Orta Doğu tarihinde ve dünya genelinde daha önce savaş meydanlarında veya siyasi cephelerde birbirine düşman olmuş fakat daha sonra barış ve diyalog için bir araya gelmiş birçok örnek bulunmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, eski CIA Başkanı David Petraeus ile Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kapsamında düzenlenen Concordia Zirvesi’nde yan yana geldi. Bu ikilinin daha önce Irak Savaşı sırasında karşılıklı savaşmış olması, ikili arasında ilginç bir diyaloga sahne oldu.
Şara, Petraeus'a "Bir zamanlar savaş alanındaydık ve şimdi başka bir alana, diyalog alanına geçmemiz iyi oldu. Savaştan geçmiş biri barışın önemini en iyi bilen kişidir" dedi.
Kendisini Şara'nın "hayranı" olarak nitelendiren Petraeus, iki eski düşmanın Concordia Yıllık Zirvesi'nde bir tartışma için bir araya gelmelerindeki ironiye dikkat çekti: "O dönemlerde ABD tarafından gözaltına alınıp 5 yıl tutuklu kaldınız. Şimdi burada, Suriye'nin lideri olarak bulunuyorsunuz."
Şara, Petraeus'un Irak'taki Amerikan birliklerini yönettiği dönemde Amerikalılarla savaşmak için Irak'a geçmişti. Şara, 2003'te Irak'ın işgalinden kısa bir süre önce Irak El-Kaidesi'ne katılmış, üç yıl boyunca Irak'taki isyanda savaşmış ve ABD tarafından yakalanmıştı. 2006'da yakalanan Şara, 2011'deki Suriye iç savaşına kadar da hapiste kalmıştı.

Arap-İsrail Çatışmalarından Barışa Uzanan Buluşmalar
Orta Doğu’daki Arap-İsrail çatışmalarında düşman taraflar, on yıllarca süren savaş ve husumetin ardından barış görüşmeleri için bir araya gelmişlerdir. Bu görüşmelerin sembolik anları genellikle bir el sıkışmayla ölümsüzleşmiştir:
Yitzhak Rabin ve Yaser Arafat (1993)
İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ile Filistin lideri Yaser Arafat, 13 Eylül 1993'te Washington'daki Beyaz Saray bahçesinde tarihi bir el sıkışma gerçekleştirdiler. İki lider, onlarca yıl süren çatışma ve düşmanlığın ardından Oslo Barış Anlaşması’nın imzalanmasıyla ilk kez yüz yüze gelip el sıkışmış oldu. Tören sırasında ABD Başkanı Bill Clinton’ın teşvikiyle gerçekleşen bu zoraki fakat çığır açan tokalaşma, İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında yeni bir diyaloğun başlangıcını simgeledi. Rabin bu tarihi günün duygusallığı içinde, ‘30 yıl süren terörden sonra barışı öğrenmenin zorluğunu’ vurgulayarak, “Barış, bazen nefret ettiğiniz ezeli düşmanlarla yapılır” diyerek barışın ancak düşmanlar arasında mümkün olabileceğini belirtti. Bu kare, eski ezeli düşmanların barış için yan yana gelebileceğinin en ünlü sembollerinden biri haline gelmiştir.

Enver Sedat ve Menahem Begin (1978–1979)
Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin, uzun süre birbirine düşman iki ülkenin liderleriydi. Mısır ile İsrail dört ayrı savaş yaşamış, Sedat bu savaşlardan birinde (1973’te) İsrail’e karşı bizzat ordusunu sevk etmişti. Ancak Sedat 1977’de sürpriz bir adımla Kudüs’ü ziyaret etti ve İsrail Parlamentosu’nda barış çağrısı yaptı. Ardından, 1978’de ABD Başkanı Jimmy Carter’ın ara buluculuğunda Camp David Zirvesi’nde bir araya gelen Sedat ve Begin, 30 yıldır savaş halinde olan iki ülke arasında barış zemini oluşturmayı başardılar. 1979’da Beyaz Saray’da imzalanan Mısır-İsrail Barış Antlaşması töreninde Sedat ve Begin tokalaşarak üç yıllık müzakere sürecini barışla taçlandırdılar. Başkan Carter o tarihi anı, ‘uzun süre düşman olan iki halkın cesur liderlerinin kucaklaşarak dünyayı şaşırttığı bir an’ olarak nitelemiş ve Sedat ile Begin’in imkânsızı başararak barış yaptığını vurgulamıştır. Bu barış sayesinde Mısır ve İsrail arasındaki 30 yıllık açık düşmanlık sona ermiş, Sedat ve Begin birlikte Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür.

