reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2853 %0.23
50,2716 %0.04
6.411,73 % 0,27
4.121.439 %-0.607
İşçi Haber Kültür Sanat Sinemaya gitmek artık lüks: Türkiye’de tüketiciler dijital platformlara yöneliyor!

Sinemaya gitmek artık lüks: Türkiye’de tüketiciler dijital platformlara yöneliyor!

Dorinsight’ın araştırmasına göre Türkiye’de sinema artık “planlı bir lüks” hâline gelirken, eğlence bütçeleri giderek dijital platformlara kayıyor. Her 10 kişiden 8’i sinemayı rutin bir harcama olarak görmüyor.

Okunma Süresi: 5 dk

14 Kasım Dünya Sinema Günü öncesinde TeklifimGelsin bünyesindeki araştırma şirketi Dorinsight, Türkiye’de sinema alışkanlıklarını mercek altına alan bir araştırma yayımladı. Araştırma, yükselen maliyetler ve dijital platformların etkisiyle sinemanın giderek “planlı bir lüks” hâline geldiğini gösteriyor. Türkiye’de her 10 kişiden 8’i, sinemayı rutin bir etkinlik değil, bütçe planlaması gerektiren bir harcama olarak değerlendirirken, eğlence harcamaları dijital platformlara kayıyor.

Sinemaya Gitmek Artık Lüks Bir Deneyim

Dorinsight’ın 18 yaş üstü, farklı sosyo-ekonomik sınıflardan (ABC1C2DE) bin kişiyle gerçekleştirdiği araştırma, ekonomik koşulların sinema alışkanlıklarını nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Çalışmaya göre, katılımcıların yüzde 34’ü sinemaya gitmeyi lüks tüketim, yüzde 47,5’i ise “kısmen lüks” olarak tanımlıyor. Bu oran, C2DE gelir grubunda yüzde 80’e, AB grubunda ise yüzde 52’ye kadar çıkıyor.

Araştırma sonuçları, sinemayı rutin bir etkinlikten ziyade planlanması gereken bir harcama olarak görenlerin yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Her 10 kişiden 8’i bu görüşü paylaşırken, katılımcıların yüzde 61’i bilet ve menü fiyatlarındaki artış nedeniyle sinemaya daha az gittiklerini ifade ediyor. Sadece yüzde 9,6’lık bir kesim ise sinema sıklığının arttığını belirtiyor. Bu veriler, özellikle alt gelir gruplarında fiyat artışlarının sinema katılımını doğrudan etkilediğini gösteriyor.

Dijital Platformlar Sinemanın Yerini Alıyor

Araştırmada, katılımcıların yüzde 49’unun dijital platform aboneliğine sahip olduğu görüldü. AB ve C1 gruplarında bu oran yüzde 58’in üzerinde, C2DE grubunda ise yüzde 40 düzeyinde bulunuyor.

Ekonomik koşulların izleme tercihlerini belirlemede etkili olduğu da araştırmada öne çıkıyor. Her 10 kişiden 7’si, “Evde film izlemeyi tercih etmemin nedeni ekonomik sebepler” ifadesine katılıyor. Üst gelir grubunda bu oran yüzde 62 iken, alt gelir gruplarında yüzde 76’ya ulaşıyor. Bu durum, dijital platformların “ekonomik erişilebilirlik” avantajıyla sinemanın doğrudan rakibi hâline geldiğini ortaya koyuyor.

Eğlence Bütçeleri Dijitale Kaydı, Öncelikler Değişti

Araştırma, tüketicilerin eğlence bütçelerini artık sinema salonlarından dijital platformlara kaydırdığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 62’si dijital platformlara sinemaya kıyasla daha fazla bütçe ayırırken, sadece yüzde 21,3’lük bir kesim sinemaya daha fazla harcama yapıyor. Gelir gruplarına göre dağılım da dikkat çekici: C2DE grubunun yüzde 71’i daha uygun maliyetli evde izleme alışkanlıklarını tercih ediyor, AB grubunda ise yüzde 54’lük kesim sinemayı ekonomik açıdan öncelik dışı olarak değerlendiriyor.

