reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6348 %0.01
52,0328 %0.14
7.082,60 % 0,37
2.956.020 %-2.715
İşçi Haber Özel Haber Uzman Psikolog anlatıyor: İşte disleksi hakkında merak edilenler!

Uzman Psikolog anlatıyor: İşte disleksi hakkında merak edilenler!

8 Ekim Dünya Disleksi Farkındalık Günü’nde, Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Psikolog Esra Eda Erol ile disleksi üzerine kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Erol, disleksinin sadece okuma-yazma güçlüğü olmadığını, çocuğun öğrenme biçimindeki farklılığın doğru destekle avantaja dönüşebileceğini vurguluyor. Erol, ailelere ve öğretmenlere erken fark etmenin önemini anlatırken, disleksiyle başa çıkmanın yollarını da tüm detaylarıyla paylaştı.

Okunma Süresi: 5 dk

ÖZEL HABER-DİLARA ADAK

Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Psikolog Esra Eda Erol, 8 Ekim Dünya Disleksi Farkındalık Günü kapsamında disleksiye dair en sık merak edilen soruları yanıtladı. Disleksinin bir eksiklik değil, öğrenme biçiminde bir farklılık olduğunu vurgulayan Erol, erken farkındalığın ve doğru eğitimin önemine dikkat çekti.

Disleksi Nedir?

Disleksi, kişinin okuma, yazma ve dili işleme becerilerinde güçlük yaşadığı nörolojik temelli bir öğrenme farklılığıdır. Disleksi kalıcı bir durumdur ancak bu kalıcılık “iyileşmez” anlamına gelmez. Uygun müdahale yöntemleri ve bireye özgü eğitimsel desteklerle belirtiler büyük ölçüde hafifletilebilir ve bireyin akademik, sosyal, duygusal alanlarda işlevselliği artırılabilir.

Yurt dışı araştırmalar disleksinin toplumun yaklaşık %5 ila %10’unu etkilediğini göstermektedir. Yani dünya genelinde her on kişiden biri disleksiyle dünyaya geldiğini söyleyebiliriz. Türkiye’de ise hala birçok kişi bu kavramı hiç duymamış durumda. Bu da toplumda farkındalık ve doğru bilgilendirme ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Disleksi Belirtileri Ne Zaman Fark Edilir?

Disleksi genellikle çocuğun okuma-yazmayı öğrenmeye başladığı, yani ilkokulun ilk yıllarında fark edilir. Ancak dikkatli bir göz, belirtileri aslında okul öncesi dönemde de yakalayabilir. Örneğin, çocuk harfleri ya da sesleri karıştırabilir, kafiyeli kelimeleri ayırt edemeyebilir, tekerlemeleri hatırlamakta zorlanabilir. Bu durumlar çoğu zaman ‘yaşı küçük’ denilerek göz ardı edilir, ama aslında erken dönemde çok değerli ipuçlarıdır.

Okul döneminde ise yavaş okuma, harf atlama, ters yazma, ya da okuduğunu anlamakta zorlanma gibi belirtiler daha belirgin hale gelir. Burada önemli olan, çocuğun zeka düzeyine değil, öğrenme biçimine bakmaktır. Disleksi bir eksiklik değil, öğrenme biçimindeki bir farklılıktır. Karşılaşılan bu öğrenme güçlüğünün doğrudan zeka ile ilgisinin olmadığının, aksine bu çocukların yaratıcı, analitik veya görsel düşünme becerilerinde oldukça başarılı olabileceklerinin altını çizmek istiyorum.

Disleksi İle İlgili En Çok Merak Edilenler

Disleksiden Şüphelenildiğinde Ne Yapılmalı?

Bir çocukta disleksiden şüphelenildiğinde, en önemli şey beklememek. ‘Zamanla geçer’ düşüncesi maalesef en sık yapılan hata. Öncelikle aile ve öğretmen gözlemlerini not etmeli: çocuk hangi harfleri karıştırıyor, okumada mı, yazmada mı zorlanıyor, yönergeleri takip edebiliyor mu? Bunları kaydetmek çok değerli.

Ardından mutlaka okulun rehberlik servisiyle iletişime geçilmeli ve profesyonel bir değerlendirme talep edilmeli. Gerekirse çocuk psikoloğu veya çocuk gelişim uzmanı sürece dahil olur. Eğer disleksi tanısı doğrulanırsa, çocuğa özel bir eğitim planı hazırlanmalı ve bu plan hem okulda hem evde desteklenmeli. Unutmamak gerekir ki disleksi ‘geçen bir şey’ değildir ama doğru destekle çocuk çok başarılı bir öğrenme süreci geçirebilir. Erken fark etmek, en büyük koruyucu faktördür.

