"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,9097 %0.07
53,7646 %0.22
6.140,18 % 0,07
2.902.243 %-2.797
İşçi Haber Gündem NASA, Einstein'ın teorisiyle 40 bin ışık yılı uzakta yeni bir gezegen keşfetti

NASA, Einstein'ın teorisiyle 40 bin ışık yılı uzakta yeni bir gezegen keşfetti

Nasa'nın TESS uzay teleskobu, Einstein'ın Genel Görelilik Teorisi'ne dayanan yeni bir gezegen keşfetti. Gaia23bra b, dikkat çekici özellikleriyle öne çıkıyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Nasa'nın TESS uzay teleskobu, ilk kez Einstein'ın Genel Görelilik Teorisi'ne dayanan kütleçekimsel mikromercekleme yöntemini kullanarak yeni bir ötegezegen keşfetti. Keşfedilen gezegen Gaia23bra b, ilk olarak 2023 yılında görevini tamamlayan Gaia uzay teleskobu tarafından tespit edilen bir mikromercekleme olayı sayesinde dikkat çekmişti. Arka plandaki bir yıldızın parlaklığındaki çok küçük artış, bu gezegenin varlığına dair ilk ipuçlarını sağlamıştı. Nasa şimdi ise TESS verilerini farklı bir yaklaşımla analiz ederek bu keşfi doğruladı.

Keşfin Detayları Neler?

Geleneksel yöntem bu gezegen için yeterli değildi. TESS normal şartlarda gezegenleri, yıldızlarının önünden geçerken oluşturdukları çok küçük parlaklık düşüşlerini ölçerek keşfediyor. Bu yöntem özellikle yıldızına yakın yörüngede dönen büyük gaz devlerini belirlemede oldukça başarılı olsa da Gaia23bra b gibi sistemlerde yeterli olmuyor. Jüpiter'in yaklaşık 1,6 katı kütleye sahip olan Gaia23bra b, yıldızının çevresinde Güneş-Jüpiter uzaklığına benzer bir mesafede dolanıyor.

Gezegenin ev sahibi yıldız ise Güneş'in yaklaşık yüzde 80'i büyüklüğünde turuncu bir cüce yıldız ve Dünya'dan yaklaşık 40 bin ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Buna karşılık TESS'in geçiş yöntemiyle yaptığı tipik taramalar yaklaşık 150 ışık yılı mesafeye kadar etkili oluyor. Bu nedenle gezegenin doğrulanabilmesi için farklı bir gözlem tekniğine ihtiyaç duyuldu.

TESS'in Gelecekteki Rolü Ne Olacak?

TESS uydusu fırlatıldığında kimse bu tür gezegenleri tespit edebileceğini esasında öngörmemişti. Dolayısıyla bu sonuç, TESS arşivlerinde gözden kaçan başka gezegenlerin de bulunabileceğine işaret ediyor. Einstein'ın 1915 tarihli teorisi keşfin temelinde Kütleçekimsel mikromercekleme yöntemi, Albert Einstein'ın 1915 yılında ortaya koyduğu Genel Görelilik Teorisi'ne dayanıyor. Bu teoriye göre kütle, uzay-zaman dokusunu büküyor ve yerçekimi de bu eğriliğin sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Yaklaşık 6 bin doğrulanmış ötegezegenin yalnızca yüzde 5'i bugüne kadar mikromercekleme yöntemiyle keşfedildi. Buna karşılık gezegenlerin yaklaşık yüzde 75'i geçiş yöntemiyle bulundu. Araştırmacılara göre mikromercekleme yöntemi, geçiş veya transit tekniğinin kaçırabileceği gezegenleri tespit etme konusunda önemli avantaj sunuyor.

Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu'nun Rolü

Özellikle yıldızından daha uzak yörüngelerde bulunan küçük gezegenlerin, hatta yaşanabilir bölgede yer alan olası “Dünya’ların” belirlenmesinde bu yöntem öne çıkıyor. Öte yandan Nasa'nın geliştirdiği Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, mikromercekleme yöntemini temel gözlem tekniklerinden biri olarak kullanacak. Teleskop, yıldız yoğunluğunun son derece yüksek olduğu Samanyolu'nun merkez bölgesini tarayarak çok sayıda mikromercekleme olayını gözlemlemeyi hedefliyor.

Nasa'nın tahminlerine göre Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, görev süresince yaklaşık 1.000 ötegezegeni kütleçekimsel mikromercekleme yöntemiyle keşfedecek. Ayrıca teleskobun transit yöntemiyle de yaklaşık 100 bin gezegen tespit etmesi bekleniyor. Bu teleskobun önümüzdeki ay fırlatılması bekleniyor.

Uzay Yolculuğu Mümkün Mü?

Peki, insanlık 40 bin ışık yılı uzaktaki bu sisteme gidebilir mi? Mevcut teknolojiyle ve öngörülebilir gelecekte bunun mümkün olduğu söylenemez. Ancak fizik yasaları teorik olarak böyle bir yolculuğu tamamen dışlamıyor. Işık hızının yaklaşık %99,9999'una ulaşabilen bir uzay aracıyla, özel görelilikteki zaman genişlemesi sayesinde yolculuk mürettebat için yaklaşık 57 yıl sürebilir. Buna karşılık Dünya'daki gözlemcilere göre ise aynı yolculuk yine 40 bin yıldan uzun sürmeye devam eder. Ancak böyle bir hıza ulaşmak için gereken enerji miktarı günümüz teknolojisinin çok ötesinde olduğundan bu senaryo şimdilik yalnızca teorik düzeyde kalıyor.