"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
30°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,2765 %0.03
56,0497 %-0.12
6.775,41 %-1.82
3.773.787 %-0.43
İşçi Haber Gündem Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez : Teknoloji insanın yerinde değil, yanında olmalıdır

Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez : Teknoloji insanın yerinde değil, yanında olmalıdır

2026-2027 Adli Yıl Açılış Töreni'nde konuşan Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yargıda yapay zeka ve dijitalleşme kullanımına değinerek teknolojinin sadece bir yardımcı unsur olabileceğini, vicdani kanaat ve sorumluluk üstlenme yetkisinin insan unsurunda kalması gerektiğini vurguladı.

KAYNAK: DHA
Okunma Süresi: 5 dk

Yargıtay Başkanlığı'nda '2026-2027 Adli Yıl Açılış Töreni' düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, bakanlar, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve Yargıtay üyeleri katıldı. Törende konuşan Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, bir devleti gerçekten güçlü kılan şeyin vatandaşının o devletin adaletine duyduğu güven olduğunu ifade ederek, "İşte bu nedenle insan tarih boyunca devlet kurarken ve yaşatırken aslında adaleti aramıştır; bazen bir hükümdarın kapısında, bazen bir savaş meydanında, bazen bir mahkeme salonunda, bazen de kendi vicdanında. Adalet bugüne kadar haksızlığa uğrayanların hak arama mücadelesinde şekillenmiştir. Bugün itibarıyla adalet duygusu herkesin vicdanında tecelli etmeli, adaletin gerçekleşmesi için artık kimsenin haksızlığa uğramasına ihtiyaç duyulmamalıdır. Adalet güçlü olanı değil, haklı olanın yanında olur. Adalet haklı ile güçlü arasındaki tercihini yaparken yalnızca hakkı esas alır. Tarafların haklı veya haksız olmasına karar verirken hiç kimsenin güçlü veya güçsüz olmasına bakmaz. Hakim hiçbir korku veya beklenti içinde olmadan kararını verir. Özellikle sosyal medyadan olumlu veya olumsuz asla etkilenmez. Sadece baktığı dosyadaki olay ve delillerle ilgilenir. Dava konusundaki kendi şahsi görüş ve kanaatinden de sıyrılarak karar verir. Bu nedenle hakimlik mesleğinin özünde aslında büyük bir yalnızlık vardır. Hakimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, kendisine tanınmış önemli bir yetki olmasının yanında, aynı zamanda büyük bir sorumluluktur. Hakim karar verirken bu yetki ve sorumluluk dengesini çok iyi kurarak hareket etmelidir" ifadelerini kullandı.

'Geciken Adalet Adalet Değildir' Vurgusu

Hukuk veya ceza dosyalarının matematiksel bir problem olmadığını belirten Kerkez, "Her dosyanın arkasında gerçek bir hayat vardır. Öyleyse adaletin gözbebeği insan olmalıdır. Mahkeme salonundaki kürsünün yüksek olması hakimin tarafları ve dosyadaki olaya uzak olması için değildir. Dava konusunun bütününü çok daha iyi görebilmesi ve tarafların halini daha iyi anlayabilmesi içindir. Hakimin zaman yönetimini de çok iyi yapması gerekir. Hepimizin bildiği gibi geciken adalet, adalet değildir. Bazen ama hızlı karar vermek de adaletin tecellisine engel olabilir. Bu nedenle yargının görevi hızlı karar vermekten ziyade zamanında karar vermektir. Hakim doğru karar verir, gerekçeli karar verir, anlaşılır karar verir, makul sürede karar verir, en önemlisi adil bir karar verir. Bir başka önemli husus ise dava açılmasına ihtiyaç duyulmadan uyuşmazlıkların çözülmesi konusunda çalışmaların etkin bir şekilde yapılmasıdır. Bu anlamda ara buluculuk ve uzlaştırma kurumlarının daha da geliştirilmesi önem arz etmektedir. Mahkeme kararı uyuşmazlığı sona erdirir. Fakat tarafların kendi iradeleriyle vardıkları adil bir çözüm bazen uyuşmazlığın sebebini dahi ortadan kaldırabilir. Çünkü insan hayatında uyuşmazlıkların en iyi çözümü tarafların birbirini anlamasıdır. Anlamak ön yargıyı azaltır. Ön yargının azaldığı yerde mesafeler daralır. Mesafeler daraldıkça çatışma yok olur, sulh mümkün hale gelir, toplumsal barışta böyle filizlenir” diye konuştu.

'YAPAY ZEKA, ARAŞTIRMA İMKANLARINa yardımcı olabilir’

İçinde bulundukları çağın baş döndürücü hızla gelişen alanlarından birinin de bilgi teknolojileri olduğunu vurgulayan Kerkez, "Yargı bu dönüşümün dışında kalan değil, aksine süreci etkin bir biçimde yöneten konumda olmalıdır. Memnuniyetle görüyoruz ki ülkemiz UYAP başta olmak üzere adalet hizmetlerinin dijitalleşmesinde önemli bir birikime ve uygulamaya sahiptir. Elektronik dosya sistemleri, dijital mevzuat, içtihat veri tabanları, elektronik tebligat, e-duruşma ve SEGBİS gibi uygulamalar yargının çalışma biçimini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu dönüşüm yönetilirken amaç yargıyı teknolojiye bağımlı hale getirmek değil, teknolojiyi adaletin hizmetine sunmak olmalıdır. Teknoloji, yargı mensuplarının meselenin özüne daha fazla yoğunlaşmasını sağladığı, vatandaşın adalete eşit ve hızlı erişiminin kolaylaştığı ölçüde değer kazanmalıdır. İşte tam bu noktada sunduğu kolaylıklarla beraber yeni sorular ve belki de sorunlar doğuran yapay zeka karşımıza çıkıyor. Yapay zeka milyonlarca kararın kısa sürede incelenmesine yardımcı olabilir, benzer içtihatları tespit edebilir, dosyaların tasnifini kolaylaştırabilir, tekrarlanan işlemleri azaltabilir, hakim ve savcılarımız ile avukatlarımızın araştırma imkanlarını geliştirebilir" dedi.

‘teknoloji insanın yerinde değil, insanın yanında olmalıdır’

Teknoloji ilerledikçe hukuk sisteminin güvencelerinin ve kontrol mekanizmalarının da gelişmek zorunda olduğunu söyleyen Kerkez, "Yapay zeka destekli sistemlerin hangi verilerle çalıştığının bilinmesi, bu sistemlerin şeffaf ve denetlenebilir olması, kişisel verilerin korunması ve temel hakların gözetilmesi elzemdir. Yani teknoloji insanın yerinde değil, insanın yanında olmalıdır. Çünkü teknoloji hızlı olabilir ama sağduyu gösteremez. Veri sunabilir ama sorumluluk üstlenemez. Benzer kararları bulabilir ama vicdani kanaat oluşturamaz. Teknolojiden insan unsuruna, yargılamanın süresinden adalete erişeme kadar bütün bu meseleler aslında aynı temel arayışın parçasıdır. O da daha güçlü, daha etkin ve daha güven veren bir adalet sistemi kurmaktır. Vatandaşlarımızın yararına kanun çıkarmanın yanında bu kanunların herkese eşit şekilde uygulanması da çok büyük önem arz etmektedir. Hukuki güvenlilik ve belirlilik yalnızca kanunların açık olmasıyla değil, aynı hukuk kurallarının benzer olaylarda istikrarlı ve öngörülebilir biçimde uygulanmasıyla anlam kazanır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: DHA