ÖZEL HABER - DİLARA ADAK
Türkiye’nin dört bir yanındaki belediye işçileri ve kamu taşeronları, yıllardır süren adaletsiz çalışma koşullarına karşı artık sessiz kalmıyor. Bu mücadelenin öncülerinden biri, giderek büyüyen bir dayanışma ağına dönüşen Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği. Dernek, işçilerin sesini duyurmayı ve haklarını savunmayı amaçlıyor. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Karagöz, derneğin kuruluş hikayesini, hedeflerini ve yürüttükleri mücadeleyi anlattı.
Derneğin kuruluşunu anlatan Karagöz, “Biz bu derneği sadece bir tabela kurumu yapmak için kurmadık. Amacımız, taşeron zulmünün yarattığı sessiz çığlığa ses olmaktı” diyor. 2017’de 696 sayılı KHK ile taşeron işçilere kadro sözü verildiğini hatırlatan Karagöz, “Ancak 2022’ye gelindiğinde bu vaat gerçek yüzünü gösterdi. Binlerce işçi belediye şirketlerine hapsedildi. Güvencesiz çalışma, düşük ücret ve keyfi işten çıkarmalarla karşı karşıya kaldık” ifadelerini kullanıyor.
Karagöz, derneğin kuruluşunun bir isyan olduğunu belirterek, “Artık dilsiz şeytan olmayacağız. Biz unutulmuş işçilerin sesi olduk. Amacımız net: Taşeronu bitirmek, işçiyi özgürleştirmek ve sınıf bilincini yeniden canlandırmak” dedi.
Ekmek, Adalet ve Özgürlük İçin Mücadele
Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği, sosyal medya ve ulusal basında işçi hareketinin yeni sesi haline geldi. Ulusal kanal röportajları, çeşitli gazetelerde yayımlanan haberleri ve dijital medyada yayılan eylem görüntüleri ile dernek geniş bir görünürlük kazandı. Özellikle #İşçideOyVerecek kampanyası, 2024 yerel seçimlerinde işçi sorunlarının gündeme taşınmasında etkili oldu.
Derneğin temel hedeflerini anlatan Karagöz, üç ana başlığa dikkat çekiyor:
İlk olarak kadro ve güvence talebi. Karagöz, “696 sayılı KHK’nın yarattığı ayrımcılık giderilmeli, tüm taşeron ve belediye şirket işçileri 4D kadrosuna geçirilmelidir. Belediye şirketleri artık ucuz emek sömürüsünün yeni adı olmuştur; bu yapılar kaldırılmalıdır” dedi.
İkinci olarak eşitlik ve ücret adaleti. İşçilerin eşit işe eşit ücret alması gerektiğini vurgulayan Karagöz, yoksulluk sınırının altında maaşların sona ermesini, promosyon ve mesai ödemelerinin eksiksiz yapılmasını istediklerini belirtti.
Üçüncü olarak ise sendikal özgürlük. Karagöz, günümüzde işçinin sendika seçme hakkının fiilen yok olduğunu söyleyerek, siyasetin etkisi altındaki sendikal düzenin işçinin değil, siyasetin çıkarına çalıştığını dile getirdi.
Ayrıca dernek, tüm kamu çalışanlarını kapsayan bir dayanışma ve birlik platformu oluşturmayı hedefliyor. Karagöz, “2026’ya kadar 150 bin işçiyi kapsayan ulusal bir ağ kuracağız. Depremzededen işten atılan işçiye kadar herkesin yanında olacağız. Birlikte güçlüyüz, birlikte kazanacağız” diyor.
Yerel Eylemlerden Ulusal Dayanışmaya
Dernek kuruluşundan bu yana somut adımlar attı. Karagöz, “Lafla değil, icraatla yürüdük. 16 binden fazla sosyal medya paylaşımımızla milyonlara ulaştık ve sesimizi meclise kadar taşıdık. 2023’te Ankara Ulus Meydanı’nda büyük bir eylem düzenledik, ardından İstanbul, Adana ve İzmir’de binlerce işçiyi bir araya getirdik” dedi.
Sendikal alanda da ilerleme kaydeden dernek, önce kamu taşeron işçileri sendikasını kurdu, ardından Öz Belediye İş Sendikası’nı destekledi. Karagöz, “Hatay, Manisa, Amasya gibi illerde örgütlendik; deprem bölgesinde unutulan işçilerin yanında olduk. ‘Askıda bilet’ kampanyamız ve işten atılanlara sağladığımız hukuki destekle dayanışmayı büyüttük. 2024 yerel seçimlerinde #İşçideOyVerecek kampanyasıyla işçinin kendi kaderini eline almasını sağladık” dedi.
karagöz: Siyasetin Değil, Emeğin Yanındayız
Dernek, siyasi partilerden bağımsız bir duruş sergiliyor. Karagöz, “Biz siyasetin değil, emeğin tarafındayız. Misak-ı Milli sınırları içinde ülkemiz bir bütündür. Atatürk ilke ve inkılapları rehberimizdir. Herkesin inancına saygılıyız ve kimse inancı nedeniyle dışlanamaz. Belediyelerde hangi parti olursa olsun, işten çıkarma, mobbing veya hak gaspı varsa biz oradayız” diyor.
Dernek şimdiye kadar TBMM’de tüm partilerin milletvekilleri ile görüşerek 696 sayılı KHK’nın yarattığı adaletsizlikleri anlattı ve kanun teklifleri ile soru önergelerinin hazırlanmasını sağladı. Karagöz, “Bizim derdimiz oy değil, emektir. İşçi sınıfının yol arkadaşıyız ve hiçbir işçiyi patrona kul, sermayeye köle yaptırmayacağız” diyor.
‘Hiçbir işçi yalnız değildir’
Dernek, işten çıkarılan işçilere hukuki destek sağlıyor. Karagöz, “Hiçbir işçi yalnız değildir. Dava süreçlerinde yanlarında oluyoruz, gerekirse avukat desteği veriyoruz. Sosyal medya üzerinden mağduriyetleri duyuruyor, grev ve direnişlerde sahadayız. Dayanışma, bu mücadelenin kalbidir” diyor.
Karagöz, derneğin kapısının tüm işçilere açık olduğunu vurgulayarak, “İster belediye şirketinde olsun, ister hastanede, ister okulda… Bizim davamız ortak: Emeğin onuru, alın terinin hakkı, özgür iradenin örgütlülüğü. Yarınlarımızı yeniden kurmak istiyorsak yan yana durmalıyız. Taşeronu bitirmek ve işçiyi özgürleştirmek, bu ülkeyi yeniden ayağa kaldırmak demektir.” ifadelerini kullandı.
Orhan Karagöz’ün sözleriyle, dernek sadece bir sivil toplum kuruluşu değil; Türkiye’de işçilerin sesini duyuran, haklarını savunan ve dayanışmayı büyüten bir hareket olarak öne çıkıyor. Belediye işçilerinden ASM çalışanlarına, zabıtadan güvenliğe kadar tüm kamu emekçilerini kucaklayan bu mücadele, “taşeronu bitirmek, işçiyi özgürleştirmek” vizyonuyla ülke genelinde yayılıyor.
