İstanbul'da geçtiğimiz hafta etkili olan şiddetli yağışlar ve sel felaketlerinin ardından uzman isimlerden kritik uyarılar gelmeye devam ediyor. Sağlık Bakanlığı Danışmanı ve özel bir üniversitenin dekanı olan Prof. Dr. Haydar Sur, yaşanan taşkınların ardından içme suyu şebekelerinde ortaya çıkabilecek ciddi sağlık risklerine dikkat çekti.
Şebeke Suyu Neden ve Nasıl Kirleniyor
Şiddetli yağışların içme suyu kaynaklarında hem mikrobiyolojik hem de kimyasal açıdan büyük kirlenmeye yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Haydar Sur, sel sularının kanalizasyon atıkları, hayvan dışkıları, çöpler, tarımsal atıklar ve çeşitli kimyasal maddeleri bünyesinde barındırdığını ifade etti. Bu kirli suların su kaynaklarına ulaşması, arıtma sistemlerine zarar vermesi veya dağıtım şebekesine sızması suyun kalitesini doğrudan bozuyor. Borularda oluşabilecek çatlaklar ya da su basıncının düşmesi, çevredeki kirli suyun şebekeye girmesine zemin hazırlıyor. Ayrıca insan ve hayvan dışkılarından kaynaklı bakteri, virüs ve parazitler ile yakıt ve pestisit gibi kimyasallar da suya karışabiliyor.
Görünüşe Aldanmamak Gerekiyor
Vatandaşların suyun güvenliğini değerlendirirken en sık düştüğü yanılgıların başında berrak ve kokusuz görünüme güvenmek geliyor. Berrak, kokusuz ve normal tatta olan suların da tehlikeli hastalık yapıcı mikroorganizmalar içerebileceğini vurgulayan uzman isim, renk ve koku değişikliklerinin kirliliğe işaret edebileceğini ancak bunların bulunmamasının mikrobiyolojik güvenliğin kanıtı olmadığını belirtti. Bazı bakteriler, virüsler ve parazitler gözle görülemeyecek kadar küçükken, kimyasal kirleticiler de suyun duyusal özelliklerini değiştirmeden bünyesinde bulunabiliyor.
Kirli Su Kaynaklı Enfeksiyonlar ve Belirtileri
Kirli su tüketimine bağlı olarak gelişen enfeksiyonların belirtilerinin hemen ortaya çıkmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Sur, vatandaşların sağlık durumlarını yakından gözlemlemesi gerektiğini belirtti. Kolera, tifo, şigelloz, bazı E. coli enfeksiyonları ile hepatit A, norovirüs ve rotavirüs gibi viral enfeksiyonların görülebildiğini aktaran Sur; bu durumun ishal, kusma, karın ağrısı, ateş ve sıvı kaybına yol açabileceğini kaydetti. Hepatit A gibi rahatsızlıklarda ise sarılık, halsizlik ve bulantı belirtileri ön plana çıkarken; kanlı ishal, belirgin bilinç değişikliği, bayılma veya ağır sıvı kaybı gibi durumlar acil tıbbi değerlendirme gerektiriyor.
Şüpheli Durumlarda Alınması Gereken Önlemler
Şebeke suyunun kirlendiğinden şüphelenildiğinde öncelikle belediyenin, su ve kanalizasyon idaresinin ve sağlık yetkililerinin duyurularının titizlikle takip edilmesi gerekiyor. Suyu kaynatarak kullanın, suyu içmeyin ve suyu hiçbir amaçla kullanmayın uyarılarının aynı anlama gelmediğini belirten uzmanlar, mikrobiyolojik risklerde kaynatmanın yeterli olabileceğini ancak kimyasal kirlenmede bunun çözüm olmadığını vurguluyor. Şüpheli sular içilmemeli; çay, kahve, çorba ve bebek maması hazırlamakta kesinlikle kullanılmamalıdır. Dış fırçalama, yiyecek yıkama ve buz yapma işlemlerinde güvenli su tercih edilmeli, kirli suyla yıkanan sebze ve meyvelerin de enfeksiyon kaynağı olabileceği unutulmamalıdır.
Bilimsel Analizler Yapılmadan Su Kullanılmamalı
Şebeke suyu yeniden musluklardan akmaya başlamadan ve kullanılmadan önce mutlaka bilimsel analizlerden geçirilmesi şarttır. Suyun yeniden güvenli kabul edilmesi yalnızca akmaya başlamasına veya berrak görünmesine bağlı değildir. Su kaynağından arıtma tesisine, dağıtım şebekesinden tüketicinin musluğuna kadar bütün sistemin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Haydar Sur, Dünya Sağlık Örgütü'nün su güvenliğinin risk temelli yönetim ve bağımsız denetimle sağlanmasını önerdiğini hatırlatarak şebekenin farklı noktalarından numuneler alınması gerektiğinin altını çizdi.
(Kaynak ve Görsel: A Haber)
