İstinaf mahkemesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin davada mutlak butlan kararı vererek Türkiye siyasetinde emsal niteliğinde bir karara imza attı. Karar, yalnızca mevcut yönetimin görevini sonlandırmakla kalmadı, aynı zamanda son üç yılda yapılan kurultay süreçlerinin ve alınan kararların da hukuken geçersiz sayılmasının önünü açtı.
Kararla birlikte Özgür Özel ve mevcut parti yönetimi görevden uzaklaştırılırken, Kemal Kılıçdaroğlu ve 37. Olağan Kurultay’da seçilen yönetim yeniden göreve iade edildi. Bu gelişme, Türkiye’de ilk kez bir siyasi parti yönetiminin mutlak butlan kararıyla görevden düşürülmesi olarak kayıtlara geçti.
mutlak butlan süreci ve kararın kapsamı
Mahkeme kararına göre sadece 38. Olağan Kurultay değil, bu kurultayın ardından yapılan tüm olağanüstü kurultaylar, tüzük değişiklikleri ve parti içi yapısal düzenlemeler de yok hükmünde sayıldı.
Bu kapsamda parti içinde oluşturulan yeni kurumsal yapılar ve organizasyon modelleri de hukuki geçerliliğini kaybetmiş oldu. Böylece CHP’nin son yıllarda geçirdiği tüm yapısal dönüşüm süreci tartışmalı hale geldi.
CHP’de iki ayrı yönetim iddiası ve siyasi kriz
Kararın ardından CHP içinde ciddi bir siyasi gerilim ortaya çıktı. Özgür Özel yönetimi kararı siyasi darbe olarak nitelendirerek tanımadığını açıkladı. Parti yönetimi, hukuki ve siyasi mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğini ve sürecin takipçisi olacağını duyurdu.
Genel merkezde direniş söylemi öne çıkarken, partinin muhalefet cephesiyle birlikte toplumsal tepkiyi büyütme stratejisi izleneceği ifade edildi. Buna karşılık Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden gelen açıklamalarda ise partinin bölünmesine izin verilmeyeceği vurgulandı. Bu açıklamalar, olası bir uzlaşma arayışının tamamen ortadan kalkmadığı şeklinde yorumlandı.
CHP yönetimi, karara karşı Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunurken, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) da başvuru yapılacağı açıklandı. Parti yönetimi, kararı tanımadığını ve tüm hukuki yolların sonuna kadar kullanılacağını belirtti.
Ancak istinaf kararının tedbir niteliği taşıması nedeniyle, sürecin kısa vadede sonuçlanmasının beklenmediği ve hatta seçim dönemine kadar uzayabileceği değerlendiriliyor.
CHP’de şimdi ne olacak?
CHP’de en çok konuşulan başlıklardan biri olası olağanüstü kurultay süreci. Parti tüzüğüne göre genel başkan, Parti Meclisi veya delegelerin salt çoğunluğu ile olağanüstü kurultay kararı alınabiliyor. Bu nedenle hem mevcut yönetim hem de eski yönetim cephesinin, süreci kendi lehine çevirmek için kurultay seçeneğini gündeme getirebileceği değerlendiriliyor.
Bir diğer olasılık ise geçiş dönemi yönetimiyle partinin olağan takvime döndürülmesi. Bu senaryoda parti içi seçimlerin yeniden yapılması ve dengelerin sıfırdan şekillenmesi gündeme gelebilir.
Kararın ardından CHP’yi üç temel başlık bekliyor. İlk olarak hukuki süreç, partinin geleceğini doğrudan belirleyecek. Temyiz ve YSK başvurularından çıkacak sonuçlar, yönetimin meşruiyet tartışmasını netleştirebilir. İkinci olarak, parti içinde yönetim krizi devam ediyor. İki farklı tarafın da kendisini meşru yönetim olarak görmesi, CHP’de fiili bir çift başlılık görüntüsü yaratmış durumda.
Son olarak ise olağanüstü kurultay baskısı giderek artıyor. Taraflardan birinin delegeler üzerinde çoğunluğu sağlaması halinde yeni bir kurultay süreci kaçınılmaz hale gelebilir. CHP, Türkiye siyasi tarihinde benzeri az görülen bir kurultay iptali ve yönetim iadesi sürecinin ortasında bulunuyor. Önümüzdeki günler, partinin ya hızlı bir şekilde yeniden kurumsal yapısını belirleyeceğini ya da uzun sürecek bir iç hukuk ve siyasi kriz dönemine gireceğini gösterecek.
