reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2789 %0.22
50,2002 %-0.1
6.375,38 % -0,30
4.132.948 %-0.048
İşçi Haber Gündem Kenan Evren ve 12 Eylül 1980 Darbesi: Türkiye’nin yakın tarihinde keskin bir dönemeç

Kenan Evren ve 12 Eylül 1980 Darbesi: Türkiye’nin yakın tarihinde keskin bir dönemeç

12 Eylül 1980'de yapılan askeri darbenin başındaki isim olan Kenan Evren, Türkiye'nin siyasi tarihinde derin izler bırakan bir döneme öncülük etti. Demokrasiye uzun bir ara verilirken binlerce kişi gözaltına alındı, yüzlerce kişi işkence gördü ve idamlar gerçekleşti. Eğitimden ekonomiye, toplumsal yapıya kadar birçok alanda kalıcı etkiler yaratan bu dönemde, Türk-İslam sentezi devletin resmi ideolojisi haline getirildi. Evren’in siyasi ve toplumsal mirası, ölümünün ardından da tartışılmaya devam ediyor.

Okunma Süresi: 4 dk

Türkiye’nin yakın siyasi tarihini şekillendiren en kritik olaylardan biri olan 12 Eylül 1980 askeri darbesi, lideri Kenan Evren’in adıyla anılır. 98 yaşında Ankara’da tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) yaşamını yitiren Evren, hem Türkiye’nin siyasi hayatında hem de toplumsal yapısında derin izler bıraktı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) resmi internet sitesinde Evren’in biyografisinde, 12 Eylül’ün “devlet, Millî Güvenlik Konseyi ve Genelkurmay Başkanlığı, ardından da Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı bir dönem” olarak tanımlandığı görülür. Bu dönem, Türkiye demokrasisinin askıya alındığı, toplumun birçok kesiminin acı deneyimler yaşadığı, ancak aynı zamanda ekonomik ve ideolojik dönüşümlerin de hızlandığı bir süreçtir.

Darbenin Gerekçesi ve İlk Etkileri

12 Eylül 1980 sabahı, Kenan Evren liderliğindeki askeri yönetim yönetime el koydu. Darbe ilan edilirken, Evren TRT ekranlarından yaptığı konuşmada, “kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek zorunda kaldığını” belirtti. Bu sözler, yıllardır devam eden sağ-sol çatışmaları ve sokak şiddetinin son bulacağına dair bir umut olarak algılandı. Ancak gerçekte darbe, devlet otoritesinin yeniden sağlanmasının ötesinde, Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve toplumsal yapısını derinden değiştiren bir müdahale oldu.

Darbenin hemen ardından Türkiye’de demokrasi askıya alındı; siyasi partiler kapatıldı, binlerce insan tutuklandı, fişlendi veya sürgüne gönderildi. Yeni anayasa 1982 yılında halkoylamasıyla kabul edildi ve bu anayasa darbecilere geniş yargı dokunulmazlığı sağladı. Kenan Evren ise cumhurbaşkanı seçildi ve 1989 yılına kadar bu görevde kaldı.

Toplam Gözaltı ve Yargılamalar: Sayısız İhlal ve Baskı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 2012 yılında yayımladığı darbeler araştırma raporu, 12 Eylül sürecinde yaşanan insan hakları ihlallerinin büyüklüğünü gözler önüne serdi. Rapora göre:

650.000 kişi gözaltına alındı,

1.683.000 kişi fişlendi,

230.000 kişi hakkında dava açıldı,

517 kişiye idam cezası verildi,

50 kişi asıldı,

71.000 kişi çeşitli kanun maddelerinden yargılandı,

30.000 kişi işten çıkarıldı,

14.000 kişi vatandaşlıktan çıkarıldı,

30.000 kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına kaçtı.

Ayrıca, bu dönemde 937 film yasaklandı, 23.677 dernek kapatıldı, gazeteler yüzlerce gün yayın yapamadı, tonlarca basılı materyal imha edildi. İdam edilenler arasında özellikle 17 yaşındaki Erdal Eren’in hikayesi, hafızalarda derin bir iz bıraktı.

