reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6467 %0.04
52,0424 %0.21
7.094,85 % 0,54
2.921.022 %-2.69
İşçi Haber Gündem İsrail basını yazdı: Türkiye, Suriye üzerinden Orta Doğu’da yeni düzenin mimarı oluyor

İsrail basını yazdı: Türkiye, Suriye üzerinden Orta Doğu’da yeni düzenin mimarı oluyor

İsrail merkezli Maariv gazetesi, Suriye’de Esad rejiminin çöküşünün ardından Türkiye’nin askeri, siyasi ve enerji boyutlarını birleştiren yeni bir bölgesel düzen kurma yolunda hızla ilerlediğini yazdı. Analize göre Ankara, Suriye sahasındaki askeri varlığını enerji koridoru vizyonuyla entegre ederek Orta Doğu’nun güç dengelerini yeniden şekillendiren başat aktörlerden biri haline geliyor.

KAYNAK: Sabah
Okunma Süresi: 5 dk

İsrail basınına göre, Suriye’de Beşar Esad rejiminin çökmesi Türkiye açısından yalnızca askeri bir kazanım değil; enerji, diplomasi ve jeopolitik alanları kapsayan geniş ölçekli bir fırsat penceresi açtı. Maariv gazetesinin analizinde, Ankara’nın bu süreci çok boyutlu bir stratejiyle yönettiği ve bölgesel nüfuzunu kalıcı hale getirmeyi hedeflediği vurgulandı.

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem iç politik dengeleri hem de bölgesel ve küresel aktörler arasındaki hassas dengeyi gözeterek hareket etmek zorunda olduğu ifade edilirken, Türkiye’nin bu süreçte askeri güç, enerji politikaları ve diplomatik manevra alanlarını eş zamanlı kullandığına dikkat çekildi.

maariv: TÜRKİYE, SURİYE’DE BASKIN AKTÖR KONUMUNDA

Maariv’e göre, Esad rejiminin yıkılmasının üzerinden geçen bir yılın ardından Türkiye, Suriye sahasında askeri, siyasi ve enerji alanlarında pozisyonunu güçlendirerek Orta Doğu’daki güç dengelerini etkileyen kilit aktörlerden biri hâline geldi. Ankara’nın, yeni Suriye yönetiminin lideri Ahmed el-Şara ile yakın koordinasyon içinde hareket ettiği ve bu çerçevede kuzey Suriye’ye zırhlı birlikler ile yaklaşık 200 Türk askerini konuşlandırdığı aktarıldı.

Bu askeri varlığın yalnızca güvenlik amaçlı olmadığı, aynı zamanda Türkiye’nin bölgedeki uzun vadeli stratejik hedeflerinin önemli bir parçası olduğu vurgulandı.

İsrail merkezli gazetenin analizinde, Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda kaydettiği ilerlemenin Suriye sahasında doğrudan bir karşılık bulduğu ifade edildi. Ankara’nın Suriye’yi yalnızca bir güvenlik alanı olarak değil, aynı zamanda enerji ve nüfuz açısından stratejik bir merkez olarak değerlendirdiği belirtildi.

Haberde, Türkiye’nin balistik füze programını geliştirmeye devam ederken, yaptırımların kaldırılması ve iki S-400 sisteminin Rusya’ya iade edilmesinin ardından ABD’den F-35 savaş uçakları satın alma planını yeniden gündeme aldığı kaydedildi. Bu adımın, yeni Suriye yönetimine sağlanan lojistik, siyasi ve askeri desteğin derinleştirilmesiyle bağlantılı olduğu ve Ankara’nın bölgesel konumunu güçlendirme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak görüldüğü aktarıldı.

TÜRKİYE–SURİYE ENERJİ ENTEGRASYONU DENGEYİ DEĞİŞTİREBİLİR

Maariv’e göre, Suriye rejiminin çöküşü Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkiye’nin bölgesel stratejisini yeniden kurgulama imkanı sundu. Analizde, Erdoğan’ın Suriye’yi hem bir enerji merkezi hem de bir güvenlik alanı olarak gördüğü ve bu ülkenin Türkiye açısından son derece kritik bir stratejik varlık haline geldiği ifade edildi.

