Ramazan ayının başlamasına sayılı günler kala çalışma hayatına ilişkin bazı sorular yeniden gündeme geldi. Oruç tutan çalışanların hakları, işverenlerin yükümlülükleri, yemek ücretleri, ara dinlenme uygulamaları ve yıllık izin kullanımı gibi konular hem çalışanlar hem de işverenler açısından önem taşıyor.
en az 15 dakika, en fazla 1 saat mola hakkı
İş hukukuna göre günlük çalışma süresine bağlı olarak işçilere ara dinlenmesi verilmesi zorunlu. 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca, dört saat veya daha kısa süreli işlerde en az 15 dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar olan çalışmalarda en az 30 dakika, yedi buçuk saati aşan çalışmalarda ise en az bir saat ara dinlenmesi kullandırılması gerekiyor. Bu süreler işveren tarafından sağlanmak zorunda ve çalışma süresinden sayılmıyor.
Ramazan ayında oruç tutan çalışanların öğle arasını kullanmayarak erken paydos yapıp yapamayacağı da merak edilen başlıklar arasında. Mevzuata göre ara dinlenmesi zorunlu olduğu için işçi tek taraflı olarak bu süreyi kullanmayıp erken çıkma hakkına sahip değil. Ancak işçi ile işverenin karşılıklı anlaşması halinde çalışma saatlerinde düzenleme yapılabiliyor. Örneğin, mesai başlangıç ve bitiş saatleri değiştirilebiliyor ya da ara dinlenmesi iftar saatine göre planlanabiliyor.
yemek kartı ramazan ayında ödenmeye devam etmeli
Yemek ücreti konusunda ise uygulama işyerinin sistemine göre değişiyor. İşveren çalışanlara yemek kartı ya da nakit yemek yardımı yapıyorsa, oruç tutup tutmadığına bakılmaksızın bu ödemenin yapılmaya devam edilmesi gerekiyor.
Buna karşılık yemek hizmetinin işyerindeki yemekhane aracılığıyla sağlandığı durumlarda, oruç tutan personele ayrıca yemek kartı veya nakit ödeme yapılması zorunlu değil. Ancak işyerinde geçmişten beri oruç tutan çalışanlara da yemek kartı verilmesi yönünde yerleşmiş bir uygulama varsa, bunun tek taraflı olarak kaldırılması hukuki uyuşmazlıklara yol açabiliyor.
çalışma arkadaşınıza ‘oruçlu musun?’ diye sormayın
İşyerinde çalışma arkadaşlarına sorulan 'oruçlu musunu?' sorusu ise ise anayasal haklar çerçevesinde değerlendiriliyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gereği kimse dini inanç ve kanaatini açıklamaya zorlanamıyor. Ayrıca bu tür bilgiler, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veri niteliğinde olduğundan, elde edilmesi ve saklanması belirli kurallara tabi bulunuyor.
Öte yandan işverenlerin düzenlediği iftar organizasyonlarına katılım da zorunlu değil. Çalışanlar bu tür etkinliklere katılmak zorunda bırakılmıyor. Ancak tarafların karşılıklı anlaşması halinde çalışma ve dinlenme saatlerinde Ramazan’a özgü düzenlemeler yapılabiliyor.
17 milyon emeklinin gözü bayram ikramiyesinde
Ramazan gündeminin bir diğer başlığı ise emekli bayram ikramiyesi. Yaklaşık 17 milyon emekliyi ilgilendiren ikramiyenin 4 bin TL’den 5 bin TL’ye çıkarılması yönünde hazırlık yapıldığı belirtiliyor. Düzenlemenin yasalaşması için teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulması, komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin tamamlanmasının ardından Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.
Bayram ikramiyesinden, SGK’dan emekli aylığı, yaşlılık aylığı, malullük aylığı, vazife malullüğü aylığı, ölüm aylığı ve sürekli iş göremezlik geliri alanlar ile şehit yakınları, gaziler ve hak sahipleri yararlanıyor. Dul ve yetim aylığı alanlara ise hisse oranlarına göre ödeme yapılıyor. Yani eşler genellikle yüzde 75 veya yüzde 50, yetimler ise yüzde 25 oranında ikramiye alıyor.
Ramazan Bayramı öncesinde ödenmesi beklenen ikramiyelerin, geçmiş yıllardaki uygulamalara benzer şekilde bayramdan önceki hafta emeklilerin banka hesaplarına yatırılması öngörülüyor. Hem çalışanlar hem de emekliler açısından Ramazan ayı, bu yönüyle çalışma hayatı ve sosyal güvenlik uygulamalarında dikkatle takip edilen bir dönem olmayı sürdürüyor.
Kaynak: Sabah
