ÖZEL HABER - DAMLA EROĞLU
Dünya genelinde her yıl 4 Ekim, hayvanların yaşam hakkına dikkat çekmek ve onların daha iyi koşullarda yaşamasına katkı sağlamak amacıyla Dünya Hayvanları Koruma Günü olarak kutlanıyor.
Hayvanları Koruma Günü’nün Ortaya Çıkışı
İlk olarak 1822 yılında İngiltere’de hayvanlara karşı duyarlılığı artırmak amacıyla kurulan Hayvanları Koruma Birliği ile başlayan hareket, 1908’de Türkiye’de kurulan Hayvanları Koruma Derneği ile genişledi. Ardından birçok ülkenin katılımıyla Hollanda’nın Lahey kentinde Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu oluşturuldu. 1931’de Floransa’da düzenlenen toplantıda ise nesli tükenme tehlikesi altındaki türlere dikkat çekmek için ‘4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’ ilan edildi.

'HAYVANLARIN YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLİYOR, BU SUÇLAR İSE CEZASIZ KALIYOR'
4 Ekim Dünya Hayvanlar Günü, birçok kişi tarafından kutlama olarak görülse de Hayvan Hakları Türkiye Platformu, bu günü vicdan muhasebesi ve anayasal sorumlulukların hatırlatıldığı bir gün olarak değerlendiriyor.
Türkiye'de hayvan hakları ihlallerinin devam ettiğini vurgulayan platform, ''Hala binlerce hayvan kanuna aykırı biçimde sokaklardan toplanıyor, barınaklarda kayboluyor, yaşam hakkı ihlal ediliyor ve çoğu vakada bu suçlar cezasız kalıyor. Sorunun çözümü yalnızca 'hayvan sevgisi' ile değil, hukukun etkin uygulanması ve devletin yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesiyle mümkündür. Anayasamızın 56. maddesi, devlete çevreyi ve tüm canlıların yaşamını koruma görevi yükler. 5199 sayılı Kanun da belediyelere açık sorumluluklar tanımlar: kısırlaştırma, kayıt, tedavi ve sahiplendirme. Ancak bu sorumluluklar çoğu yerde yerine getirilmemektedir'' dedi.
Platform, yürürlükteki 7527 sayılı yasanın hayvanların yaşam hakkını korumaktan uzak olduğunu belirterek, “Bu yasa, fiili uygulamada hayvanları korumak yerine, sistematik ihlallere zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla yasa yalnızca revize edilmemeli, temel haklar çerçevesinde yeniden yazılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Uluslararası alanda da hayvan haklarının insan haklarından ayrı düşünülmemesi gerektiğini belirten platform, ''Hayvana yönelik sistematik şiddet, toplumsal şiddet zincirinin ilk halkasıdır ve evrensel hukukta 'canlıya karşı suç' olarak tanımlanmalı, buna göre yaptırımlara tabi tutulmalıdır'' dedi.

'HAYVANLARA OLAN YAKLAŞIM, TUPLUMLARIN UYGARLIK SEVİYESİNİ YANSITIR'
Platform yetkilileri, hayvanların yalnızca doğanın bir parçası olmadığını, insan vicdanını ve adalet duygusunu yansıttığını söyleyerek, “Toplumların hayvana yaklaşımı, kendi uygarlık seviyelerinin bir aynasıdır. Hayvana karşı şiddet sadece bireysel bir suç değil; toplumsal değerlerin zayıfladığının ve adalet bilincinin aşındığının göstergesidir. İslam hukukundan modern hukuk sistemlerine kadar tüm düzenlemelerde zayıf olanın hakkını korumak esastır. Hayvanlara karşı sorumluluğumuz yalnızca duygusal değil, aynı zamanda hukuki, vicdani ve anayasal bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
İnsan ve hayvan arasındaki ilişkiyi güçlendirmek için yapılması gerekenlerden bahseden platform, şu ifadelere yer verdi:
- Eğitim sistemine ''canlıya saygı ve empati'' eğitimi dahil edilmeli,
- Belediyeler hayvanları ''sorun'' olarak değil, ''sorumluluk'' olarak görmeli,
- Toplum ihlallere sessiz kalmamalı, suçun mağdurunun sesi olmalıdır.

'4 EKİM, BİZİM İÇİN BİR KUTLAMA GÜNÜ DEĞİL'
Hayvan Hakları Türkiye Platformu olarak yaptıkları çalışmalardan ve kuruluş amaçlarından bahseden platform yetkilileri, ''Biz, yalnızca tepki gösteren bir yapı değiliz; anayasal yaşam hakkını savunan, hukuki zeminde çalışan ve sahada aktif çözümler üreten ulusal bir organizasyonuz'' açıklamasında bulundu.
Çalışmalarını dört alanda yürüttüklerini belirten şu ifadelere yer verdi:
Hukuki Denetim ve Müdahale: Belediyelerin kanuni yükümlülüklerini denetliyor, ihlallerde suç duyurularında bulunuyor ve dava süreçlerini takip ediyoruz.
Mevzuat ve Politika Önerileri: 7527 sayılı yasanın değiştirilmesi için hukukçularla birlikte alternatif taslaklar hazırlayıp TBMM ve ilgili kurumlara sunuyoruz.
Toplumsal Eğitim ve Farkındalık: Okullar, üniversiteler ve kamusal alanlarda empati ve birlikte yaşam kültürünü yaygınlaştıran programlar düzenliyoruz.
Kampanyalar ve Kamuoyu Oluşturma: Kamuoyunu bilinçlendirmek ve karar vericilere baskı oluşturmak amacıyla ulusal çapta kampanyalar yürütüyoruz.
Masa başında çalışan bir yapı olmadıklarını, Türkiye'nin birçok ilinde yerel koşulları gözeterek saha çalışmaları yaptıklarını vurgulayan platform yetkilileri, ''Çözüm önerilerini gerçek verilere dayandıran bir organizasyonuz. 4 Ekim, bizim için bir kutlama günü değil; bu ülkenin vicdanını, hukukunu ve sorumluluğunu yeniden hatırlatma günüdür. Gerçek kutlama, hayvanların korkmadan yaşayabildiği, belediyelerin görevlerini eksiksiz yaptığı, yaşam hakkının gerçekten korunduğu gün yapılacaktır'' açıklamasında bulundu.
