reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,5346 %-0.17
52,1025 %0.6
6.910,04 % 2,38
3.191.100 %4.359
İşçi Haber Gündem Sosyal medyada kutuplaştırıcı siyasi dilin ruhsal sorunlara neden olabilir mi?

Sosyal medyada kutuplaştırıcı siyasi dilin ruhsal sorunlara neden olabilir mi?

Yeni araştırma, sosyal medyada kutuplaştırıcı siyasi dil ile ruhsal sorunlar arasında dikkat çekici bir ilişki buldu.

Okunma Süresi: 3 dk

Yeni araştırma, sosyal medyada kutuplaştırıcı siyasi dil ile depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunlarda da görülebilen siyah-beyaz ve abartılı düşünme kalıpları arasında ilişki bulunduğunu ortaya koydu. Ancak çalışma herhangi bir ruhsal hastalık tanısı koymuyor.

ABD’de seçim dönemlerine ait milyonlarca sosyal medya paylaşımını inceleyen yeni bir araştırma, siyasi kutuplaşma derinleştikçe çevrim içi dilde “siyah-beyaz”, abartılı ve katı düşünme kalıplarının da arttığını ortaya koydu. Çalışma, özellikle 2016 ile 2020 başkanlık seçimleri arasındaki dönemde, politik söylemde bilişsel çarpıtma işaretlerinin belirgin biçimde yükseldiğini gösterdi.

Çalışmanın Yöntemi Nasıldı?

Communications Psychology dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları, Twitter’ın eski adıyla bilinen X platformunda ABD başkan adayları hakkında atılan paylaşımları mercek altına aldı. Analizde, 2016 ve 2020 seçim dönemlerinde aday isimlerini içeren tüm tweet kümeleri kullanıldı; ayrıca zaman içindeki değişimi görebilmek için her iki dönemde de en az 10 paylaşım yapan yaklaşık 97 bin 748 kullanıcının verileri ayrı olarak incelendi.

Bu uzunlamasına veri seti, 2016’dan 2020’ye aynı kişilerin dilindeki değişimi izleme imkânı sundu. Araştırmada “bilişsel çarpıtma” olarak tanımlanan kavram, psikolojide kişinin olayları aşırı genelleyici, felaketleştirici ya da mutlak ifadelerle değerlendirmesi anlamına geliyor.

Bilişsel Çarpıtma ve Siyasi Dil Arasındaki Bağlantı Nedir?

Örneğin bir grubu “tamamen kötü”, bir siyasi rakibi “kesin hain” gibi etiketlemek ya da geleceğe dair kanıtsız ama çok sert yargılar üretmek bu çerçevede değerlendiriliyor. Çalışmanın yazarları, terapide ele alınan bu düşünme kalıpları ile kutuplaşmış siyasi dil arasında dikkat çekici paralellikler bulunduğunu belirtiyor. Bilim insanları, paylaşımlarda bu tür dil örüntülerini saptamak için bilişsel davranışçı terapi uzmanlarınca geliştirilen 241 ifadeden oluşan özel bir sözlük kullandı.

Bu sözlükte yer alan kelime ve ifade kalıpları taranarak her kullanıcı için “çarpıtılmış dil yaygınlığı” hesaplandı. Ardından kullanıcıların retweet ağları ve paylaştıkları siyasi içerikler analiz edilerek ideolojik eğilimleri ile kutuplaşma düzeyleri modellendi.

Araştırmanın Sonuçları Ne Gösteriyor?

Sonuçlar çarpıcıydı. Araştırmaya göre, 2016 ile 2020 arasında incelenen kullanıcı grubunda çarpıtılmış dil kullanımının ortalama yaygınlığı yüzde 43’ten fazla arttı. Bireysel hesaplar üzerinden bakıldığında ise, en az bir bilişsel çarpıtma işareti içeren paylaşım oranında ortalama yüzde 76’lık artış görüldü. Artış yalnızca tek bir düşünme biçimiyle sınırlı kalmadı; duygusal muhakeme, aşırı genelleme, felaketleştirme ve karşı tarafın niyetini okuma gibi kategorilerin tamamında yükseliş saptandı.

Araştırmacılar, siyasi olarak daha uç noktalara kayan ve daha izole hâle gelen kullanıcıların, aynı zamanda daha yüksek oranda çarpıtılmış dil kullandığını buldu. Sol eğilimli kullanıcılarda ideolojik sertleşme ile bu dil örüntülerinin artışı daha düzenli bir paralellik gösterirken, sağ eğilimli kullanıcılarda 2016’da zaten daha yüksek bir başlangıç seviyesi bulunduğu için 2020’ye giderken artışın daha sınırlı göründüğü belirtildi.