Disleksiye Uygun Eğitim Yöntemleri Nelerdir?

Bu çocuklarımız için en etkili öğretim yöntemi, birden fazla duyuyu aynı anda kullandığımız çok duyulu öğrenmedir. Yani çocuk harfi hem görür, hem söyler, hem yazar, hem de o sesi hisseder. Bu yöntem beynin farklı bölgelerini aynı anda aktive eder ve öğrenmeyi kalıcı hale getirir.

Okuma-yazma öğretimi mutlaka adım adım, bol tekrar ve somut materyallerle desteklenmelidir. Renkli kartlar, sesli kitaplar, harf blokları ya da dokunarak yazma etkinlikleri bu çocuklar için çok faydalıdır.

Bununla birlikte her çocuğun öğrenme biçimi ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Bu nedenle RAM değerlendirmeleri sonrasında, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çocuğa özgü bir Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı (BEP) hazırlanır. Bu plan, çocuğun güçlü yönlerini destekleyen, zorlandığı alanlara ise özel müdahaleler içeren kişiselleştirilmiş bir yol haritası niteliğindedir.

Ayrıca eğitim kadar önemli bir diğer nokta da duygusal destektir. Disleksili çocuk, sürekli hata yaptığı hissine kapılmamalı. Ailenin ve öğretmenin olumlu geri bildirimleri, çocuğun özgüvenini korur ve öğrenmeye olan inancını güçlendirir.

Ailelerin Disleksili Çocuklara Yaklaşımı Nasıl Olmalı?

Disleksili bir çocuk için en büyük güç, onu koşulsuz kabul eden ve sabırla destekleyen bir ailedir. Disleksi bir zeka problemi değil, öğrenme farklılığıdır. Bu nedenle ailelerin yaklaşımı, çocuğun özgüveni ve öğrenmeye olan inancını doğrudan etkiler. Aileler öncelikle çocuklarını ‘tembel’ ya da ‘dikkatsiz’ olarak etiketlemek yerine, onun farklı bir öğrenme biçimine sahip olduğunu anlamalıdır.

Hata yaptığında cezalandırmak ya da sürekli uyarmak yerine, çabasını fark edip takdir etmek çok daha önemlidir. Ev ortamında öğrenmeyi destekleyen küçük rutinler oluşturmak — örneğin kısa okuma saatleri, sesli kitaplar, kelime oyunları veya harf kartlarıyla yapılan eğlenceli etkinlikler — çocuğun motivasyonunu artırır.

Aile, öğretmen ve özel eğitim uzmanı arasındaki iletişim de çok kıymetlidir. Evdeki destek, okulda uygulanan yöntemlerle uyumlu olduğunda ilerleme daha kalıcı olur. Her çocuğun öğrenme hızı ve tarzı farklıdır; bu yüzden RAM değerlendirmeleri sonucunda çocuğa özel bir BEP hazırlanır ve özel eğitim merkezlerinde bu plana göre süreç yürütülür.

En önemlisi ise çocuğun kendini yetersiz hissetmemesidir. Disleksili bir çocuk, başarısız değil sadece farklı öğrenir. Ailesinin sabrı, anlayışı ve cesaretlendirici yaklaşımı; onun eğitim sürecindeki en güçlü desteğidir.

esra eda Erol’dan 8 Ekim Mesajı

8 Ekim Dünya Disleksi Farkındalık Günü, bize aslında farklı öğrenme yollarının da var olduğunu hatırlatıyor. Disleksili çocuklar öğrenemez değil, sadece farklı şekilde öğrenirler.

Biz yetişkinlerin görevi; onların potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı olacak doğru ortamı sunmaktır. Ebeveynlere, öğretmenlere ve topluma en önemli mesajım şu olurdu:

Bir çocuğu anlamak, onu değiştirmekten çok daha değerlidir.

Disleksi bir kusur değil, beynin farklı bir çalışma biçimidir. Bu farklılığı kabullenmek; çocuğa güven, sevgi ve destekle yaklaşmak, öğrenmenin önündeki en büyük engelleri ortadan kaldırır. Bu farkındalık gününde dileğim, hiçbir çocuğun ‘yetersiz’ hissetmediği, her çocuğun kendi öğrenme yolculuğunda görülüp desteklendiği bir eğitim ortamı yaratabilmek. Çünkü her çocuk, kendi ritminde öğrenir.

Son olarak disleksi farkındalığını anlamak için herkese Amir Khan’ın “Yerdeki Yıldızlar” filmini mutlaka izlemelerini tavsiye ederim. Film, çocuklarımızın farklı öğrenebileceğini ve doğru destekle neler başarabileceğini çok dokunaklı bir şekilde gösteriyor.

Yerdeki Yıldızlar - Taare Zameen Par HD Film izle (2007)