Çarpıntı, nefes darlığı ve huzursuzluk gibi belirtiler, genellikle kaygı ile ilişkilendirilirken, bu durumun ardında kalp ritmi bozuklukları da yatıyor olabilir. Kardiyolog Dr. Stuart Beldner, özellikle atriyal fibrilasyonun kaygı ile karıştırılabileceğine dikkat çekerek, erken tanının önemini vurgulamaktadır. Tedavi edilmediği takdirde bu ritim bozukluğu, inme riskini artırma potansiyeline sahiptir.
Kaygı ve Kalp Sağlığı Arasındaki İlişki Nedir?
Stresli bir olay öncesinde kalbin hızlı atması, mide bulantısı veya terleme gibi tepkiler, bireyler arasında sıkça karşılaşılan durumlar arasında yer almaktadır. Ancak bu belirtiler her zaman kaygıdan kaynaklanmamaktadır. Bazı kalp ritmi bozuklukları da benzer şikayetlere yol açabilmektedir. Dr. Beldner, kaygı ile kalp hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki olduğunu belirtmektedir. Kronik kaygı ve stres, kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebilirken, kalple ilgili sorunlar da bireyin kaygı düzeyini artırabilmektedir.
Uzman, stres hormonlarından biri olan adrenalinin kalbin elektriksel işleyişini etkileyerek bazı ritim bozukluklarını tetikleyebileceğini ifade etmektedir. Çarpıntının kendisi de endişeyi artırabileceğinden, bu belirtiler birbirini besleyen bir döngüye dönüşebilmektedir.
Atriyal Fibrilasyon Neden Kaygıyla Karıştırılıyor?
Dr. Beldner, kaygıyla karıştırılabilen kalp sorunlarının başında atriyal fibrilasyonun geldiğini belirtmektedir. Kalbin en sık görülen ritim bozukluklarından biri olan atriyal fibrilasyonda, kalbin üst odacıkları olan kulakçıklardaki elektriksel sinyaller düzensizleşmekte ve çok hızlı hale gelebilmektedir. Bunun sonucunda kulakçıklar normal biçimde kasılmak yerine titreşir gibi hareket etmektedir.
Atriyal fibrilasyonun belirtileri arasında hızlı, güçlü veya düzensiz kalp atışı, nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, göğüs ağrısı, baş dönmesi veya sersemlik hissi yer almaktadır. Bu belirtilerin kaygı durumlarında da görülebilmesi, iki durumun birbirine karıştırılmasına yol açabilmektedir. Üstelik atriyal fibrilasyon zaman zaman ortaya çıkıp kaybolabildiğinden, kişi sağlık kuruluşuna başvurduğunda kalp ritmi normale dönmüş olabilmektedir. Bu da tanının gecikmesine neden olabilmektedir.
Belirtilerin Süresi Neden Önemlidir?
Uzmanlara göre ani kaygı veya panik atak belirtileri genellikle ilk 5-10 dakika içinde en yoğun seviyeye ulaşmaktadır. Atriyal fibrilasyona bağlı çarpıntı ise aralıklarla görülebilmekte ve saatlerce, hatta daha uzun süre devam edebilmektedir. Ancak yalnızca belirtilerin süresine bakarak kesin bir ayrım yapmak mümkün değildir. Her iki durumda da benzer şikayetler görülebileceğinden, özellikle tekrarlayan çarpıntıların tıbbi değerlendirmeyle araştırılması gerekmektedir.
Atriyal fibrilasyonun tedavi edilmeden devam etmesi, kalbin çalışma verimliliğini olumsuz etkileyebilmektedir. Bazı hastalarda kalp yetersizliği gibi ciddi sorunlarla da ilişkili olabilmektedir. Tedavi edilmeyen ritim bozukluğu, inme riskini artırma potansiyeline sahiptir. Atriyal fibrilasyonda en önemli risklerden biri, kalp içinde pıhtı oluşmasıdır. Kulakçıkların etkili biçimde kasılamaması, kan akışının yavaşlamasına ve pıhtı oluşma ihtimalinin artmasına neden olabilmektedir.
Atriyal Fibrilasyon Nasıl Teşhis Edilir?
Kalp çarpıntısı şüphesi durumunda kardiyolog, kalbin elektriksel aktivitesini ve genel yapısını değerlendirmek için çeşitli incelemeler yapabilmektedir. Değerlendirme kapsamında kalp ritminin yanı sıra kalp kapakları, kalp kasının işlevi ve koroner damarlarla ilgili olası sorunlar da araştırılmaktadır. Bazı enfeksiyonlar, akut akciğer hastalıkları, ameliyat sonrası stres ve ağrı ile vücuttaki biyokimyasal dengesizlikler de ritim bozukluklarını tetikleyebilmektedir.
Giyilebilir cihazlar, kalp ritmindeki değişiklikleri kaydederek belirtilerle ritim bozuklukları arasındaki ilişkinin belirlenmesine yardımcı olabilmektedir. Ancak bu cihazlar tek başına tanı koymak için yeterli değildir; sonuçların sağlık uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Atriyal fibrilasyon tanısı konulması halinde tedavi, kişinin durumuna ve risklerine göre planlanmaktadır. Kan sulandırıcı ilaçlar, pıhtı riskini azaltmaya yönelik bazı cihazlar ve kalp ritmini normale döndürmeyi amaçlayan kardiyoversiyon işlemi, tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır.
