Geçtiğimiz günlerde Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, “yan baktın” iddiasıyla çıkan bir tartışma sonucunda 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti. Bu olay, Türkiye'de gençler arasında yaşanan şiddetin ve cezasızlık tartışmalarının yeniden alevlenmesine neden oldu. Atlas Çağlayan'ın ölümü, Türk Ceza Kanunu'ndaki suça sürüklenen çocuk kavramını ve bu kavramın getirdiği hukuki çerçeveyi yeniden sorgulamaya açtı.
Çocuk Kavramı ve Suça Sürüklenen Çocuk Nedir?
Türk hukuk sisteminde çocuk, 18 yaşını doldurmamış bireyler olarak tanımlanmaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 3. maddesi, bu tanımı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, suça sürüklenen çocuk ifadesi, çocuğun suç işlemesinden ziyade, suç işlemeye yönelten nedenler üzerinde yoğunlaşmayı sağlamaktadır.
Bu kavram, çocukların suça karışma sebeplerini anlamak ve önlemek amacıyla geliştirilmiştir. Türkiye'de, çocukların suça karışma oranları son yıllarda artış göstermiştir. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre, güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların sayısı 2024 yılında 612 bin 651 olarak kaydedilmiştir. Bu durum, toplumda ciddi bir endişe yaratmaktadır.
Atlas Çağlayan Davası ve Cezalandırma Süreci Nasıldır?
Atlas Çağlayan davasında, katilin alacağı ceza Türk Ceza Kanunu'na göre belirlenmektedir. Türkiye'de çocuklar, yaş gruplarına göre iki ana kategoriye ayrılmaktadır. 12-15 yaş arası çocuklar ile 15-18 yaş arası çocuklar arasında cezai sorumluluk açısından farklılıklar bulunmaktadır. 15-18 yaş arası çocuklar için kasten öldürmenin cezası 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir.
Ancak infaz yasaları devreye girdiğinde, bu cezanın fiilen cezaevinde kalınan süresi 10-12 yıl seviyelerine kadar düşebilmektedir. Bu durum, mahkemenin takdirine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Eğer tahrik veya meşru müdafaa gibi durumlar kabul edilirse, ceza 5-7 yıl arasında uygulanabilmektedir.
Gençlik Şiddeti ve Toplumsal Etkileri Nasıldır?
Atlas Çağlayan'ın ölümü, Türkiye'de gençlik şiddetinin boyutlarını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Sosyal medyada bu konuyla ilgili tartışmalar hız kazanmış, suça sürüklenen çocuk kavramı sorgulanmaya başlanmıştır. Ülke genelinde gençler arasında artan şiddet olayları, toplumun vicdanını derinden yaralamakta ve bu durumun önlenmesi için çeşitli önlemler alınması gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, Atlas Çağlayan davası, Türk Ceza Kanunu'nun uygulanabilirliği ve suça sürüklenen çocuk kavramının toplumsal yansımaları açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Bu tür olayların önlenmesi için hukuki düzenlemelerin yanı sıra toplumsal farkındalığın artırılması da büyük önem taşımaktadır.
