Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hayata geçirilen Türk Dünyası Diyalog Forumu çerçevesinde dikkat çeken bir oturum gerçekleştirildi. Medeniyet Perspektifinden Türk Dünyası ve Gelecek Tasavvuru başlıklı özel toplantıda konuşan isimler bölgesel bağlara vurgu yaptı.
Moderatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kılıç Buğra Kanat'ın yürüttüğü oturumda konuk olan Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Türk milletinin kadim coğrafyasını bugüne bağlayan üç temel düşünce eksenini devlet aklı, dil ve fikir birliği ile gönül birliği olarak açıkladı.
Türk Dünyasının Güç Birliği ve Ortak Hedefleri
Bu birlik iklimini pekiştirmek adına yoğun gayret sarf edildiğini belirten Kalın, Türk Devletleri Teşkilatı vizyonunun üç ana hedefinin millî değer birliği, dil ve fikir birliği ile farklılıkları anlama hususundaki geniş ufuk olduğunu dile getirdi. Bugüne kadarki süreçte atılan adımlara değinen Kalın, 'Bunun en üst düzey ve kurumsal yapısı da bugün Ankara'da 13'üncüsü yapılan Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi olmuştur' ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 4,8 milyon kilometrekareye, 200 milyona yakın nüfusa ve 2,17 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe sahip olan Türk dünyasının, Orta Asya'dan Kafkasya'ya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden Doğu Akdeniz'e ve Macaristan'a uzanan geniş coğrafyada küresel barışa büyük katkılar sunduğunu kaydetti. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlık kazanan ülkelerin geçirdiği dönüşüme dikkat çeken Kalın, Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan'ın ekonomik kalkınma seviyesi ile enerji güvenliğindeki kilit rollerinin geride kalan 40 yıla yakın sürecin boşa geçmediğini gösterdiğini bildirdi.
Güvenlik ve İstihbarat Alanında Ortak Mücadele
Türk cumhuriyetlerinin ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğuna işaret eden Kalın, bölgenin hem enerji hem de gıda güvenliği açısından stratejik bir konumda bulunduğunu aktardı. Teknoloji alanında önemli gelişmeler kaydedildiğini belirten Kalın, terörle mücadele, insan kaçakçılığı, radikalleşme ve çatışma bölgelerinden kaynaklanan risklere karşı istihbarat teşkilatları arasında yakın iş birliği yürütüldüğünü bildirdi.
Oluşturulan erken uyarı ve alarm sistemleri sayesinde potansiyel tehlikelerin eş zamanlı olarak takip edilebildiğini aktaran Kalın, Türkiye'nin güvenlik yaklaşımının bütüncül bir temele dayandığını vurguladı. Ülkelerin kendi güvenliklerini sağlarken komşularının ve müttefiklerinin de güvenliğini gözetmesi gerektiğinin altını çizen Kalın, 'Hepimiz güvende olmadan hiçbirimiz güvende değiliz' mesajını verdi.
Kurumsal Temasların Artırılması Gerekiyor
Geçmiş yıllarda yaşanan bazı sınır anlaşmazlıkları ve toplumsal olayların istihbarat teşkilatlarının düzenli toplantıları sayesinde krize dönüşmeden çözüldüğünü anlatan Kalın, siber tehditler ve dezenformasyonla mücadelede de ortak adımlar atıldığını kaydetti. Sosyal medyanın manipülasyona çok açık bir alan olduğuna dikkat çeken Kalın, Türk devletleri arasındaki ilişkilerin sadece liderler seviyesinde kalmaması gerektiğini belirtti.
İlişkilerin tabana yayılması ve kurumlar arası temasların artırılmasının hayati önem taşıdığını ifade eden Kalın, 'Genelde uluslararası ilişkilerde şöyle bir tablo görüyoruz: Liderler düzeyinde çok iyi ilişkiler olur, güzel bir hava olur, rüzgâr eser ama bunun aşağıya yansıması zaman alır. Bu yansımanın daha güçlü ve etkili olması lazım' değerlendirmesinde bulundu. Üniversiteler, akademisyenler ve düşünce kuruluşlarının da daha sıkı iletişim kurması gerektiğini sözlerine ekledi.
(Kaynak ve Görsel: Yeni Şafak)
