İsrail'in Gazze’ye yönelik başlattığı son işgal operasyonu, kamuoyuna “Gideon’un Savaş Arabaları” adıyla duyuruldu. Bu isim sıradan bir operasyon ismi gibi görünse de, hem tarihi hem de dini bağlamda dikkat çekici semboller içeriyor. İsrail’in bu isimlendirme yoluyla sadece askeri bir hedef değil, aynı zamanda ideolojik ve teolojik bir mesaj iletmeyi amaçladığı değerlendiriliyor.
Tevrat'ta geçen Gideon figürünün anlamı nedir?
Operasyonun ismi, Tevrat’ta yer alan bir figür olan Gideon’a atıfla belirlendi. Yahudi kutsal metinlerinde, Gideon, İsrailoğulları’nın düşmanı Midyanlılara karşı Tanrı tarafından seçilmiş bir lider olarak tanımlanır. Tevrat’ın “Hakimler” bölümünde aktarılan anlatıya göre Gideon, yalnızca 300 kişilik küçük ve sadık bir orduyla, çok daha büyük bir düşman gücünü mağlup eder. Bu zafer, dini metinlerde Tanrı’nın inayetiyle kazanılmış kutsal bir mücadele olarak yorumlanır.
Ancak dikkat çekici bir ayrıntı, Tevrat’ta “savaş arabaları” ifadesinin Gideon’un hikâyesinde yer almamasıdır. Bu anlatıda zafer; ağır silahlar ya da mekanik araçlarla değil, küçük ama disiplinli bir birlik ve psikolojik üstünlükle kazanılmıştır. Buna rağmen İsrail'in bu operasyonu “Gideon’un Savaş Arabaları” olarak adlandırması, dini bir anlatının günümüz politikalarıyla yeniden kurgulanması olarak yorumlanıyor.

Savaş Arabalarının Tarihsel Anlamı
Antik dönemde savaş arabaları, özellikle Mısır, Asur ve Hitit ordularında kullanılan güçlü askeri araçlardı. Tevrat’ta da bu araçlar, genellikle İsrailoğulları'nın düşmanları tarafından kullanılan semboller olarak geçer. Örneğin, Firavun’un ordusu İsrailoğulları’nı Kızıldeniz'e kadar savaş arabalarıyla takip eder. Bu bağlamda savaş arabaları, İsrailoğulları için daha çok baskının, zulmün ve düşman gücünün bir göstergesi olarak görülür.
İsrail’in bu tarihsel sembolü kendi işgal operasyonuna dahil etmesi, bazı çevrelerce kutsal metinlerin anlamını tersyüz eden bir propaganda aracı olarak değerlendiriliyor.
‘Tanrı’nın Seçilmiş Ordusu’ Algısı
İsrail’in bu operasyon ismiyle vermek istediği mesaj, dini ve ideolojik bir çerçevede şekilleniyor. Kullanılan isim, İsrail ordusunu “az ama güçlü ve ilahi destekli” bir güç olarak konumlandırırken; Filistinlileri, Tevrat’taki Midyanlı düşman figürüne benzetiyor. Bu şekilde hem iç kamuoyuna hem de uluslararası topluma, yürütülen savaşın dini bir kaderin parçası olduğu algısı aktarılmaya çalışılıyor.
Ancak bölgedeki mevcut durum bu anlatıdan oldukça farklı bir gerçekliğe işaret ediyor. Gazze’de yaşananlar, kutsal metinlerdeki destansı savaşlardan ziyade, yoğun sivil kayıpların yaşandığı, modern silahlarla yürütülen bir işgal operasyonu olarak kayıtlara geçiyor.

Çelişen Anlatılar ve Uluslararası Sessizlik
Gideon’un hikâyesinde, istilacı güçlere karşı direnen bir halkın mücadelesi anlatılırken; Gazze’de ise uluslararası hukuk nezdinde işgalci konumunda olan İsrail’in, büyük bir askeri güçle sivillerin yaşadığı bölgelere yönelik saldırılar düzenlediği görülüyor. Bu durum, dini referansların güncel politik eylemlerle nasıl örtüştürülmeye çalışıldığını da gözler önüne seriyor.
Buna rağmen, operasyon isimlerinde kullanılan bu tür dini göndermeler, uluslararası kamuoyu tarafından çoğu zaman sorgulanmadan kabul ediliyor. Oysa kullanılan ifadeler, yürütülen askeri operasyonların yalnızca stratejik değil, aynı zamanda ideolojik bir zemine oturtulduğunu açıkça gösteriyor.
Operasyonun İsmi Gerçekleri Değiştirmiyor
İsrail’in Gazze’ye yönelik müdahalesi hangi isimle anılırsa anılsın, sahadaki insani tabloyu değiştirmiyor. “Gideon’un Savaş Arabaları” gibi tarihsel ve dini göndermelerle donatılmış operasyonlar, sivillerin yaşadığı dramatik kayıpların üzerini örtemiyor. Özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar başta olmak üzere sivil halkın maruz kaldığı yıkım, uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi ihlallere işaret ediyor.
Kaynak: Yeni Akit
