Özel Haber: Ufuk KUZGUN
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte başta kırsal alanlarda, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kişiler olmak üzere kene temasları belirgin şekilde artıyor. Bu dönemde hastanelere sık sık kene tutunması nedeniyle başvurular görülüyor. Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Şahin, başvuran hastaların büyük kısmında hastalık gelişmediğini belirtti. Dr. Şahin, bu durumun rehavet yaratmaması gerektiğinin altını çizerek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskine karşı uyarılarda bulundu.
‘Her kene tutunması hastalık bulaştığı anlamına gelmez’
Kene temasının her zaman ciddi bir enfeksiyonla sonuçlanmadığını ifade eden Uzman Doktor Ali Şahin, "Her kene tutunması hastalık bulaştığı anlamına gelmez. Kenelerin büyük çoğunluğu herhangi bir enfeksiyon taşımaz. Ancak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ölümcül olabilen hastalıklara karşı çok dikkatli olunmalıdır. KKKA’nın belirtileri genellikle kene temasından sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkar. Ani başlayan yüksek ateş, halsizlik, şiddetli kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal ilk belirtiler olabilir. Hastalık ilerlerse cilt altında morluklar, burun ve diş eti kanamaları gibi kanama bulguları gelişebilir. Bu nedenle kene teması sonrası özellikle ilk 10 gün içinde ateş veya bu belirtilerden biri gelişirse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.
‘Kolonya dökmek ve sigara basmak keneyi strese sokar’
Vatandaşların kene fark ettiğinde yaptığı yanlış müdahalelerin geri dönülmez zararlar verebileceğine dikkat çeken Dr. Ali Şahin, şu uyarılarda bulundu:
"En önemli kural, keneye kesinlikle kolonya, alkol, yağ, sabun, deterjan dökmemek ve sigara ile yakmaya çalışmamaktır. Bu tür uygulamalar keneyi strese sokarak taşıdığı mikroorganizmaları daha fazla kusmasına neden olabilir ve bulaş riskini artırabilir. Eğer kişi keneyi uygun bir cımbızla deriye en yakın yerden, ezmeden ve döndürmeden tek hamlede çıkarabilecek durumdaysa bunu yapabilir. Ancak emin değilse en kısa sürede en yakın sağlık kuruluşuna başvurması en doğru yaklaşımdır."

Kene Sonrası Takip Sürecinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Sağlık kuruluşlarında uygulanan tıbbi prosedür ve sonrasındaki takip süreci hakkında bilgi veren Şahin, "Hastaneye başvuran hastalarda öncelikle kene uygun teknikle çıkarılır ve tutunma bölgesi değerlendirilir. Daha sonra hastanın kenenin ne kadar süredir tutunduğu, riskli bölgede bulunup bulunmadığı ve herhangi bir şikâyetinin olup olmadığı sorgulanır. Şikâyeti olmayan hastalarda çoğu zaman rutin kan tetkiki hemen gerekli olmayabilir. Hastaya KKKA açısından uyarıcı belirtiler ayrıntılı şekilde anlatılır ve yaklaşık 10 gün boyunca ateş, halsizlik, kas ağrısı veya kanama bulguları açısından kendini izlemesi istenir. Kene çıkarıldıktan sonra kişi kendini tamamen iyi hissediyor olsa bile bu süreçte özellikle 38°C’nin üzerinde ateş, şiddetli halsizlik, yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden yeniden bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" ifadelerini kullandı.
'Çocuklarda En Önemli Sorun, Kenenin Geç Fark Edilmesi'
Kenenin yaş ve sağlık durumuna göre etkilerine değinen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Şahin, "Kene herkese tutunabilir ancak bazı gruplarda hastalığın seyri daha ağır olabilir. Özellikle ileri yaşta olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve ciddi kronik hastalığı bulunan bireylerde enfeksiyonların daha ağır seyretme riski vardır. Çocuklarda ise en önemli sorun, kenenin küçük olması nedeniyle geç fark edilmesidir. Bu nedenle ailelerin özellikle saçlı deri, kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi ve diz arkalarını dikkatlice kontrol etmeleri gerekir" diyerek ailelere uyarılarda bulundu. 
Keneden korunma yolları nelerdir?
Açık alanlarda vakit geçirecek vatandaşlar için korunma yöntemlerini sıralayan Dr. Ali Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Korunmada en etkili yöntem, kenenin vücuda tutunmasını engellemektir. Mümkün olduğunca uzun kollu üstler ve uzun paçalı pantolonlar tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Açık renkli kıyafetler giyilmesi, kenelerin daha kolay fark edilmesini sağlar. Yüksek otların ve çalılık alanların içine girmekten kaçınılmalı, mümkün olduğunca yürüyüş yolları kullanılmalıdır. Riskli bölgelerden dönüldüğünde tüm vücut dikkatlice kontrol edilmeli; özellikle saçlı deri, kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkaları mutlaka incelenmelidir.”
