Genel Başkan seçilip mazbatasını aldıktan sonra partisinin ilk grup toplantısına katılan Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti ile yollarını ayırmış kişilere seslenerek "Gelin küskünlükleri sonlandıralım. Gelin haklıya hakkını hep birlikte teslim edelim. Mücadelemize daha güçlü bir şekilde devam edelim." dedi.

Dervişoğlu'nun açıklamalarından satır başları şu şekilde:

Partimizle yollarını ayırmış ama bizlerle gönül ve ülkü bağlarını asla kaybetmemiş arkadaşlarıma sesleniyorum. İYİ Parti hür olduğu gibi bugün de sizindir. Gelin küskünlükleri sonlandıralım. Gelin haklıya hakkını hep birlikte teslim edelim. Mücadelemize daha güçlü bir şekilde devam edelim. Millet bizi çağırıyor. Sadece kapılarımız değil kollarımız da gönüllerimiz de milletimize ardına kadar açıktır.

"EKMEK BULAMIYORSANIZ ANAYASA YİYİN"

Yeni anayasa arayışları, Türk milletinin yakıcı sorunlarına ve ihtiyaçlarına yönelik değildir. Bilakis, Sayın Erdoğan’ın siyasi ikbaline ve yeniden adaylık talebine, aslında “Ölene kadar cumhurbaşkanı olmasına” dair gaflet dolu bir ikmal ve takviye çabasıdır.

Milletin cebini yakan enflasyon durdurulamazken; Ayda on bin lira ile “sürün” denilen emeklinin evinde tencere kaynamıyorken, yaşıtlarından bir gün sonra işe başladığı için kusura bakma sen “on yedi yıl sonra emekli olacaksın” denilenlerin gelecekleri mevzu bile edilmiyorken, memuru, işçisi, ek hesaptan para çekip evine ekmek götürmeye; kredi kartının asgari borcunu da başka bir kredi kartından ödemeye çalışırken; öğrencisi KYK bursuyla hayatta kalma mücadelesi verirken; İşsiz genci bir imkân bulup başka ülkelere kaçmak isterken yeni anayasadan bahsediyoruz. Hukuksuz bir ülkede adaletsiz bir düzende ekmeksiz bir millete “yeni anayasa demek” abesle iştigaldir. Ve ancak, “Ekmek bulamıyorsanız anayasa yiyin” demektir.

İYİ PARTİ ERDOĞAN ANAYASASINA KARŞI SONUNA KADAR MÜCADELE VERECEKTİR"

Şimdi bir kez daha, Erdoğan’ın şahsi siyasi kariyerine hizmet etmek amacıyla, Anayasa değişikliği senaryosuna bir figüran aranıyorsa İYİ Parti, böyle bir senaryonun içinde olmayacaktır. Türk milleti de, Hiçbir şahsi ikbalin figüranı yapılamayacaktır. Anayasa değişiklik çalışmalarına ilişkin Kim, kimle ne görüşmesi yaparsa yapsın, ister ziyaret, ister iadeyi ziyaret fark etmez. Amaçları, isterse de ticaret olsun! İYİ Parti gerekirse tek başına, yeni bir “Erdoğan Anayasasına” karşı sonuna kadar mücadele verecektir. Tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir anayasa değişikliği teklifini, konuşmaya değer dahi bulmayız. Parlamenter sistemin önünü açacak düzenlemelere bakışımız da bellidir.

"TÜRKLÜK TANIMI DEĞİŞSİN, SONRASI MALUM..."

Yeni anayasa içeriğine dair Sayın Erdoğan bugüne kadar tek bir şey söylemiştir. “Milletin çeşitliliğini referans alan bir anayasa” yapacaklarını ifade etmiştir. Çünkü yarattığı Fiili durumlardan meşruiyet devşirmeye alışkın Erdoğan, ülkeye doldurduğu fiili kaçak nüfusuna kılıf arama derdindedir. Biz bu filmi daha önce de gördük millet tanımı değişsin, Türklük tanımı değişsin sonrası malum… Karşınızda İYİ Parti’yi bulursunuz.

Onun kurucu ilkelerinden asla taviz vermeyeceğiz! Milli ve üniter devletten taraf olan bir siyasi parti olarak; “milletin çeşitliliği” gibi ucube bir kavram üzerinden, Yeni bir anayasa çalışmasını tartışmaya dahi lüzum görmüyoruz.

Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasasının ilk 4 maddesine, Cumhuriyet'in temel ilkelerine, Anayasa'nın 66. maddesindeki Türklüğe dokunmaya kalkarsanız yine karşınızda İYİ Parti'yi bulacaksınız.

