Son yıllarda popülaritesi hızla artan aralıklı oruç, sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili yapılan araştırmalar sonucunda insanlardan elde edilen veriler ile hayvan deneyleri arasında önemli çelişkiler olduğunu gözler önüne seriyor. Bilim insanları, insanların yedikleri gıdaları yanlış bildirmesi sebebiyle aralıklı oruç uygulamasının bir sihirli değnek olmadığını ve yeni nesil teknolojilerin bu yanlış algıyı ortadan kaldıracağını ifade ediyor.
Aralıklı oruç ve sağlık etkileri üzerine tartışmalar
Son dönemde hem kilo verme hem de kanser ve bilişsel gerileme riskini azaltma iddialarıyla gündemde olan aralıklı oruç yöntemi hakkında bilim dünyasındaki tartışmalar derinleşiyor. İddiaların aksine, son araştırmalar bu beslenme modelinin standart diyetlerden daha etkili bir mucize olmadığını ve insan deneylerindeki sonuçların beklenenden daha karmaşık olduğunu gösteriyor.
Aralıklı oruç uygulaması, fareler üzerinde yapılan deneylerde olumlu sonuçlar vermiş olsa da, insanlardaki etkileri aynı düzeyde gözlemlenmemiştir. Bu durum, aralıklı oruç uygulamasının etkinliği konusunda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Fareler üzerinde olumlu sonuçlar, insanlar üzerinde sınırlı etkiler
Illinois Üniversitesi'nden beslenme profesörü Krista Varady ve Johns Hopkins Üniversitesi'nden nörobilimci Mark Mattson, aralıklı oruç uygulamasının hücresel düzeyde otofajiyi (hasarlı hücrelerin yenilenmesi) tetiklediğini kabul etmekle birlikte, insan verilerinin farelerdeki kadar etkileyici olmadığını vurguluyor. Laboratuvar ortamında 16 saat aç bırakılan farelerde yaşlanmanın yavaşladığı, obezitenin engellendiği ve kansere karşı direnç geliştiği gözlemlenmiştir.
Ancak, farelerin hızlı metabolizmaları ve genetik yapıları nedeniyle bu süre, insanlar için birkaç günlük açlığa denk gelmektedir. İnsanlar üzerindeki araştırmalar, aralıklı oruç uygulamasının ortalama yüzde 5 civarında kilo kaybı sağladığını ve metabolik risk faktörlerini yalnızca hafif düzeyde düşürdüğünü göstermektedir. Ayrıca, yoğun uygulanan açlık modellerinin kas kütlesi kaybına yol açabileceği de belirtilmektedir.
Beslenme alışkanlıklarının ölçülmesi zorlukları
Araştırmacıların karşılaştığı en büyük engel, beslenme alışkanlıklarının ölçülememesidir. Yapılan çalışmalar, beslenme günlükleri tutan insanların yaklaşık yüzde 30'unun yedikleri gıdaları ve kalorileri eksik bildirdiğini ortaya koymaktadır. Katılımcıların kendilerini 1.600 kalori almış gibi gösterip gerçekte 3.500 kalori tükettikleri durumların sıkça yaşandığı ifade edilmektedir.
Bu yanıltıcı verilerin ve sosyal medyadaki abartılı bilgi kirliliğinin önüne geçebilmek adına bilim insanları yeni izleme teknolojilerine yönelmektedir. Gelecek dönem araştırmalarında, çiğneme hareketlerini tespit eden kolyeler, lokmaları sayan akıllı çatallar, dişe yerleştirilen besin sensörleri ve biyokimyasal kan-idrar analizlerinin bir arada kullanılması planlanmaktadır. Uzmanlar, bu hassas ölçümler sayesinde aralıklı oruç uygulamasının insan metabolizmasındaki net etkilerinin önümüzdeki yıllarda tam olarak tescilleneceğini öngörmektedir.