Kenan Evren, idam kararlarını savunurken, “Bir sağdan bir soldan astık” ifadesini kullandı. Yıllar sonra katıldığı televizyon programlarında işkencelere ilişkin itiraflarda bulunarak, “Vicdan azabı çekmedim. Elim titremedi” dedi. Ancak işkence ve kötü muamelelerin engellenememesi konusunda “Ah o gardiyanlar” diyerek sorumluluğun bir kısmını üstlenen ifadeler kullandı.

Ekonomik Reformlar ve Türk-İslam Sentezi’nin Yükselişi

12 Eylül darbesi, sadece siyasi bir müdahale değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik ve ideolojik yöneliminde de belirleyici oldu. Dönemin hükümeti tarafından hazırlanan ve IMF destekli 24 Ocak 1980 kararları, darbenin ardından tam anlamıyla uygulanmaya başladı. Bu kararlar, Türkiye ekonomisini serbest piyasa ve uluslararası mali sisteme entegre etmeyi amaçlıyordu.

Gazeteci Mehmet Ali Birand’ın aktardığı üzere, IMF Yönetim Kurulu’nda Türkiye adına konuşan Belçikalı De Groote, darbeyle birlikte reformların daha sıkı disiplinle uygulanacağını vurguladı. Ancak bu süreç, kalkınma hızında büyük düşüşlere, işsizliğin 1,5 milyon artmasına ve kişi başı gelirin ciddi biçimde azalmasına neden oldu. 1984’te dolar kuru 400 Türk Lirası’na yükseldi.

İdeolojik açıdan ise 12 Eylül, devletin resmi ideolojisi olarak Türk-İslam sentezini benimsedi. 1970’lerde yükselen sol hareketlere karşı bir panzehir olarak milliyetçilik ve dinin ön plana çıkarılması hedeflendi. Eğitim sistemi ve kültür politikaları, bu sentezin yaygınlaştırılması için yeniden şekillendirildi. Özellikle PKK’nın etkili olmaya başladığı Güneydoğu Anadolu’da dini motiflerin kullanıldığı bildiriler dağıtıldı ve 1982 Anayasasıyla zorunlu din dersleri getirildi.

Demokrasiye Mola: Siyasi Partiler ve Sivil Toplumun Kapatılması

Darbenin hemen ardından siyasi hayat neredeyse tamamen askıya alındı. Tüm siyasi partiler kapatıldı, liderleri yargılandı veya yasaklandı. 23.677 dernek faaliyetten men edildi, basın özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlandı. 300 günü aşkın süre birçok gazete yayın yapamadı. Gazetecilere toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Bu dönemde, toplumun demokrasi umudu büyük yara aldı.

1982 Anayasası halkoylamasında yüzde 91.37 evet oyuyla kabul edildi ve darbecilere yargılanmama garantisi verdi. Bu anayasa, Türkiye siyasi hayatında derin etkiler bırakarak bugüne kadar gelen birçok tartışmanın temelini oluşturdu.

Kenan Evren’in Hayatı ve Son Dönemi

1917’de Manisa’nın Alaşehir ilçesinde doğan Kenan Evren, 1938 yılında Kara Harp Okulu’na girerek askeri kariyerine başladı. 1978’de Genelkurmay Başkanı oldu ve 12 Eylül 1980’de liderliğini yaptığı darbeden sonra 1983’e kadar hem Genelkurmay Başkanlığı hem de Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttü. 1989’da cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra Marmaris’e yerleşti, resim yapmaya başladı ve birçok sergi açtı.

Ancak hayatının son yıllarında “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı ortadan kaldırmaya teşebbüssuçundan yargılandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay’daki temyiz sürecini tamamlayamadan hayatını kaybetti. Siyasi mirası ve 12 Eylül darbesinin etkileri Türkiye’de hala tartışılmaya devam ediyor.