Bu çerçevede Ankara, Körfez’deki enerji kaynakları ile Avrupa’daki hedef pazarlar arasında doğrudan kara bağlantısı sağlayan bir “enerji koridoru” olma hedefini öne çıkarıyor. Bu güzergahın, rakip aktörlerin kontrolündeki hatları devre dışı bırakan, daha düşük maliyetli ve daha verimli bir alternatif sunduğu vurgulandı.

Haberde, Türk ve Suriye elektrik şebekelerinin entegre edilmesinin Orta Doğu’nun enerji güvenliği açısından kritik bir eşik oluşturabileceği belirtildi. Bu entegrasyonun, yeşil enerjiye geçişi desteklerken aynı zamanda Ankara’nın ABD ile ilişkilerini derinleştirme ve Rusya ile İran’ın bölgedeki etkisini sınırlama hedefleriyle örtüştüğü aktarıldı.

Türkiye’nin Türkmenistan’dan gaz ithalatı gibi alternatif kaynaklarla enerji arzını çeşitlendirmeyi amaçladığı, bu süreçte Orta Asya cumhuriyetleri ile Avrupa ülkeleri arasında arabulucu bir rol üstlendiği de analizde yer aldı.

Maariv: ABD LNG’Sİ, RUSYA VE İRAN’A KARŞI STRATEJİK KALDIRAÇ

Maariv’in değerlendirmesinde, BOTAŞ ile ABD’li Mercuria arasında imzalanan ve 20 yıl boyunca 43 milyar dolarlık LNG alımını kapsayan anlaşmanın Türkiye’ye önemli bir jeopolitik manevra alanı kazandırdığı ifade edildi. 2026 yılında Rusya ile mevcut doğalgaz anlaşmalarının sona ermesiyle birlikte, Türkiye’nin Rus gazına bağımlılığının kademeli olarak azalmasının beklendiği aktarıldı.

Bu gelişmenin Ankara’yı Doğu Akdeniz ve Mısır üzerinden şekillenen yeni enerji denklemlerinde daha güçlü bir konuma taşıyacağı öngörüldü.

Haberde ayrıca, Ermenistan ile Azerbaycan arasında yürütülen barış süreci ve Zengezur Koridoru’nun açılmasının Orta Asya ile Avrupa arasındaki enerji ve lojistik bağlantıları güçlendireceği belirtildi. Bu hattın hayata geçmesiyle Türkiye’nin bölgesel enerji ve ulaşım ağlarında vazgeçilmez bir merkez ülke hâline gelebileceği vurgulandı.

'Orta Doğu’nun en güçlü askeri yapılarından biri'

Maariv, Türkiye’nin Trump yönetimiyle güçlenen ilişkilerini, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olmasını ve Orta Doğu’nun en güçlü askeri yapılarından biri olmasını stratejik konumuyla birleştirdiğini yazdı. Bu unsurların, Türkiye’yi enerji, güvenlik ve jeopolitiği aynı potada buluşturan kritik bir aktör haline getirdiği ifade edildi.

Analize göre, Türkiye’nin kuzey Suriye üzerindeki askeri kontrolü, sınır hattı boyunca özerk bir terör yapılanmasının oluşmasını engelleyerek önemli bir güvenlik tamponu sağlıyor. Aynı zamanda bu kontrol, Ankara’ya enerji alanında geleneksel tedarikçilere bağımlılığı azaltma ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar karşısında Moskova ve Tahran’ın etkisini sınırlama imkanı sunuyor.

İsrail Basını Türkiye’yi İşaret Etti

Haberde, ABD ile güçlenen enerji ortaklığının ve Rusya’ya bağımlılığın kademeli olarak azalmasının Türkiye’yi Washington’un küresel enerji piyasalarında tercih edilen stratejik ortaklarından biri haline getirdiği belirtildi. Kuzey Suriye’de artan askeri varlığın ise yalnızca sahadaki dengeleri değil, iç savaş sonrası yeniden inşa süreçlerini de doğrudan etkilediği ifade edildi.

Maariv’e göre Türkiye, Suriye’de elde ettiği kazanımları kalıcı bir avantaja dönüştürebilirse; Gazze Şeridi, Lübnan ve Libya gibi çatışma bölgelerinin yeniden inşasına yönelik uluslararası girişimlerde de merkezi bir rol üstlenebilir. Bu durumun, Ankara’yı Orta Doğu’nun yeni ekonomik ve siyasi düzeninde belirleyici ve baskın bir aktör konumuna taşıyabileceği vurgulandı.

Kaynak: Sabah