Kral Hüseyin ve Yitzhak Rabin (1994)
1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan bu yana resmen savaş durumunda olan Ürdün ve İsrail, 1994 yılında barış için masaya oturdu. Ürdün Kralı Hüseyin ile İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin, 25 Temmuz 1994’te Washington’da bir deklarasyon imzalayarak aralarındaki yaklaşık 46 yıllık husumeti sona erdiren tarihi bir el sıkışma gerçekleştirdiler. ABD Başkanı Clinton’ın ev sahipliğindeki törende Hüseyin ve Rabin’in tokalaşması, yarım yüzyıldır süren düşmanlığın bitişini sembolize etti. Ardından Ekim 1994’te iki ülke arasında resmi barış antlaşması imzalandı. Bu barış sürecinde, daha önce gizli görüşmelerde bir araya gelen Hüseyin ve Rabin’in kişisel dostluk geliştirmeleri ve karşılıklı güven tesis etmeleri belirleyici oldu. Sonuçta Ürdün, Mısır’dan sonra İsrail ile barış yapan ikinci Arap ülkesi oldu ve eski cephe düşmanları diyaloğu kalıcı ilişkilere dönüştürdüler.

Bölgesel Rakipler ve Düşmanlar Arasında Diyalog
Orta Doğu’da devletler veya liderler düzeyinde uzun süre husumet yaşayıp sonrasında diyalog kuran başka örnekler de mevcuttur. Tarihte farklı görüşlerle karşı karşıya gelmiş tarafların yıllar sonra bir araya gelerek sorunları müzakere etmeye başlamalarına dair örnekler:
İran VE Suudi Arabistan (2023)
Bölgenin iki büyük rakip gücü olan İran ile Suudi Arabistan, farklı mezheplerin (Şii ve Sünni) lider ülkeleri olarak Yemen, Suriye, Lübnan gibi vekalet savaşlarında yıllarca karşıt kamplarda yer aldı ve diplomatik ilişkileri kesikti. Yıllarca Orta Doğu genelindeki çatışmaları körükleyen bu düşmanlığın ardından 2023 yılında Çin’in ara buluculuğuyla beklenmedik bir yakınlaşma gerçekleşti. Mart 2023’te Pekin’de açıklanan anlaşma ile iki ülke ilişkileri normalleştirme kararı alıp karşılıklı olarak büyükelçiliklerini yeniden açmaya hazırlanırken, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud yıllar sonra ilk kez yüz yüze görüşerek el sıkıştılar. On yılların hasım iki ülkesi arasındaki bu diplomatik atılım, Yemen’deki savaş dahil bölgesel gerilimlerin azalması ve güvenliğin artması için umut verici bir adım olarak yorumlanmıştır.

Türkiye (Erdoğan) VE Mısır (Sisi) (2022)
Arap Baharı sonrasında Mısır’da yaşanan 2013 darbesi, Ankara-Kahire ilişkilerini dondurmuş; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbenin lideri Abdülfettah es-Sisi’yi yıllarca sert sözlerle hedef almış ve ‘düşman’ ilan etmişti. İki ülke yaklaşık 9 yıl boyunca diplomatik düzeyde görüşme gerçekleştirmedi. Ancak 2022’de diplomatik çabalar sonucu bir dönüm noktası yaşandı: Kasım 2022’de Katar’daki Dünya Kupası açılışında Erdoğan ve Sisi ilk kez el sıkışarak bir araya geldiler. Bu tokalaşma, yıllardır kopuk olan Türkiye-Mısır ilişkilerinde ‘yeni bir başlangıç’ olarak tanımlandı. Ardından gelen üst düzey temaslarla iki ülke normalleşme sürecine girmiş ve resmi diyalog kanallarını yeniden açmıştır.

Türkiye (Atatürk) VE Yunanistan (Venizelos) (1930)
Osmanlı İmparatorluğu ile Yunanistan arasında 1821’den 1922’ye kadar süren seri savaşlar ve özellikle 1919-1922 Türk-Yunan Savaşı, iki millet arasında derin bir husumet yaratmıştı. Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nda Yunan güçlerine karşı mücadele etmiş; Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos ise Megali İdea hedefiyle Osmanlı’ya karşı savaşı desteklemişti. Fakat Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra, Atatürk “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle geçmiş husumetleri bırakıp komşularla dostluk arayışına girdi. 1930 yılında Atatürk ve Venizelos’un öncülüğünde Türk-Yunan Dostluk Antlaşması imzalandı; böylece iki ülke on yıllar süren düşmanlık dönemini kapatıp dostane ilişkilere başladı. Venizelos, bu dostluğun nişanesi olarak 1934’te Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday dahi gösterdi. Birbirine karşı savaşmış iki liderin birkaç yıl içinde dostluk geliştirmesi, tarihte ender görülen bir uzlaşma başarısı olarak kayda geçmiştir.

