Depersonalizasyon, birçok insanın hayatının bir döneminde deneyimlediği bir durumdur. Bu süreç, bireyin kendisini bedeninden ayrılmış hissetmesi veya çevresinin gerçek olmadığını düşünmesiyle kendini gösterir. Kişi, aynaya bakarken, yürürken ya da arkadaşlarıyla sohbet ederken bu hisleri yaşayabilir. Kendini dışarıdan izliyormuş gibi hissetmek, bedenini tanıyamamak gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu sırada, 'Ben kimim?', 'Bu hisler bana mı ait?' gibi sorular akla gelebilir. Bu tür hisler, kişinin kendisini deli hissetmesine yol açabilir. Ancak, bu durumun aslında bir hastalık değil, bedenin strese karşı verdiği doğal bir tepki olduğu bilinmelidir.
Depersonalizasyonun Tanımı ve Nedenleri Nedir?
Depersonalizasyon–Derealizasyon Bozukluğu (DDD), bireyin kendisini ve çevresini 'gerçek değilmiş gibi' algılamasıyla karakterize edilen bir durumdur. Uzmanlar, depersonalizasyonu bir hastalık değil, bir belirti olarak tanımlamaktadır. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) de bu görüşü desteklemektedir. Genellikle yüksek stres, depresyon, travma ve anksiyete gibi durumların sonucunda ortaya çıkar. Depersonalizasyon, psikoz anlamına gelmez; çünkü birey, yaşadığı durumun gerçek olmadığını farkındadır. Ancak bu farkındalık, bazı bireylerde korku ve kaygıyı artırabilir.
Nörobiyolojik Temelleri Nelerdir?
Depersonalizasyon bozukluğunun nörobiyolojik temelleri son yıllarda daha ayrıntılı bir şekilde araştırılmıştır. Bu bozuklukta limbik sistem ve prefrontal korteks önemli bir rol oynamaktadır. Limbik sistem, hafıza ve duyguların işlenmesi ile ilişkili beyin yapılarından biridir. Depersonalizasyon sırasında limbik sistemin baskılanması, duygusal tepkilerin azalmasına ve kişinin hislerini bloke etmesine yol açar. Prefrontal korteks ise karar verme ve davranışların kontrolü ile ilgilidir; buradaki artmış aktivite, kişinin kendisini yabancı hissetmesine neden olur.
Depersonalizasyon ve Derealizasyon Arasındaki Farklar Nelerdir?
Depersonalizasyon ve derealizasyon birbirine benzer durumlar olmasına rağmen, bazı farklılıklar içerir. Depersonalizasyon yaşayan birey, kendisini ve bedenini dışarıdan izleyen bir yabancı gibi hissedebilir. Duygusal ve fiziksel hissizlik yaşayabilir, anılarına güvenmekte zorlanabilir. Derealizasyon ise, bireyin dış dünyayı bir rüya gibi algılamasıdır; kişi, çevresindeki insanları robot gibi görebilir ve bulunduğu ortamı sorgulamaya başlayabilir.
Olası Nedenler ve Tedavi Yöntemleri
DDD için olası nedenler arasında çocukluk ya da yetişkinlik döneminde yaşanan travmalar, aşırı stres, uzun süreli depresyon ve anksiyete ile yasa dışı madde kullanımı yer alır. Depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğunun tedavisi genellikle psikoterapi ve bazı durumlarda ilaç tedavisi ile yürütülmektedir. 2023 yılında yürütülen CBT-f-DDD (Depersonalizasyon–Derealizasyon Bozukluğuna uyarlanmış Bilişsel Davranışçı Terapi) çalışmaları, bu alanda önemli bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Bu araştırmada, bireysel terapi uygulanan grubun, standart tedavi alan gruba kıyasla daha belirgin bir iyileşme gösterdiği tespit edilmiştir.
Ayrıca, mindfulness meditasyonu, derin nefes egzersizleri, düzenli egzersiz gibi yöntemler de stresin yönetilmesine yardımcı olabilir. Bu durum, nadir görüldüğü için tehlikeli kabul edilmez; ancak belirtilerin sürekli hale gelmesi durumunda bir psikoloğa başvurulması önerilir. Kişinin yaşam kalitesini artırmak için, sorunların çözümüne odaklanması önemlidir.
