Özel Haber: UFUK KUZGUN
Okulların açılmasına kısa bir süre kala, çocukların alışık olmadıkları ortamlarda yemek yiyecek olması ebeveynlerde seçici beslenme kaygılarını tetikliyor. Pediatrik Fizyoterapist, Ayres Duyu Bütünleme Terapisti ve SOS Beslenme Terapisti Efekan Güneç, beslenme reddinin her zaman yiyeceğin kendisinden kaynaklanmadığını vurguluyor.
Okul döneminde beslenme çantasının veya yemekhane menüsünün reddedilmesi durumunda ilk adımın davranışın nedenini anlamak olduğunu ifade eden Güneç, “Mutlaka bunu yemelisin” şeklindeki baskıların sorunu daha da derinleştireceğini belirtiyor.
'Sorun yemeğin kendisi değil, okul ortamı ve duyusal yük olabilir'
Okul başlamadan önce reddin kök nedenlerinin analiz edilmesi gerektiğini aktaran Güneç, “Çoğu zaman problem tabağın içindekiler değil; yemekhanedeki gürültü, kalabalık, ağır kokular ve zaman baskısıdır. Çocuk bu çevresel uyaranlarla baş etmek için tüm enerjisini harcadığında yemeğe odaklanamaz” dedi.
‘Evde yiyor ama okulda yemiyor’ diyen ailelerin okul şartlarını değerlendirmesi gerektiğini belirten uzman; gürültü ve kokuların duyusal olarak hassas çocukları yorduğunu söyledi. Yeni bir besini menüye eklemeden önce çocuğun masada kendini güvende hissetmesi, bedensel ve duygusal olarak sakinleşebilmesi (regüle olması) gerektiğini hatırlattı.
Hangi durumlarda uzmana başvurulmalı?
Her yemek seçme davranışının bir bozukluk olmadığını kaydeden Güneç, sorunun ne zaman profesyonel değerlendirme gerektirdiğini şöyle özetliyor:
- Kabul edilen besin çeşitliliği giderek azalıyorsa,
- Öğün saatleri sürekli bir çatışma ve krize dönüşüyorsa,
- Çocuk belirli doku, pütür veya kokularda öğürme ve yoğun kaçınma gösteriyorsa,
- Beslenme yetersizliği çocuğun büyüme, gelişme ve kilo alım sürecini olumsuz etkiliyorsa,
- Durum çocuğun okul ve sosyal yaşamını kısıtlamaya başladıysa.
Güneç; dikkat sorunları, duyusal hassasiyetler veya gelişimsel farklılıkların eşlik ettiği durumlarda tablonun yalnızca “yemek seçme” olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi.
'Ekranı aniden kesmek yerine sakinleşme alternatifi sunun'
Yemek sırasında ekran izletmenin yemeğe karşı farkındalığı sıfırladığını belirten Güneç, ekranın bazı çocuklar için bir sakinleşme aracı haline geldiğini söyledi. Bu nedenle ekranı sadece kapatmanın yetmeyeceğini; yerine sakin bir masa ortamı kurulması ve çocuğa tabakta küçük seçim hakları verilmesi gerektiğini belirtti.
Pütürlü veya yapışkan gıdalara dokunmaktan kaçınan çocuklarda hedefin küçültülmesini öneren Güneç; “Bir kere dokun, sonra ye” veya “Bunu yemezsen tatlı yok” gibi pazarlıklardan kaçınılmasını istedi. Çocuğun yiyeceğe önce bakması, tabağında bulunmasına izin vermesi, koklaması ve dokunmasının yeme sürecine yeniden aktif katılımı açısından dev birer adım olduğunu ifade etti.
Oturuş pozisyonu ve ‘Aç kalırsa yer’ tuzağı
Çocuğun masadaki duruşunun yemeğe odağını doğrudan etkilediğini vurgulayan Güneç; gövdesini sabitleyemeyen veya ayakları yere ya da bir desteğe basmayan çocukların çabuk yorulduğunu aktardı. Ayak desteğiyle desteklenmiş uygun bir oturma düzeninin çocuğun kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olacağını söyledi.
Aileler arasında sıkça başvurulan “Aç kalırsa eninde sonunda yer” mantığının seçici beslenen çocuklarda ters teptiğini vurgulayan uzman, bu yaklaşımın yemeği bir mücadele alanına dönüştürerek çocukla kurulan güven bağını zedeleyeceğini ifade etti.
'Asıl mesele çocuğun o yiyecekle karşılaşacak kadar hazır olmasıdır'
Çocukla kurulan ilişkiyi ve duygusal dengelenme zeminini önceleyen bir yaklaşımla hareket edilmesi gerektiğini belirten Efekan Güneç, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim hedefimiz yalnızca çocuğa daha fazla yemek yedirmek değil; çocuğun yemekle, kendi bedeniyle ve beslenme deneyimiyle olumlu bir bağ kurmasını sağlamaktır. Okul öncesinde ebeveynler ‘Çocuğum ne yiyecek?’ sorusunu bir kenara bırakıp, ‘Çocuğum neden yemiyor ve hangi koşullarda rahat yiyebilir?’ sorusuna yanıt aramalıdır.”
