"Haberin İşçisi"
İstanbul
Kapalı
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,6325 %0.14
55,9450 %0.38
6.531,81 %-1.02
4.079.070 %-0.34
İşçi Haber İstanbul İstanbul'daki Sel Felaketi Sonrası İçme Suyu Tehlikesi

İstanbul'daki Sel Felaketi Sonrası İçme Suyu Tehlikesi

İstanbul'da yaşanan sel felaketinin ardından içme suyu kaynaklarında mikrobiyolojik ve kimyasal kirlenme tehlikesi ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı Danışmanı Prof. Dr. Haydar Sur, berrak suyun her zaman güvenli olmadığını belirterek vatandaşları kritik sağlık risklerine karşı uyardı.

KAYNAK: A Haber
Okunma Süresi: 3 dk

İstanbul'da geçtiğimiz hafta etkili olan şiddetli yağışlar ve sel felaketlerinin ardından uzman isimlerden kritik uyarılar gelmeye devam ediyor. Sağlık Bakanlığı Danışmanı ve özel bir üniversitenin dekanı olan Prof. Dr. Haydar Sur, yaşanan taşkınların ardından içme suyu şebekelerinde ortaya çıkabilecek ciddi sağlık risklerine dikkat çekti.

Şebeke Suyu Neden ve Nasıl Kirleniyor

Şiddetli yağışların içme suyu kaynaklarında hem mikrobiyolojik hem de kimyasal açıdan büyük kirlenmeye yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Haydar Sur, sel sularının kanalizasyon atıkları, hayvan dışkıları, çöpler, tarımsal atıklar ve çeşitli kimyasal maddeleri bünyesinde barındırdığını ifade etti. Bu kirli suların su kaynaklarına ulaşması, arıtma sistemlerine zarar vermesi veya dağıtım şebekesine sızması suyun kalitesini doğrudan bozuyor. Borularda oluşabilecek çatlaklar ya da su basıncının düşmesi, çevredeki kirli suyun şebekeye girmesine zemin hazırlıyor. Ayrıca insan ve hayvan dışkılarından kaynaklı bakteri, virüs ve parazitler ile yakıt ve pestisit gibi kimyasallar da suya karışabiliyor.

Görünüşe Aldanmamak Gerekiyor

Vatandaşların suyun güvenliğini değerlendirirken en sık düştüğü yanılgıların başında berrak ve kokusuz görünüme güvenmek geliyor. Berrak, kokusuz ve normal tatta olan suların da tehlikeli hastalık yapıcı mikroorganizmalar içerebileceğini vurgulayan uzman isim, renk ve koku değişikliklerinin kirliliğe işaret edebileceğini ancak bunların bulunmamasının mikrobiyolojik güvenliğin kanıtı olmadığını belirtti. Bazı bakteriler, virüsler ve parazitler gözle görülemeyecek kadar küçükken, kimyasal kirleticiler de suyun duyusal özelliklerini değiştirmeden bünyesinde bulunabiliyor.

Kirli Su Kaynaklı Enfeksiyonlar ve Belirtileri

Kirli su tüketimine bağlı olarak gelişen enfeksiyonların belirtilerinin hemen ortaya çıkmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Sur, vatandaşların sağlık durumlarını yakından gözlemlemesi gerektiğini belirtti. Kolera, tifo, şigelloz, bazı E. coli enfeksiyonları ile hepatit A, norovirüs ve rotavirüs gibi viral enfeksiyonların görülebildiğini aktaran Sur; bu durumun ishal, kusma, karın ağrısı, ateş ve sıvı kaybına yol açabileceğini kaydetti. Hepatit A gibi rahatsızlıklarda ise sarılık, halsizlik ve bulantı belirtileri ön plana çıkarken; kanlı ishal, belirgin bilinç değişikliği, bayılma veya ağır sıvı kaybı gibi durumlar acil tıbbi değerlendirme gerektiriyor.

Şüpheli Durumlarda Alınması Gereken Önlemler

Şebeke suyunun kirlendiğinden şüphelenildiğinde öncelikle belediyenin, su ve kanalizasyon idaresinin ve sağlık yetkililerinin duyurularının titizlikle takip edilmesi gerekiyor. Suyu kaynatarak kullanın, suyu içmeyin ve suyu hiçbir amaçla kullanmayın uyarılarının aynı anlama gelmediğini belirten uzmanlar, mikrobiyolojik risklerde kaynatmanın yeterli olabileceğini ancak kimyasal kirlenmede bunun çözüm olmadığını vurguluyor. Şüpheli sular içilmemeli; çay, kahve, çorba ve bebek maması hazırlamakta kesinlikle kullanılmamalıdır. Dış fırçalama, yiyecek yıkama ve buz yapma işlemlerinde güvenli su tercih edilmeli, kirli suyla yıkanan sebze ve meyvelerin de enfeksiyon kaynağı olabileceği unutulmamalıdır.

Bilimsel Analizler Yapılmadan Su Kullanılmamalı

Şebeke suyu yeniden musluklardan akmaya başlamadan ve kullanılmadan önce mutlaka bilimsel analizlerden geçirilmesi şarttır. Suyun yeniden güvenli kabul edilmesi yalnızca akmaya başlamasına veya berrak görünmesine bağlı değildir. Su kaynağından arıtma tesisine, dağıtım şebekesinden tüketicinin musluğuna kadar bütün sistemin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Haydar Sur, Dünya Sağlık Örgütü'nün su güvenliğinin risk temelli yönetim ve bağımsız denetimle sağlanmasını önerdiğini hatırlatarak şebekenin farklı noktalarından numuneler alınması gerektiğinin altını çizdi.

(Kaynak ve Görsel: A Haber)