reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,5138 %0.07
51,4039 %-0.07
6.908,63 % -0,01
3.235.814 %-4.079
İşçi Haber Gündem Prof. Dr. Eyidoğan : Depremi değil ama kayıpları durdurabiliriz

Prof. Dr. Eyidoğan : Depremi değil ama kayıpları durdurabiliriz

Tekirdağ’da düzenlenen ''Afetlere Dayanıklı Tekirdağ'' çalıştayında konuşan Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, depremlerin önceden tahmin edilemeyeceğini belirterek, ''Depremle ilgili iki gerçek var Türkiye’de, biri depremin kendisi, biri de depremlerde beklediğimizden fazla kayıp vermemiz. Deprem gerçeğini durduramayız, değiştiremeyiz. Ama beklenenden fazla kayıp verme sıkıntımızı giderebiliriz'' açıklamasında bulundu.

KAYNAK: DHA
Okunma Süresi: 3 dk

Tekirdağ’da, Büyükşehir Belediyesi Yılmaz İçöz Sahnesi’nde 4-5 Şubat tarihlerinde düzenlenen ‘Afetlere Dayanıklı Tekirdağ’ çalıştayı başladı. Çalıştayda, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler ve sonrasındaki süreci değerlendiren Jeofizik Yüksek Mühendisi ve Deprem Bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, “Bu derslerin ödevlerini yapmamız lazım. 6 Şubat’ta ortaya çıkan acı manzaralar, acı kayıplar, ekonomik kayıplar açısından derslerimizi çıkarıp, gerekli düzenlemeleri yapmamız lazım. 53 bin 537 yurttaşımızı kaybettik ama 8 bin 500 kişi de sınırın ötesinde, Suriye’de can kaybı var. Dolayısıyla 62 bin küsur kayıp var bilinen. Her depremden dersler çıkarıyoruz. Bu derslerin ödevlerini, her ölçekte, hem merkezi yönetim ölçeğinde hem yerel yönetim ölçeğinde unutmadan, ciddiye alıp ödevlerini yapmamız lazım” dedi.

'depremi önceden biliyorum deme şansımız yok'

Depremin önceden bilinmesini sağlayabilecek bir hesap yöntemi olmadığını dile getiren Eyidoğan, “Bugüne kadar gelinen noktada bununla ilgili elimizde bir ölçü, bir hesap yöntemi yok. Bazı yer bilimciler, jeologlar, jeofizikçiler, fizikçiler bu konularda çalışmalar yapıyor. Tabi bilimsel araştırma yapılması gerekiyor ama bugün geldiğimiz noktada, ‘Ben depremi önceden biliyorum’ deme şansımız yok. Çünkü uluslararası standartlara göre, etik kurallara göre depreme önceden bilmek şu; depremi önceden bildiğini söyleyen bir kişinin, depremin hangi yıl, hangi gün, hangi saat, hangi büyüklükte ve nerede olacağını kesine yakın söylemesi lazım. Bu yoksa, o depremi önceden bilmek olmuyor.

Bizim zaten maruz kalacağımız depremin yer hareketinin şiddetini belirleyen, bulunduğumuz koordinatta, bulunduğumuz noktada neye maruz kalacağımızı belirleyen Türkiye deprem tehlike haritası var. Ona baktığın zaman 0,4 g yer hareketine maruz kalacağını görüyorsun. Binanı ona göre yapacaksın. Yer seçimini ona göre yapacaksın. Zeminini ona göre seçeceksin. Dolayısıyla deprem riskini azaltmak aslında o kadar zor bir şey değil. Depremden insanlar korkuyor. Ama bu korkuyu bertaraf etmenin yolu kurallara uyarak yerleşim alanları oluşturmak. Depreme dirençli yapılaşma, depreme dirençli şehirler sözcükleri buradan çıkıyor” diye konuştu.

‘EN AZ HASARLA KURTULACAK YERLEŞİMLER OLUŞTURMALIYIZ’

Kurulacak güçlü sistemle depremden en az kayıpla kurtulacak yerleşimlerin oluşturulması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Eyidoğan, “Aslında eksik olan bir şeyimiz yok. Üniversitelerimiz var, yer bilimcilerimiz var, inşaat mühendislerimiz var, AFAD'ımız var, yönetmeliklerimiz var, deprem tehlike haritamız var, valiliklerimiz var, bakanlıklarımız var. Yani her şeyimiz var aslında. Tüm mesele bir sistem oluşturup, depremden en az kayıpla kurtulacak yerleşimleri oluşturmak. Bunu yapabiliriz. Çünkü ben şunu söylüyorum zaman zaman; ‘Deprem doğadan, afet insandan.’ Çünkü deprem olacaktır. Bu coğrafya milyonlarca yıldır deprem olan bir coğrafya. Dolayısıyla bunların farkında olup bizim hep birlikte, ilgili tüm kurumlarla birlikte yerelde, merkezde bunu gündemde tutarak, gerekli çalışmaları yapmamız gerekiyor” dedi.

'deprem gerçeğini durduramayız ama kayıp verme sıkıntımızı giderebiliriz'

Depremle ilgili yapı üretim sürecinin de ciddiye alınması gerektiğinin altını çizen Eyidoğan, “Bütün aktörleri yani bir binanın inşaat ruhsatını almaktan, bitirip iskanını alıp içine hak sahiplerini koyma süreci içinde en az on tane aktör var. Ruhsat onayı, proje onayı, müteahhidin belirlenmesi, şantiye şefi, işçiler, betoncular, demirciler, denetimciler, mimarlar, mühendisler. Hepsinin sorumluluğu var. Dolayısıyla bir de sorumluluk sigortası konusunu gündeme getirmek gerekiyor. Yetkinlik çok önemli. Bunları tartışarak daha iyi bir noktaya gelebiliriz Türkiye'de. Diğer ülkelere örnek olabiliriz. Depremle ilgili iki gerçek var Türkiye’de, biri depremin kendisi, biri de depremlerde beklediğimizden fazla kayıp vermemiz. Deprem gerçeğini durduramayız, değiştiremeyiz. Ama beklenenden fazla kayıp verme sıkıntımızı giderebiliriz. O bize ait, bizden kaynaklanıyor. Bunu ayırt ettiğimiz zaman, bunun fark yarattığımız zaman, aynaya baktığımız zaman Türkiye'de deprem risklerini azaltmak sorun olmaz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: DHA