‘Bitkisel’ etiketiyle satılan zayıflama çayları ve toz kahveler, bağırsak çalıştırıcı ve tok tutucu vaatlerle pazarlanıyor. Ancak içeriği belirsiz kimyasallar, kalp krizinden karaciğer hasarına kadar ağır sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle, internetten zayıflatan çay ve kahve alımından kaçınılması önerilmektedir. Çevrenize bu ürünleri önermemek ve sevdiklerinizin sağlığıyla oynamamak önemlidir.
Doğal çayların sağlığa etkileri nelerdir?
Sağlıklı yaşamda ve oruç tutarken ‘Bitkisel Şifa’ adı altında satılan zayıflama çayları, kürleri ve metabolizmayı hızlandırdığı iddia edilen toz, granül içeceklerden uzak durulmalıdır. Yakın geçmişte zayıflama kahvesi adı altında alınmış bir içecek ile kalp yetmezliğine giren ve kalp krizi geçiren vakalar basına yansıdı. Daha öncesinde de karaciğeri iflas eden bireyler hakkında haberler yapılmıştır.
İçeriği net bilinmeyen bitki çayları içerek böbrek ve karaciğer sorunları yaşayanlar da sıkça duyulmaktadır. Zayıflama çayları ve kahvelerini pazarlayanlar, genel olarak bağırsak çalıştıran ve ödem atmaya yardımcı olan bitkileri sunuyor gibi görünse de, internetten alındıkları için ürünlerin içinde mutlaka kimyasallar da eklenmektedir. Bu kimyasallar, etikette de görülmemektedir.
Hangi doğal çaylar bağırsak sağlığını destekler?
Doğal sağlıklı siyah, yeşil, beyaz, oolong ve bitkisel çaylar, sağlıklı içecekler olarak kabul edilmektedir. Bu çaylar, içine bir şey koymadan faydalıdır. Demleme usulü ile içilen çay ve kahvelerde kafein, polifenoller ve kateşinler bolca bulunur. Ancak, bu doğal çayların günde 6 fincanı, bitkisel çaylarda 2-3 fincanı, kahvede ise 3 fincanı geçmemek gerekir.
Kolon sağlığına iyi gelen ve sindirim sistemini çalıştırarak bağırsak temizliğine destek olan bitkisel ama doğal çaylar, sindirim sistemimizin bağırsaklardan oluşan bölümü için oldukça faydalıdır. Bu bölge, besinlerin sindirim ve emiliminin yanı sıra yeni bağışıklık hücrelerinin sentezi ve tokluk hormonlarının uyarılması gibi önemli rollere sahiptir.
Sağlıklı sahur ve iftar önerileri nelerdir?
Oruç tutarken en sık yaşanan problem, günü gergin ve sinirli geçirmektir. İftar sonrası oluşan mide yanması, ekşime ve reflü, gün içinde uyuklama gibi sorunlar, oruçta doğru öğün planlamasının olmadığını gösterir. Sahur kesinlikle atlanmamalı ve imsak vaktinden yarım saat önce yapılmalıdır. İftar ise küçük bir ara öğün ile başlamalıdır.
Sahur, gün içinde sinirliliği önler, kan glisemisinin kontrol altına alınmasını sağlar ve mide problemleri yaşamayı ortadan kaldırır. Gün boyu metabolizmanın canlı kalmasını destekleyen sağlıklı tarifler ile sahurda doğru besinler seçmek, iftara kadar tok kalmanın en değerli yoludur.
