16 Eylül 1982 tarihinde, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güneyinde bulunan Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında, İsrail ordusunun gözetiminde aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milisler tarafından gerçekleştirilen katliamda, 3.000 ila 3.500 arasında savunmasız insan hayatını kaybetti.
BİNLERCE İNSANI KATLETTİLER
Katliamın hemen öncesinde, Lübnan Cumhurbaşkanı Beşir Cemayel'in suikaste uğraması, Falanjist milisler için bir intikam bahanesi oldu. İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron'un komutasındaki İsrail ordusu, milislere kamp alanlarına giriş için koridor açtı. Falanjist milisler, çoğunluğunu kadın, çocuk ve yaşlıların oluşturduğu kamplara baskın düzenleyerek, balta ve kesici aletlerle vahşice saldırdılar.
Saldırılar üç gün boyunca sürdü ve kamptaki sokaklar, cesetlerle doldu. İsrail ordusu, kamp çevresini kuşatarak kaçış yollarını kapattı ve gece boyunca aydınlatma fişekleri kullanarak milislerin işini kolaylaştırdı. Birleşmiş Milletler, bu olayları "soykırım" olarak nitelendirerek kınadı.

katliamın sorumlusu şaron ceza bile almadı
Sabra ve Şatilla Katliamı’ndan sağ kurtulan 23 kişi, dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron’a karşı insanlık suçu işlediği gerekçesiyle 18 Haziran 2001’de Belçika’da dava açtı. Ancak ABD ve İsrail’in yoğun baskıları sonucunda Belçika, bu davanın açılmasına olanak tanıyan yasayı değiştirmek zorunda kaldı ve 15 Mayıs 2002’de dava yetkisizlik gerekçesiyle düşürüldü.
Dava sürecinde, katliamın baş aktörlerinden olan Falanjist Lübnan Güçleri lideri Eli Hubeyka, Şaron aleyhinde şahitlik yapacağını açıklamasının birkaç gün ardından Beyrut’ta aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi.
Katliamdan sorumlu tutulan Şaron ise hakkında herhangi bir dava açılmadan ve hesap sorulmadan Ocak 2014’te hayatını kaybetti.
Katliam planı Mossad Belgelerinde ortaya çıktı
Haaretz gazetesi, 8 Eylül’de Sabra ve Şatilla olaylarıyla bağlantılı İsrail’in Lübnan işgaline ilişkin Mossad belgelerine ulaştı. Gazete, İsrail Başbakanlık ofisinin kısmen sınıflandırılmış belgelerini, mahkemeye sunulan bir dilekçe üzerine yayımladı.
Belgelerde, İsrail ordusunun Lübnan işgaline 1981 yılından itibaren Falanjist milislerle koordinasyon içinde hazırlandığı belirtiliyor. Ayrıca, Mossad’ın Lübnan’daki müttefiklerine 6 bin M-16 piyade tüfeği, 60 bin cephanelik, 12 bin havan topu sevkiyatı yaptığı da belgelerde yer alıyor.
Bu belgeler, katliamın önceden planlandığını ve kapsamlı bir işgal stratejisinin parçası olduğunu gösteriyor.
Lübnan'ın başkenti Beyrut’un batısında, yaklaşık bir kilometrekarelik alana sıkışmış Sabra ve Şatilla kampları, günümüzde resmi olmayan verilere göre 12 bin Filistinli mülteciye ev sahipliği yapıyor.
lübnan'da bir savaşın hikayesi: Beşir ile Vals
Sabra ve Şatilla, Orta Doğu’nun toplumsal hafızasında derin izler bıraktı. Olayla ilgili birçok belgesel, kısa film ve öykü hazırlandı.
Bunlar arasında öne çıkanlardan biri Ari Folman’ın yönetmenliğini üstlendiği “Beşir ile Vals” adlı İsrail yapımı animasyon filmidir. Film, bir İsrailli askerin kamp saldırısı sonrası yaşadığı travmaları konu alıyor. 2008’de beyaz perdeye çıkan bu yapım, İsrail üretimi olmasına rağmen toplumsal hafızayı canlı tutması ve gerçekliği yansıtması nedeniyle pek çok ödül kazandı.

Her yıl, katliamın yıldönümünde, hayatta kalanlar ve dünya kamuoyu, bu insanlık suçunun unutulmaması ve sorumlularının hesap vermesi için çağrılarda bulunuyor.
Sabra ve Şatilla'nın acısı, bugün Gazze'de, Batı Şeria'da ve Filistin topraklarında yaşanan haksızlıklarla yankılanmaya devam ediyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı, GZT, Fikriyat Dergisi