"DOĞRUSU FAZLA YANLIŞI AZ BİR YOL HARİTASI"

31 Mart yerel seçimlerine değinen Dervişoğlu, "Seçim maratonları dönemi bitmiştir. Her parti, her genel başkan, her aday yaptıkları ve yapamadıklarıyla milletimizin sandığa aktığı ya da akmadığı her pusula ile ya takdir edilmiş ya da tembih edilmiştir. Gerek ülke genelinde gerek ise il ve ilçelerde biz de payımıza düşen takdir ve tembihleri almış bulunuyoruz. Kurultayımızda sergilenen demokratik tavır ve değişim iradesi çıkarttığımız dersin ilk sonucudur. Milletimizin bize gösterdiği istikamet bu yolda yegane pusulamız olmaya devam edecektir, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. 31 Mart gecesi ortaya çıkan tablo, milletimizin özellikle iktidar partisine ve onun başımıza bela ettiği ne idüğü belirsiz düzene son yaptığı uyarı ve çağrı niteliğindedir. Bu uyarının özünde yoksulluğun ve hukuksuzluğun alabildiğine yayıldığı ve derinleştiği bir hal aslında topyekün halimiz vardır. Bu halden üzerimize düşen dersi çıkaracağız, varsa hatalarımızı gözden geçireceğiz. Doğrusu fazla yanlışı az bir yol haritası tanzim edeceğiz. Ama ne yaparsak yapalım bunu yaparken insaf duygumuzu asla yitirmeyeceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un fethinin 571. yılına özel kitap için takdim yazısı yazdı Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un fethinin 571. yılına özel kitap için takdim yazısı yazdı

Dervişoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni müfredat taslağına ilişkin şöyle konuştu:

"Sabrımızı sınayan rezaletler, aklımızla alay eden garabetler bir türlü bitmek bilmiyor. 22 yıllık AK Parti iktidarında tam 9 kez Milli Eğitim Bakanı atandı. Bu 9 bakanın hepsi de ne hikmetse ilk işleri olarak müfredata el attılar. Her yeni atanan bakanın yaptığı yeni müfredatta mavi gözlü bozkurdumuz Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleri satırdan silindi. Cumhuriyet tarihimizin sayfaları yırtıldı. Her değişikle bir matematik formülü daha çıkartıldı. Bir bilimsel kuram daha sansüre uğrayıp okullardan atıldı. Milli Eğitim programları tıpkı Milli Savunma politikaları gibidir; bırakın bakandan bakana, iktidar değişikliğinde bile temel hedef asla değişmez ve değişmemelidir. O yüzden iki bakanlığın isminin önünde 'milli' kelimesi vardır. Milli Eğitim, dünyanın gerçekleri ve gereklerine göre donanım kazanmış, bilimi anlayacak seviyede olgunlaşmış, fikri ve vicdanı hür nesiller yetiştirir. O yüzdendir ki cumhuriyetin en büyük ideali milli eğitimdir. Milli eğitim en büyük medeniyet cephesidir. Ancak iktidar başta mukaddes dinimiz olmak üzere en yüce duyguları kalkan yaparak veya onları kullanarak en habis planlarını yaşama geçirmek istiyor. Bu huyları da hiçbir zaman değişmiyor ve değişmeyecek gibi görünüyor.

"İKTİDARIN ATATÜRKSÜZ NESİLLER YETİŞTİRME PLANI"

Şimdi tartışmaya açmak istedikleri anayasanın bir de milli eğitimi düzenleyen 42. maddesine bakalım; asıl dertleri ne anlayalım. Yapay zekaya yazdırılmış "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ucubesiyle Atatürk'süz müfredat ve Atatürksüz nesiller yetiştirmek planını anlayalım. Ne diyor 42. madde; 'Eğitim ve öğretim, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti Anayasa'ya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz. İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır." Ancak bugün Milli Eğitim bir enflasyon meselesine dönmüştür. Bugün Milli Eğitim aynı zamanda bir işsizlik meselesidir. Anayasal haklarını kullanamayan insanları dişinden tırnağından artırıp çocuğunu özel okullara göndermek zorunda bırakıyor bu sistem. Her okul taksidi, her okul masrafı o ailenin boğazından kestiği bir lokma, kendinden esirgediği bir hayattan ibaret oluyor. Eğitimi karlı pastalardan biri olarak görüp, yarısını özel sektöre diğer yarısını arka bahçelerindeki cemaatlere pay edenler Anayasa'da yazan belki de en kutsal görevlerden olan milli eğitimi paralı eşitsiz ilkesiz Türksüz ve Cumhuriyetsiz yapmak için fikri tutsak irfanı prangalı nesiller yaratmak adına her yolu deniyor. Nedense malum bir okuldan mezun olan herkesi her yere 5'er maaşla atıyor ama öğretmensiz okullara atama yapamıyor.

