Elektrikli araç piyasasındaki küresel rüzgarlar tüm hızıyla eserken, milyarlarca dolarlık yatırımlara rağmen arka planda kalan hidrojen teknolojisi derin bir çıkmazla karşı karşıya kaldı. Alternatif enerji arayışlarını sürdüren dev markalar bu alana devasa bütçeler aktarsa da, sektörde arzulanan pazar büyümesine bir türlü ulaşılamıyor. Güney Koreli otomotiv devi Hyundai tarafından yapılan son açıklamalar, kapalı kapılar ardında yaşanan tıkanıklığı ve yapısal krizleri gün yüzüne çıkardı.
İstasyon Yokluğu ve Yüksek Maliyetler Satışları Engelliyor
Markanın üst düzey yöneticilerinden Scott Nargar, son derece gelişmiş ve modern araçlar üretmenin işin yalnızca ilk adımı olduğunu, asıl zorluğun bu otomobilleri satın alacak müşterileri ikna etmekte yaşandığını açıkça dile getirdi. Milyonlarca dolarlık Ar-Ge bütçeleriyle kusursuz modeller tasarlanabileceğini belirten Nargar, ancak yakıt ikmali yapacak istasyon bulamayan bir tüketiciye bu arabaları satmanın imkânsız hale geldiğini vurguladı.
Evdeki sıradan bir prizden bile şarj edilebilen bataryalı elektrikli araçların aksine, hidrojen teknolojisi çok büyük tesisler ve özel dolum istasyonları gerektiriyor. Kurulum maliyetleri aşırı yüksek olan bu istasyonların sayısının son derece az olması, hidrojenli araçlara olan ilgiyi baltalıyor. Ayrıca, yakıt hücresi sistemlerinin üretim giderleri de henüz tüketici bütçesinin ulaşabileceği seviyelere inebilmiş değil.
Dünya Devleri Hidrojen Projelerini Askıya Alıyor
Otomotiv Sektöründe Yaprak Dökümü Yaşanıyor
Ortaya çıkan bu karamsar tablo, pek çok küresel markayı projelerini durdurma kararı almaya itti. Tüketici talebinin yetersizliği ve altyapı eksiklikleri yüzünden Mercedes, binek otomobil segmentinde hidrojen çalışmalarına tamamen son verdi. Honda popüler Clarity modelinin üretimini durdururken, Volkswagen, Stellantis ve General Motors gibi dev gruplar da hidrojen yatırımlarını iptal ederek tüm odaklarını bataryalı elektrikli modellere çevirdi.
Toyota ve BMW Güçlerini Birleştiriyor
Buna karşın Hyundai bu engebeli yolda yalnız ilerlemiyor. Japon otomotiv devi Toyota, Mirai modeliyle uzun yıllardır bu teknolojiye yatırım yapmayı sürdürüyor. Alman lüks araç üreticisi BMW de bu mücadeleye dahil olarak Toyota ile ortaklık kurdu. İki şirket, maliyetleri aşağı çekmek ve yeni nesil sistemler geliştirmek için güç birliği yapıyor.
BMW ve Toyota hidrojeni, bataryalı araçların doğrudan bir rakibi olarak değil, sıfır emisyon hedefine ulaşmada tamamlayıcı bir alternatif olarak değerlendiriyor. Ancak dolum istasyonlarının yetersizliği ve yüksek etiket fiyatları devam ettiği sürece, hidrojenli otomobillerin geniş kitlelere ulaşması şimdilik uzak bir ihtimal olarak kalmaya devam ediyor.
(Kaynak ve Görsel: GZT)
