Kavas’ın gönderdiği fotoğraflar ve örnekler, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ömer Çeçen tarafından incelendi. Çeçen, bitkinin örneklerini Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Hasan Yıldırım’a iletti.
Yıldırım’ın öncülüğünde yürütülen incelemelere, Şanlıurfa’da görev yapan biyoloji öğretmeni Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos ve Balıkesir Üniversitesi’nden bitki ressamı Hazelnas Varol da katkı sağladı.
Mevsimsel Özelliğiyle Dikkat Çekti
Yeni keşfedilen bitki, sonbaharda çiçeklenen diğer yılan pancarı türlerinden farklı olarak ilkbahar ile yaz ayları arasında çiçek açıyor. Tür, yakın akrabası olan ve Antalya çevresinde görülen Dağ yılan pancarı (Biarum rifatii) ile karşılaştırıldığında, çiçek yapısındaki farklılıklarla ayrışıyor.
Bilim insanları, “Karaman yılan pancarı”nın çiçek organlarının daha küçük olduğunu ve bu özelliğin onu diğer türlerden ayırdığını belirledi.
Uluslararası Dergide Yayınlandı
Keşfe dair bilimsel makale, botanik alanında saygın bir yayın olan Annales Botanici Fennici dergisinde yayımlandı. Böylece “Biarum gulsenianum”, uluslararası literatürde resmi olarak yerini aldı.
Bitkinin bilimsel adında yer alan gulsenianum ifadesi, keşfi sağlayan Gülşen Kavas’a ithafen verildi.
Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni keşfin önemine değinirken, bitkinin zehirli bir tür olduğuna dikkat çekti. Yıldırım, “Bu tür, Yılanyastığıgiller familyasına mensup. Biarum cinsine ait yaklaşık 22 tür bulunuyor ve bunların önemli bir kısmı Akdeniz havzasında yayılış gösteriyor. Türkiye ise bu anlamda zengin bir coğrafya; çünkü artık 13 türümüz var ve bunlardan 4’ü yalnızca ülkemize özgü endemik türler” dedi. Yıldırım, bitkinin çiğ olarak tüketilmesi halinde zehirlenmelere yol açabileceğini, ancak bazı bölgelerde “tirşik” veya “kari” olarak bilinen benzer türlerin kaynatılarak tüketilebildiğini belirtti.
100’den Az Birey Kaldı
Araştırmalar sonucunda, Karaman yılan pancarının 100’den az bireye sahip olduğu tespit edildi. Bu durum, türün ciddi risk altında olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Yıldırım, “Habitat tahribatları bu türün geleceğini tehdit ediyor. Bu nedenle yerel yönetimlerin, Milli Parklar yetkililerinin ve akademisyenlerin birlikte koruma planı oluşturması gerekiyor” dedi.
