reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Kapalı
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,2269 %0.07
51,0984 %0.11
6.944,00 % -2,38
3.180.788 %-2.33
İşçi Haber Gündem Şükrü Özyıldız'ın Hayatındaki Zıtlıklar: Kafes Dövüşlerinden Ney Sesine Nasıl Geçiş Yaptı?

Şükrü Özyıldız'ın Hayatındaki Zıtlıklar: Kafes Dövüşlerinden Ney Sesine Nasıl Geçiş Yaptı?

Şükrü Özyıldız, zıt dünyasıyla dikkat çeken bir yaşam öyküsüne sahip. Kafes dövüşleri ve müzik arasındaki dengeyi nasıl kurdu?

Okunma Süresi: 2 dk

Rodoslu bir anne ve Trabzonlu bir babanın oğlu olarak İzmir'de başlayan, 9 yaşında gelen büyük kayıpla erkenden olgunlaşan bir hayat, Şükrü Özyıldız'ın yaşamının temel taşlarını oluşturuyor. Çocukluğundaki dinmeyen enerjisi, bir yanda kafes dövüşleriyle, diğer yanda ney sesiyle nasıl dengeledi? Bu sorunun yanıtı, onun hayatındaki zıtlıkları anlamak için kritik bir öneme sahip.

Çocukluk Dönemindeki Zorluklar ve Olgunlaşma Süreci

İzmir'in güneşli sokaklarında başlayan bu yolculuk, aslında bitmek bilmeyen bir enerjinin ve erken gelen sorumlulukların hikayesidir. Şükrü Özyıldız, henüz 9 yaşındayken hayatın en sert yüzüyle karşılaşmış; annesinin kaybıyla çocukluğunu bir kenara bırakmak zorunda kalmıştır. Kendinden iki yaş küçük kız kardeşinin sorumluluğunu üstlenmesi, onun kısa sürede olgunlaşmasına neden olmuştur.

Hiperaktivite teşhisi konulan Özyıldız, çocukken yerinde durmak bilmeyen bir yapıya sahipti. Bir röportajında, “Hiperaktif bir çocukmuşsun?” sorusuna verdiği yanıt, bu dönemin zorluklarını gözler önüne seriyor. “Eskiden öyleydim, evet. Çok yaramazmışım. Doktor tanılıydı. Hatta ciddi bir ilaç kullanıyordum, sonra unuttular ilacımı vermeyi, yarıda kesildi.” Bu durum, onu dövüş sporlarına yönlendirmiştir.

Dövüş Sporları ve Portekiz Macerası

Zamanla Muay Thai ve Jiu Jitsu gibi dövüş sporlarında oldukça iyi bir seviyeye gelen oyuncu, bu tutkusunu Portekiz'e kadar taşımıştır. Erasmus Programı ile gittiği Portekiz'de kafes dövüşlerine katılmış, hatta buralardan dereceyle dönmüştür. Bugün ekranlarda izlediğimiz o yüksek fiziksel performansın temelleri, o tozlu ringlerde atılmıştır.

Şükrü Özyıldız'ın eğitim hayatı ise tam bir arama-bulma serüveniydi. Önce İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi Mühendisliği bölümünü kazandı ancak oradaki dünya hayallerindekinden çok uzaktı. Bu durumu, “Çok yanlış bir tercihti. Okula bir gittim, hayalimdekiyle alakası yok. Orası denizcilik fakültesi, bambaşka bir dünya, askeri nizam falan... 1 sene okudum, tüydüm” diyerek anlatmıştır.

Müzik ile Dolu Bir Yaşam

Şükrü Özyıldız'ın saklı dünyası, sadece dövüş ve oyunculuktan ibaret değildir. Müzikle arası o kadar iyidir ki; evinde davulu ve küçük bir stüdyosu bile bulunmaktadır. Piyanoyla başladığı yolculuğa gitarla devam etmiş, ardından davul çalmaya başlamıştır. Hatta bunlarla da yetinmeyip ney dersleri almıştır. “Piyanoyla başladım sonra gitara geçtim. Ardından davul, bir ara ney üfledim. Evde davulum ve küçük bir stüdyom var. Eskiden grupla çalıyordum” diyerek sanatın her dalıyla nasıl ruhunu terbiye ettiğini özetlemiştir.

(Fotoğraflar: ATV'den ve sosyal medyadan alınmıştır.)