Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Kabaiş’in cansız bedeni, kayboluşundan 18 gün sonra 15 Ekim’de Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi sahilinde bulundu.
Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi’nin 10 Ekim 2025 tarihinde dosyaya giren raporunda, Kabaiş’in göğüs ve vajina iç bölgesinde 2 ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği ifade edildi. Olay yerinden Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi’ne nakil sürecinde cenazeye temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişilere yönelik geniş kapsamlı DNA taraması yapıldı. Bu kapsamda bugüne kadar üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinin de aralarında bulunduğu 413 kişiden DNA örneği alındı.

diatom testi için başvuru yapıldı
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, yeni avukatları Abdurrahman Karabulut ile birlikte Van’a gittiklerini ve diatom testi için başvuruda bulunduklarını söyledi. Kabaiş, “Daha önce diatom testi yapılmamıştı. Yeni avukatımız savcıdan bunu talep etti. Kameralar, beyaz araba, oda arkadaşının ifadesi gibi konuların üzerinde avukatımız duruyor. İnşallah olay çözülür. Çok eksik var. Daha önce bunları yapmamışlar. 2 senedir ben can çekişiyorum, acı çekiyorum. Evladımı katletmişler” dedi.
Avukat Karabulut’un üç gün boyunca Van’da kaldığını belirten Kabaiş, savcılıkla görüştüklerini ve kamera kayıtlarıyla ilgili incelemelerin sürdüğünü ifade etti.
Kabaiş, “O kamera kayıtları, Rojin kaç gün orada kalmış, nereden nereye gitmiş, kiminle berabermiş; o kayıtların kopyasını aldı. Evde şu anda onları izliyor. Diatom testinin yapılmasını da talep etmiş” diye konuştu.
'bize niye bu kadar acı çektiriyorlar?'
Yeni Adalet Bakanı’nın da dosya konusunda katkı sunduğunu söyleyen Kabaiş, telefon sinyallerinin inceleneceğini belirterek, “O cihazla yani telefon sinyali yapılacak. O gece kimin telefonu orada sinyal vermişse onun ifadesi alınacak. Ondan sonra DNA testine bakılacak. Telefon sinyallerine bakılırsa olay kolaylıkla çözülür. Çözülmeyecek bir olay değil. Ama bize niye bu kadar acı çektiriyorlar?” ifadelerini kullandı.
Fethi kabir işleminin kendileri açısından zor bir karar olduğunu dile getiren Nizamettin Kabaiş, davanın peşini bırakmayacağını söyledi. Kabaiş, “Değil 2 sene, arada 50 sene de geçse ben gene bu davanın peşini bırakmayacağım. Benim canıma da mal olsa ben mücadeleme devam edeceğim.” dedi.
Kendisine sürekli tehdit mesajları geldiğini belirten Kabaiş, “Gönderenler kendilerince ‘Biz tehdit mesajı göndersek belki bu vazgeçer’ diyor, ama kesinlikle vazgeçmeyeceğim. Yani ben de ailem de çocuklarım da zor durumdayız.” ifadelerini kullandı. Kabaiş, olayın cinayet olduğunu düşündüğünü belirterek, “Bunun bir cinayet olduğu bellidir. 2 erkek DNA'sı tespit edilmişse bunun neresi intihardır? Her iki yönde de çalışma yapılıyor ama bu bir cinayettir.” dedi.

‘Akciğerinde su olmadığı resmi olarak dosyada yazıyor’
Kabrin yeniden açılmasının zor olacağını ancak belirsizliğin daha ağır olduğunu söyleyen Kabaiş, “Bir ölümün sebebi belli olmasa o daha zordur. Sürekli dile getiriyorlar ‘Suda boğulmadır’ diye. Mütalaa da bu şekilde. Mecbur, son noktaya gelirse kabri açacağız.” diye konuştu. Rojin Kabaiş’in başına ne geldiğinin hâlâ bilinmediğini ifade eden baba Kabaiş, “Erkek DNA'sı tespit edilmiş. Akciğerinde su yoktur. Bunlar büyük delil, kanıttır” dedi.
Cumhuriyet başsavcısına da dosyanın toparlanması yönünde ricada bulunduğunu aktaran Kabaiş, “Akciğerinde su olmadığı resmi olarak dosyada yazıyor. Onu da bizimle paylaştılar avukatlar” ifadelerini kullandı. Kabaiş ayrıca, Van’daki bazı yetkililerin olayın çözülmesini istemediğini öne sürerek, üniversite yönetimi, rektör, müdürler ve güvenlik amirinin ihmali olduğunu savundu. Kabaiş, “17 saat sonra bize haber verdiler.” dedi.
Kaynak: DHA
