"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı az bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,8445 %0.11
55,7795 %-0.20
6.779,43 %-0.81
4.202.309 %0.98
İşçi Haber Gündem Hamileyken kanser olduğunu öğrendi : Bebeğini dünyaya getirip tedavisine devam etti

Hamileyken kanser olduğunu öğrendi : Bebeğini dünyaya getirip tedavisine devam etti

Adıyaman'da yaşayan 27 yaşındaki Buse Şitil, hamileliğinin üçüncü ayında fark ettiği kitlenin büyümesi üzerine yeniden doktora başvurdu ve 5'inci ayında meme kanseri olduğunu öğrendi. Gebeliği boyunca 3 kür kemoterapi alan Şitil, 34'üncü haftada oğlunu dünyaya getirdi ve doğumun ardından tedavisine devam etti.

Okunma Süresi: 6 dk

Buse Şitil, hamileliğinin üçüncü ayında sol göğsünde sert ve ele gelen bir kitle fark etti. Milliyet'in haberine göre ilk etapta kitlenin gebelik sırasında meydana gelen hormonal değişikliklerden kaynaklanabileceğini düşündü. Ancak içindeki şüphe nedeniyle doktora başvurdu.

ANTİBİYOTİK VERİLEREK EVE GÖNDERİLDİ

Yaşadığı şehirdeki özel hastanede yapılan değerlendirmede korkulacak bir durum olmadığı, ancak tedbir amacıyla MR çektirmesinin uygun olacağı belirtildi. Bunun üzerine Şitil araştırma hastanesine yönlendirildi.

Araştırma hastanesinde yapılan ultrasonografide ise MR çekilmesine gerek olmadığı, kitlenin süt kanallarındaki tıkanıklıktan kaynaklandığı ifade edildi. Kendisine antibiyotik verilen Şitil evine gönderildi.

Ancak kitlenin kısa sürede büyümeye devam etmesi genç kadının endişesini artırdı. İçindeki şüpheyi gideremediğini belirten Şitil, ailesinin yaşadığı Adana’da yeniden doktora başvurdu.

HAMİLELİĞİN BEŞİNCİ AYINDA MEME KANSERİ TANISI ALDI

Şitil, o süreçte yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Ailemin yaşadığı Adana’da doktora gittiğimde, kitlenin kötü göründüğü ve acilen biyopsi yapılması gerektiği söylendi. Hamileliğimin yaklaşık 5’inci ayında meme kanseri tanısı aldım. Ne bebeğimi aldırabilirdim ne de kendimi bu hastalığa teslim edebilirdim. Bir yandan bebeğimi beklerken diğer yandan hayatımın en zorlu sınavlarından biriyle karşı karşıya kaldım.

Tanıyı ilk duyduğumda hissettiklerimi kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor. Karnımda bebeğim varken kanser olduğumu öğrenmek benim için tarifsiz bir durumdu. Korku, şaşkınlık, çaresizlik ve mücadele etme isteğini aynı anda yaşadım. O süreçte en çok düşündüğüm şey ise ‘Bebeğime ne olacak, ben ne yapacağım?’ sorusuydu.”

Gebelik sürecine göre tedavi planı oluşturuldu

Buse Şitil’in gebeliği, tedavi planının belirlenmesinde önemli bir rol oynadı. Bu süreçte hem kendi sağlığının hem de bebeğinin gelişiminin birlikte değerlendirildiğini belirten Şitil, tedavinin doktorlarının takibi ve planlamasıyla sürdüğünü söyledi.

Şitil, yaşadığı süreci şöyle anlattı:

“Tedavi sürecim, doktorlarımın yakın takibi ve titiz planlamasıyla ilerledi. Gebelik sırasında; her tedavinin uygulanamadığını, tedavi kararlarının hastalığın özelliklerine ve gebeliğin hangi döneminde olduğuna göre kişiye özel olarak belirlenmesi gerektiğini öğrendim. Benim için en önemli şey, bir yandan bebeğimi korumaya çalışırken diğer yandan kendi sağlığım için mücadele etmekti.”

Hamilelikte 3 kür kemoterapi gördü

Meme kanseri tanısının ardından Buse Şitil için hem bebeğin hem de kendi sağlığının gözetildiği bir tedavi planı oluşturuldu. Hamileliğinin belirli bir döneminde kemoterapiye başlayan Şitil, gebeliği boyunca 3 kür kemoterapi aldığını belirtti.

Genç kadın, ardından 34’üncü haftada sezaryenle doğum yaptığını ve bebeğinin erken dünyaya gelmesine rağmen sağlıklı doğduğunu söyledi. Şitil, doğum sonrası tedavisine devam ettiğini belirterek şöyle konuştu:

“Daha sonra 34. haftada sezaryenle doğum yaptım. Bebeğim erken dünyaya gelmesine rağmen sağlıklı bir şekilde doğdu. Doğumdan sonra da tedavime devam ettim.”

Şitil, doğumun ardından ameliyat, radyoterapi ve hedefe yönelik tedavilerle uzun ve zorlu bir süreç geçirdiğini dile getirdi.