"BİZİM MÜCADELEMİZ KILIF DİKİCİLERİYLE DEĞİL; MİNAREYİ ÇALMAYA CÜRET EDENLERLE"

Dertleri öğretmen atamak, bu ülkenin çocuklarını yetiştirmek değil; öğretmenleri özel sektörde köle emeği olarak çalıştırmak bunların asıl hedefi. İşte bu arsızlık millete rağmen kurulmuş ve devam ettirilen 'Şeyh uçmaz, mürit uçurur' düzeninin nam-ı diğer cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin en kısa ve anlaşılır özetidir. Biz İYİ Parti olarak, çalınan minarenin kılıfının tartışıldığı bu tiyatroya itiraz edenlerdeniz. Bizim mücadelemiz kılıf dikicileriyle değil; minareyi çalmaya cüret edenlerle. Bunu o pis elleriyle hayata geçirenlerledir. Buradan Milli Eğitim Bakanı'na sesleniyorum; atanamayan öğretmen sayısı 1 milyonu aşmıştır, AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılında bu sayı 70 bin civarındaydı. Müfredatta ideolojik fanteziler peşinde koşacağına öğretmenlerin yakıcı sorunlarına çözüm bulmaya sarf et Milli Eğitim Bakanı! Ayrıca farkında ol; okullarda özellikle lise çağında öğrencileri tarafından öldürülen okul müdürleri ve öğretmenler var. İşte bunlar sizin 22 yıldır inşa ettiğiniz düzenin sonuçlarıdır."

"BIRAKIN ADALET YERİNİ BULSUN, İSTERSE KIYAMET KOPSUN"

Sinan Ateş cinayetine değinen Dervişoğlu, "En basit kanunların dahi iktidar sahiplerince çiğnendiği bir ülkedeyiz. En basit yargı kararlarının dahi iktidar sahiplerince yönlendirildiği bir ülkedeyiz. Ve hatta öyle bir ülkedeyiz ki adaletin temin ve tesis edilebilmesi için alenen siyasi pazarlıklar dönüyor. Siyasi pazarlıklardan önce sosyal medyada nabız ölçülüyor ve ona göre bir strateji belirleniyor. 16 ay önce 30 Aralık 2022'de Ankara'da bir cuma günü kiralık tetikçiler tarafından katledilen Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı rahmetli Sinan Ateş'in cinayetinin iddianamesi tamamlandı ve mahkemeye sevk edildi. Ortada 146 sayfalık bir iddianame var.

38 yıllık bir ömür, 2 kız evlat, 1 eş, 1 anne, iyi ki bu iddianameyi görmedi dediğimiz merhum 1 baba… 16 ay süren bir soruşturmanın neticesi 146 sayfalık bir hatır senedi adeta… Cinayetin tüm ayrıntılarının araştırıldığı, tüm iddiaların değerlendirildiği, tüm tanıkların ifadeleri doğrultusunda bir hukuk metninin ortaya çıktığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Bu sözde iddianameyle hiçbir iddianın araştırılmadığı, cinayetin neden işlendiğinin bile sorgulanmadığı, bilirkişi raporunda ifade edilen hiçbir hususa yer verilmediği, tanıkların ve şüphelilerin beyanlarının, sorulan sorular bağlamında ayıklandığı, hatta bir utanç belgesi olarak, acılı eşi Sayın Ayşe Ateş’in ifadesine dahi yer verilmediği hukuk tarihine kara bir leke olarak kazınacaktır.

Bu iddianame görünümlü utanç belgesinin, bir hukuk devletinde millet adına karar verecek hiçbir mahkeme tarafından kabulü mümkün olamazdı. Bunu kaleme aldığını iddia eden savcının tüm yetkileri de zaman kaybetmeden elinden alınmalıydı. Üzülerek öğrendik ki; iddianame diye geçen hatır senedini, asli, hukuki ve vicdani gerekçelerle iade etmesi gereken Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi maalesef kabul etmiştir.

Adalet duygusunu daha iddianame aşamasında zedeleyen, hukukun üstünlüğü yerine, üstünlere hukuk tesis etmeye çalışan bir yaklaşım bırakın Türk milletine, adalet heykeline bile hesap veremez. İYİ Parti, 30 Aralık 2022’den beri rahmetli Sinan Ateş’in mirası olan ailesinin yanındadır. Sinan Ateş’i katleden, katilleri azmettiren, bu cinayette parmağı olan herkesin adalet önünde hesap vermesi için tüm gücümüzle mücadelemize devam edeceğiz.

Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun! Suçluları koruyan iddianamelerle en fazla adaletin gecikmesini sağlayabilirsiniz. Ama adaletin tecellisini ve tesisini engelleyemezsiniz.

Editör: Yudum Özel