MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından Kadir Gecesi’ne ilişkin paylaşım yaptı. Bahçeli, paylaşımında hem Ramazan ayının manevi atmosferine dikkat çekti hem de Orta Doğu'da devam eden çatışmalara değindi.
'süregelen şiddet tonu yüksek savaş ve çatışmalar İslam alemini ağır şekilde hırpalamış ve yaralamıştır'
Bahçeli paylaşımında, ''Bir yanda on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in sonuna yaklaşırken, diğer yanda bin aydan daha hayırlı olduğu Kur’an-ı Kerim’de müjdelenen Kadir Gecesi’yle müşerref olmanın buruk da olsa manevi güzelliğini yaşıyoruz. Buruğuz, çünkü Ramazan ayının sulh ve sükûneti maalesef her cepheden ihlal edilmiş, süregelen şiddet tonu yüksek savaş ve çatışmalar İslam alemini ağır şekilde hırpalamış ve yaralamıştır. Ne yazık ki iman ve inanç ölçülerimize müzahir ve münasip şekilde tezahürünü niyaz ve murat ettiğimiz birlik, dirlik ve dayanışma ruhundaki derin çatlaklar, bundan kaynaklanan pek çok sorun aşama aşama vasat bulmuştur'' ifadelerini kullandı.
Orta Doğu'da devam eden saldırılara değinen Bahçeli, ''Huşuyla ve huzurla ihata edilmiş bir Ramazan ayını idrak etmek varken; uçuşan füzeler, hedef alınan masum insanlar, yıkıma maruz kalan stratejik altyapılar, devamlı çıta yükselten jeopolitik gerilimler, her yerinden hasar alan medeniyet mirası özelde din kardeşlerimizi, genel manada ise İslam ülkelerinin egemenlik haklarını rehin almıştır.
Tan yeri ağarıncaya kadar esenliğin var olacağına inandığımız Kadir Gece’mizde acı, soykırım ve savaşların neden İslam coğrafyasında yuvalandığını samimi ve dürüst bir vicdan refakatinde sorgulamak, ahlaki ve tutarlı bir özeleştiri mekanizmasını devreye almak lazımdır. İçte dağınık olduğumuz müddetçe, aramızda nifak tohumları yeşerdiği sürece dışımızdan her türlü mütecaviz müdahalenin yapılacağını asla unutmamak asıl olmalıdır.'' açıklamasında bulundu.
'Ankara ile Tahran’ın ufku aynı yöne bakmaktadır'
Ankara ve Tahran'ın aynı yöne baktığıma dikkat çeken Bahçeli, ‘’Siyonist-emperyalist menşeli savaş ve cinayet makinesinin devamlı surette Müslüman kanı dökmesi, bunun yanı sıra İslam coğrafyasını savaş ve çatışma arenasına dönüştürmesi hunhar nitelikli kahredici bir kısır döngü olduğu kadar tahammülü imkansız tek yanlı zalimlik numunesidir. Geldiğimiz bu aşamada inanç hürriyetimize, insan olmaktan mütevellit tarihi haklarımıza sahip çıkmadığımız veya çıkamadığımız takdirde varlığımızın ve hayati çıkarlarımızın kademe kademe çiğneneceği çok açıktır. Ankara ile Tahran’ın ufku aynı yöne bakmaktadır. Ankara ile Bağdat ve Şam’ın, Kudüs ile Gazze’nin kaderi aynı ortak paydada birleşmektedir.
On beş gündür kapalı tutulan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın hüznü hepimizin, Müslümanım diyen herkesin yürek sızısıdır. Bu zulüm mutlaka son bulmalıdır. Temennim, Siyonist-emperyalist kumpasların karanlık dehlizlerine düşmeden, kardeşlik şuurunun ikmaliyle derlenip toparlanmak, görüş açımızı kapatan kabus bulutlarını imanımızın itibar ve haysiyetiyle dağıtmaktır. Kadrini ve kıymetini hakkıyla ifa etmeyi ümit ettiğim bugünkü Kadir Gecemizde, kendimize dönerek yanlışların nerede yapıldığını, açıkların nerede verildiğini, zaaf ve zayıflıkların nerelerde tebarüz ettiğini temiz bir vicdan eşliğinde teşhis edip buna muvafık tedbirler almak tarihi bir sorumluluktur.'' dedi.
