Hürmüz Boğazı'ndaki kaotik durum, İran'ın bu stratejik su yolunun yakınlarında gerçekleştirdiği üç gemi saldırısıyla daha da kötüleşmiştir. İran İslam Cumhuriyeti, 22 Nisan tarihinde limandan ayrılan üç gemiye ateş açtığını ve ikisini ele geçirdiğini duyurmuştur. Bu saldırılar, ABD'nin İran limanlarına uyguladığı abluka ve Washington'un, talep edilmesine rağmen İran'la bağlantılı bir gemiyi ele geçirmeye devam etmesine bir misilleme olarak nitelendirilmiştir.
Uzun bir süre sakin geçen dönemin ardından, gemilere yönelik saldırılar yeniden başlamıştır. İran'ın yarı resmi haber ajansları, İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) 22 Nisan'da Hürmüz Boğazı'nda üçüncü bir gemiye saldırdığını bildirmiştir. Nour Haber, Fars ve Mehr ajansları, Devrim Muhafızları'nın Euphoria adlı gemiye düzenlediği saldırıyı haberleştirmiştir. Geminin İran kıyılarında karaya oturduğu belirtilmiş, ancak daha fazla ayrıntı verilmemiştir.
İran'ın Saldırıları ve Son Gelişmeler Neler?
İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları'nın Liberya bayraklı Epaminondas ve Panama bayraklı MSC Francesca adlı iki konteyner gemisini ele geçirdiğini bildirmiştir. Bu olay, 19 Nisan'da gemilere yapılan iki saldırının ardından yaşanmış ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nda kontrolü ele geçirmesiyle başlayan Mart 2026 ortalarındaki 'sakinlik' dönemini sona erdirmiştir. İran, gemilerden kargoları, sahipleri ve mürettebatları hakkında ayrıntılı bilgi vermelerini talep etmiş ve bazı durumlarda petrol ve petrol ürünlerine varil başına 1 dolarlık gümrük vergisi uygulamıştır.
Saldırılar, İran'ın hafta sonu tutumunda yaşanan ani bir değişikliğin ardından gerçekleşmiştir. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, 17 Nisan'da boğazın gemilere açık olduğunu ilan etmiş, ancak Devrim Muhafızları ertesi gün kararını geri çekmiştir. Şubat sonundan beri Basra Körfezi'nde mahsur kalan altı yolcu gemisi bu kısa süreden faydalanarak boğazdan geçmiştir. Ancak o zamandan beri boğazdan geçen trafik önemli ölçüde azalmıştır.
Uluslararası Tepkiler ve Gelişmeler
Risk istihbarat firması Verisk Maplecroft'un Ortadoğu baş analisti Torbjorn Soltvedt, İran'ın aralıklı saldırılar yoluyla yüksek prim elde etmesinin işine yaradığını belirtmiştir. Uzman, ABD ile müzakerelerdeki en büyük kozların Hürmüz Boğazı'ndan deniz taşımacılığını kısıtlama yetenekleri olduğunu ve sigortanın bunun önemli bir parçası olduğunu ifade etmiştir. Bazı gemiler İran'ın denetim sisteminden geçmiş, ancak yüzlerce gemi ve binlerce mürettebat üyesi hâlâ mahsur durumda kalmıştır.
ABD Donanması, Hint Okyanusu'nda Bengal Körfezi'nin güneyinde, Hürmüz Boğazı'ndan yaklaşık 2.000 mil uzaklıkta bir İran petrol tankerine el koymuştur. Bu olay, ABD'nin Hürmüz Boğazı yakınlarındaki bölgeden ayrıldıktan sonra bile abluka ihlal eden gemilere el koyma gücünü vurgulamaktadır. Ancak denizcilik istihbarat firmaları, bazı İran petrol tankerlerinin ablukayı ihlal ettiğini bildirmiştir. Lloyd's List Intelligence'a göre, 13 Nisan'dan bu yana Körfez'den boğazın dışına çıkan 11 İran petrol tankeri de dahil olmak üzere, Körfez'e giriş çıkış yapan sürekli bir denizaltı trafiği akışı mevcuttur.
Gelecek Süreç ve Tahminler
AP'nin haberine göre, veri ve analiz firması Rystad Energy, ABD-İran çatışması sona erse bile, küresel petrol tanker ağının yeniden yapılandırılmasının tek başına altı ila sekiz hafta süreceğini belirtmiştir. Gemi sahipleri ve sigorta şirketlerinin yeni işletme ortamına uyum sağlamaları ve normal operasyonlara dönmeleri ise iki ila beş hafta alacaktır. Uzman Soltvedt, iki tarafın İran'ın nükleer ve balistik füze programları gibi kilit konularda bu kadar uzakta olduğu bir ortamda, gayri resmi bir ateşkes anlaşmasından daha kapsamlı bir şeye ihtiyaç olduğunu ifade etmiştir. Bununla birlikte, nakliye şirketlerinin İran füzeleri ve insansız hava araçlarından kaynaklanan uzun vadeli bir tehdit ile karşı karşıya kalmaya devam edeceği öngörülmektedir.