Bebeğinin hareketleriyle tedaviler arasında geçen zorlu dönem

Yaşadığı dönemi hayatındaki en büyük çelişkilerden biri olarak anlatan Buse Şitil, bir tarafta bebeğine kavuşmanın heyecanını yaşarken diğer tarafta sağlık durumuyla ilgili korkularla mücadele ettiğini söyledi.

Şitil, “Yaşadığım bu süreçte hayatımın en büyük çelişkisini aynı anda yaşıyordum” diyerek şunları anlattı:

“Bir yanda içimde büyüyen bebeğime kavuşmanın heyecanı, diğer yanda sağlığımla ilgili korkularım vardı. Bebeğimin hareketlerini hissettiğimde tarifsiz bir mutluluk yaşıyordum. Ama bazen de ‘Onu büyütmeye, yanında olmaya yetecek kadar zamanım olacak mı?’ gibi düşünceler aklıma geliyordu.

Hem fiziksel hem de duygusal açıdan oldukça zorlu bir süreçti. Hamileliğin getirdiği yorgunluk, değişimler ve doğum heyecanının yanında kemoterapinin etkileriyle de başa çıkmaya çalışıyordum. Bir yandan bebeğimin gelişimini düşünürken diğer yandan tedavilerime gidiyor, kendimi toparlamaya çalışıyordum. Normal bir hamilelikte yaşanabilecek birçok güzel anın yanında benim hayatımda hastane koridorları, tedaviler ve belirsizlikler de vardı.”

‘İYİ OLURSAM OĞLUM İÇİN GÜÇLÜ BİR ANNE OLABİLİRDİM’

Şitil, anne olma heyecanı ile hastalığına ilişkin korkular arasında her zaman denge kuramadığını da belirtti.

“Anne olma heyecanım ile hastalığımla ilgili korkularım arasında her zaman bir denge kurabildiğimi söyleyemem. Bazı günler anne olmanın heyecanı, bazı günler ise hastalıkla ilgili korkularım ağır basıyordu. Bebeğimin ihtiyaçlarını düşünürken kendi sağlığımı da ihmal etmemem gerektiğini zamanla öğrendim.

Çünkü ben iyi olursam oğlum için de daha güçlü bir anne olabilirdim. Yaşadığım bu zor süreçte bana en çok güç veren şey oğlumdu. Onun dünyaya gelmesini beklerken bir gün onu kucağıma alacağımı düşünmek, bütün zorluklara rağmen devam edebilmemi sağladı. Eşimin, ailemin ve dostlarımın desteği de bu yolculukta benim için çok değerliydi. Bazen insanın güçlü olması gerekmiyor; sadece yanında birinin olduğunu bilmesi bile yetiyor.”

Musa Tuğra 2 yaşına girdi

Buse Şitil, Musa Tuğra adını verdikleri oğullarının şu anda iki yaşında olduğunu söyledi. Kendi tedavisinin de sürdüğünü belirten Şitil, son kontrollerinde her şeyin yolunda olduğunu öğrendiğini ifade etti.

Şitil, “Ben de düzenli olarak tedavilerimi sürdürüyorum ve son kontrollerimde her şeyin yolunda olduğunu öğrendim. Bu benim için çok kıymetli bir haber. Ancak kanser tedavisinin sona ermesiyle her şeyin bir anda eski haline dönmediğini de öğrendim. Tedavilerden sonra devam eden ağrılar, lenfödem, vücuttaki değişiklikler ve duygusal etkilerle mücadele etmeye devam ediyorum” dedi.

Kadınlara bedenlerindeki değişiklikleri önemsemeleri çağrısı

Yaşadığı meme kanseri sürecini paylaşarak kanserle mücadele eden kişilere umut olmak ve farkındalık oluşturmak istediğini belirten Buse Şitil, insanların kendilerini yalnız hissetmemelerine katkı sağlamaya çalıştığını söyledi.

Şitil, kanseri tamamen önlemenin her zaman mümkün olmadığını ancak erken fark etmek ve riskleri azaltmak için yapılabilecekler bulunduğunu belirtti.

‘insanlara umut olmaya çalışıyorum’

“Yaşadığım meme kanseri sürecini paylaşarak insanlara umut olmaya, farkındalık oluşturmaya ve kanserle mücadele eden kişilerin kendilerini yalnız hissetmemelerine katkı sağlamaya çalışıyorum” diyen Şitil, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kanseri tamamen önlemenin her zaman mümkün olduğunu söyleyemeyiz. Ancak erken fark etmek ve riskleri azaltmak için yapabileceğimiz şeyler var. Vücudumuzu tanımak, memede veya başka bir bölgede fark ettiğimiz değişiklikleri önemsemek ve doktora başvurmayı ertelememek çok önemli.

Yaşa ve kişisel risklere uygun taramaları yaptırmak, doktor kontrollerini ihmal etmemek gerekiyor. Benim en büyük dileğim, hiçbir kadının kendi bedenindeki bir değişikliği ‘Hamileyim, normaldir’ veya ‘Genç yaşta başıma gelmez’ diyerek geçiştirmemesi.”