Savaş Alanlarından Müzakere Masasına: Diğer Önemli Örnekler
Son iki yüzyıl içinde, devlet aktörlerinin yanı sıra devlet dışı gruplar veya isyancı liderlerle hasım devletlerin diyaloğa girdiği durumlar da yaşanmıştır. Bu bağlamda, önce çatışıp sonra uzlaşma arayan tarafların örnekleri dikkat çekmektedir:
ABD ve Taliban (2020)
2001’den itibaren Afganistan’da çatışma halinde olan ABD ve Taliban, 19 yıl süren savaşı sona erdirmek amacıyla 2020’de barış müzakerelerine girişti. ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad ile Taliban’ın kurucularından Molla Abdulgani Baradar, aylarca süren müzakerelerin ardından 29 Şubat 2020’de Katar’ın Doha kentinde bir barış anlaşması imzalayarak tokalaştılar. Bu anlaşma, bir zamanlar savaş meydanında birbirine düşman olan tarafların masada uzlaşmaya varabileceğini gösterdi. Anlaşma sayesinde ABD ve NATO kuvvetlerinin Afganistan’dan çekilme takvimi belirlendi ve Taliban da ABD ve müttefiklerine yönelik saldırıları durdurmayı taahhüt etti. Her ne kadar ardından Afganistan’da iç barış tam sağlanamasa da, ABD ile Taliban arasındaki doğrudan diyalog yıllarca süren düşmanlığın ardından önemli bir dönüm noktası olarak tarihe geçti.

ABD ve Vietnam (John McCain Örneği, 1990’lar)
Vietnam Savaşı (1955-1975) sırasında Amerikan donanma pilotu olarak Kuzey Vietnam tarafından esir alınan ve Hanoi’de işkence gören John McCain, savaşın bitiminden yıllar sonra ABD senatörü olarak Vietnam ile ilişkilerin normalleşmesi için çaba gösterdi. 1990’larda McCain, eski düşman ülke Vietnam’ı ziyaret ederek kendisini yıllarca hapiste tutan yetkililerle yüz yüze görüştü. Eski bir Vietnamlı hapishane komutanı ile McCain’in dostça sohbet etmesi ve hatta kucaklaşması, iki taraf arasındaki düşmanlığın yerini zamanla saygıya bıraktığının simgesi sayıldı. Nihayet 1995’te ABD ve Vietnam diplomatik ilişkileri yeniden kurarken, McCain gibi eski savaş esirlerinin diyaloğa katkısı bu süreci hızlandırdı.

Birleşik Krallık ve IRA (1998)
On yıllarca Kuzey İrlanda’da devam eden çatışmalarda İngiliz hükümeti ile İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) birbirlerinin en şiddetli hasmıydı. Ancak 1998’de Hayırlı Cuma Anlaşması’nın imzalanmasıyla barış sağlanınca eski düşmanlar siyasi çözüm için aynı masaya oturdu. Eski IRA komutanı Martin McGuinness, Kuzey İrlanda hükümetinde bakan olarak görev alıp Britanya Kraliçesi II. Elizabeth ile 2012’de tarihi bir tokalaşma gerçekleştirdi. IRA ile mücadelenin sembolü olan bir Kraliyet figürü ile eski bir IRA liderinin el sıkışması, barış uğruna eski kinlerin geride bırakılabileceğinin güçlü bir işaretiydi. Bu gelişme Orta Doğu’da değil, Britanya’da yaşanmış olsa da, benzer şekilde kanlı çatışmaların diyalogla sona erebileceğini göstermesi açısından kayda değerdir.

Tarih boyunca ve özellikle yakın dönemde Orta Doğu coğrafyasında, bir zamanlar birbirine düşman olmuş liderlerin ve grupların barış amacıyla diyalog kurdukları birçok çarpıcı olay yaşanmıştır. İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki barış tokalaşmaları, bölgesel hasımların uzlaşı arayışları ya da savaş alanında karşı karşıya gelmiş kişi ve grupların yıllar sonra bir araya gelmesi, düşmanlıkların ebedi olmadığını göstermektedir. Bu örnekler, Şara'nın “savaştan geçmiş olan, barışın değerini en iyi bilir” sözünü kanıtlar nitelikte.