Dorinsight verilerine göre dijital platformlar artık yalnızca bir alternatif değil; ekonomik gerekçelerle tercih edilen yeni bir eğlence standardı. Kullanıcıların dijital platformları tercih etme motivasyonları ise geniş içerik seçeneklerinden çok, esneklik ve konfor ile ilgili.

Sinema Hâlâ Duygusal Ama Ekonomik Bir Gerçekliğe Bağlı

Araştırma katılımcılarının yüzde 44,4’ü filmlerde gördüğü lüks yaşam tarzlarının kendisinde “ben de sahip olmalıyım” hissi uyandırdığını, yüzde 34,1’i ise bu etkiyi “kısmen” yaşadığını belirtiyor. Bu oran AB grubunda yüzde 57’ye, C2DE grubunda ise yüzde 39’a kadar çıkıyor. Sinema, artık yalnızca bir eğlence alanı değil; ekonomik beklentilerin ve tüketim arzularının da bir yansıması hâline gelmiş durumda.

Katılımcıların yüzde 60’ı, filmlerde gördükleri ve etkilendikleri ürünleri almaya eğilimli olduklarını belirtiyor. Bu ürün ve hizmetler için ek finansman kullanmaya da hazır olduklarını ifade eden katılımcıların yüzde 25’i dizi ve filmlerdeki lüks yaşam tarzı ya da etkili ürünler için kredi kullanabileceklerini söylüyor.

Finans ve borsa konulu dizi ve filmler, özellikle AB grubunun yatırım ilgisini artırıyor. Bu gruptaki katılımcıların yüzde 57’si, bu tür yapımları izledikten sonra yatırıma olan ilgilerinin arttığını ifade ediyor. Borç ya da iflas temalı filmler ise ailelerin finansal farkındalığını etkiliyor. Katılımcıların yüzde 60’ı, bu tür yapımları izledikten sonra kendi bütçe planlamalarını gözden geçirdiklerini belirtiyor.

'ekonomik koşullar bu deneyimin biçimini yeniden tanımlıyor'

Araştırma sonucunu yorumlayan Dorinsight Kıdemli Proje Müdürü Çağdaş Mert, “Sinema, uzun yıllardır insanların hem sosyalleşme hem de duygusal kaçış alanıydı. Ancak bugün ekonomik koşullar bu deneyimin biçimini yeniden tanımlıyor. Artan yaşam maliyetleriyle birlikte, tüketiciler artık kültürel harcamalarında daha rasyonel davranıyor; eğlence tercihlerinde fiyat, erişim ve sürdürülebilirlik gibi kriterler ön plana çıkıyor. Araştırmamızda görüyoruz ki gelir seviyesi fark etmeksizin sinemaya gitmek artık planlı bir karar hâline geldi. Özellikle C2DE grubunda sinemaya gitmek bir 'lüks aktiviteye' dönüşürken, AB grubunda bile bu davranış 'maliyet-fayda' denklemine göre şekilleniyor. Dijital platformlar bu noktada yalnızca bir alternatif değil, ekonomik anlamda 'kontrollü tüketim biçimi' olarak konumlanıyor. İnsanlar aylık sabit üyelik ücretini, belirsiz sinema harcamasına tercih ediyor. Bu da bize eğlence ekonomisinin, artık 'erişilebilirlik' kavramı etrafında yeniden tanımlandığını gösteriyor. Sinema salonları toplumun duygusal belleğinde yerini korusa da tüketici davranışındaki dönüşüm çok açık: Fiyat baskısı arttıkça, kültürel tüketim deneyimi daha bireysel, daha hesaplı ve dijital eksenli bir hale geliyor” dedi.

Kaynak: BirGün