTALLEŞME YENİ MEYDAN OKUMALAR GETİRİYOR
Duran, dijitalleşmenin birçok alanda hayatı dönüştürdüğünü belirterek, bu sürecin yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal sonuçları da beraberinde getirdiğini söyledi.
“Artık dünya genelinde 5,5 milyardan fazla insan internet kullanıyor. Sosyal medya, bilgi akışının, etkileşimin ve hatta siyasetin merkezinde yer alıyor. Bu selin bizi alıp savurmasına izin veremeyiz; değişimi yönetmek zorundayız.” dedi.
Teknolojik gelişmelerin, “yanılsama alanı” olarak tanımlanan dijital gerçeklik üretimlerini de artırdığını ifade eden Duran, deepfake teknolojileri, büyük verinin yasa dışı kullanımı ve dijital platformların sınır koyma gücü gibi unsurların, algılar üzerinden yargılar oluşturduğuna dikkat çekti.
AİLELERDE SOSYAL İZOLASYON UYARISI
Sosyal medyadaki kaosun, bireylerin psikolojik ve sosyal dengelerini bozduğunu belirten Duran, “Kontrolsüz ekran süresi, dijital zorbalık, yanlış bilgilendirme gibi unsurlar çocuklarımızı ve aile yapımızı tehdit ediyor. Artık sosyal izolasyon olgusu aile içinde de yaşanıyor.” dedi.
Sosyal medya platformlarının “yankı odaları” ve “filtre balonları” yoluyla kutuplaşmayı derinleştirdiğini ifade eden Duran, siyasetin de bu manipülasyon alanlarında yönlendirildiğini vurguladı:
“Ne yazık ki bu ortam öfke, suç ve toplumsal ayrışma üretiyor. Bunu fark etmek ve önlem almak zorundayız.”
'GAZZE’DEKİ SOYKIRIM SOSYAL MEDYADA DA SANSÜRLENDİ'
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin 2022’den bu yana 2 bin 500’e yakın dezenformasyon operasyonunu ifşa ettiğini belirten Duran, Türkiye’nin bu alanda en fazla hedef alınan ülkelerden biri olduğunu söyledi.
Duran, “Filtreler ve algoritmik yanlılık, uluslararası gündemleri belirlemede araç haline geldi. En somut örneğini İsrail’in Gazze saldırılarında gördük. Sosyal medya, Gazze’deki soykırımı örtmek için bir savaş aracı olarak kullanıldı.” sözleriyle dijital manipülasyonun boyutuna dikkat çekti.
'YERLİ VE MİLLİ PLATFORMLARIMIZI ÇOĞALTACAĞIZ'
Türkiye’nin teknolojiye insan odaklı yaklaştığını vurgulayan Duran, “Next Sosyal” ve TRT’nin “tabii” platformu gibi yerli dijital mecraların kısa sürede büyük başarı elde ettiğini söyledi.
“Tabii, 54 ülkede faaliyet gösteriyor ve yalnızca Türkiye’de değil, bölgemizde de karşılık buldu. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda bu platformların sayısını artıracağız.” ifadelerini kullandı.
'YASAL DÜZENLEMELER ŞART'
Duran, dijital alanın sürekli geliştiğini, bu nedenle hukuki düzenlemelerin kaçınılmaz olduğunu belirtti. 5651 sayılı Kanun’la günlük erişimi 1 milyondan fazla olan sosyal ağlara Türkiye’de temsilci atama zorunluluğu getirildiğini hatırlatan Duran, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun da kullanıcı verilerinin güvenliğinde önemli bir rol oynadığını söyledi.
“Bu düzenlemelerin amacı, inovasyonu engellemeden dijital güvenliği sağlamak, kullanıcı haklarını güçlendirmek ve sosyal ağların sorumluluklarını artırmaktır.” diye konuştu.
