NVIDIA CEO’su Jensen Huang’ın “Çin, yapay zeka yarışında Amerika’yı geçecek” sözleri, küresel teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırırken Avrupa’da endişe yarattı. Londra’daki Financial Times Yapay Zekâ Zirvesi’nde konuşan uzmanlar, ABD ile Çin arasındaki rekabetin hızla derinleştiğini, Avrupa’nın ise “farkında ama eylemsiz” bir pozisyona sürüklendiğini vurguladı.
Zirveye katılan akademisyen ve politika uzmanı, Avrupa’nın giderek ‘Mr. Micawber’ tavrına büründüğünü, yani “bir şey yapılmalı” diyerek durumu izlediğini ancak somut adım atmadığını belirterek güçlü bir uyarı yaptı: “Eğer şimdi kararlı davranmazsak, geleceğimizi başkalarının yazdığı kurallara teslim etmiş olacağız.”
Konuşmacıya göre, yapay zekâ yarışı artık sadece teknik kapasiteyle ilgili değil, “zekanın amacının kim tarafından tanımlanacağı” sorusunu da içeriyor.
ABD-Çin Rekabeti Zirveye Damga Vurdu
Londra’daki zirvede her panelde ve her tartışmada ABD–Çin rekabeti masadaydı. Uzmanlar, bu rekabetin yalnızca ekonomik üstünlük ya da inovasyon yarışı olmadığını, jeopolitik ağırlık ve teknolojik zamanlamanın küresel düzeni şekillendirdiğini belirtti.
Öne çıkan değerlendirmelerden biri, California’da kabul edilen yeni AI Bill’in AB’nin Yapay Zeka Yasası’ndan esinlenmiş olmasıydı. Konuşmacı bunu dile getirdiğinde paneldeki diğer katılımcıların şaşkınlığı dikkat çekti. Bu an, Brüksel Etkisi’nin hala güçlü olduğunu, Avrupa’nın kurallar koyma konusunda dünyayı etkilediğini ancak bunun çoğu zaman fark edilmediğini bir kez daha gösterdi.
Zirvede Huang’ın yaptığı “Asya yakında ABD’yi geçecek” öngörüsü manşetlere taşınırken, uzmanlar rekabet söyleminin asıl meseleyi gölgelediğini vurguladı: “Asıl soru, teknolojik zekanın neye hizmet edeceğine kimin karar vereceği.”
Konuşmacı, Avrupa’nın yalnızca düzenleyici kimliğe sıkışmaması gerektiğini, kıtanın bilime, topluma ve demokratik değerlere dayalı kendi yapay zekâ hikâyesini yazmak zorunda olduğunu ifade etti.
‘Hız Saatleri’: Yapay Zeka Çağında Zamanın Siyaseti
Zirvede öne çıkan kavramlardan biri de ülkelerin “yapay zekâ saatleri” oldu. Konuşmacı, üç büyük gücün üç farklı zaman anlayışıyla hareket ettiğini şöyle anlattı:
- Çin: Hız saati – pragmatizm, ölçek, hızlı uyarlama
- Avrupa: Yavaş saat – güvenlik, etik, ihtiyat
- ABD: Pazar saati – rekabet, girişimcilik, hızlı inovasyon
Bu üç farklı “tempo”, küresel AI düzenini de şekillendiriyor. Uzman, bu durumu şöyle açıkladı:
“Bu saatler senkronize edilmezse, hız güvenliği ezer, güvenlik inovasyonu yavaşlatır ve dünya ikiye bölünmüş bir teknoloji ekosistemine sürüklenir.”
Bugün gelinen noktada iki büyük ekosistemin oluştuğuna dikkat çekildi:
- Washington ve müttefikleri
- Pekin ve Küresel Güney ile kurduğu ittifak
Bu bölünme, “Silicon Schism” olarak adlandırıldı: Yapay zekânın etik, hukuki ve güvenlik alanlarında ortak zeminden uzaklaşması ve giderek daha rekabetçi, daha riskli bir yapıya bürünmesi.
Otonomi Yarışı: Yatırımlar Rekor Seviyelerde
Uzman, iki ülkenin yatırımlarına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı:
- ABD’nin 2025 AI Action Plan’ı, temel modeller ve AGI araştırmaları için 320 milyar doların üzerinde özel yatırım mobilize ediyor.
- Çin’in AI Plus programı, yalnızca bu yıl 98 milyar dolar harcıyor; bu rakam geçen yıla göre yüzde 48 artış demek.
- Çin’de büyük işletmelerin yüzde 60’ından fazlası aktif şekilde yapay zekâ kullanıyor.
Bu tabloya bakarak uzman, “Yapay zekâ çağının rekabeti toprak için değil, zaman için” ifadelerini kullandı.
Avrupa’nın Rolü Yeniden Tanımlanıyor
Zirvede Mario Draghi’nin 2024 tarihli rekabetçilik raporundan alıntı yapan konuşmacı, Avrupa’nın inovasyonu, düzenlemeyi ve teknolojiyi bir araya getirme zorunluluğuna işaret etti. AB’nin tartışmalı Yapay Zekâ Yasası, uzun süre “aşırı düzenleme” eleştirileri alsa da şeffaflık, hesap verebilirlik, risk yönetimi konusunda küresel standart haline geldi.
Bugün Kanada’dan Japonya’ya pek çok ülke, düzenlemelerini AB modeline göre oluşturuyor. Konuşmacı, bu durumu “sessiz ama etkili bir diplomatik başarı” olarak nitelendirdi.
Avrupa Komisyonu’nun yeni Omnibus Dijital Ajandası, 2030’a kadar dijital düzenlemelerin modernleştirilmesini öngörüyor. Buna göre:
- Kabul edilemez risk taşıyan AI sistemleri yasak kalacak,
- Yüksek riskli AI insan gözetimi, sağlam veri yönetimi ve yüksek şeffaflık zorunluluğuna tabi olacak,
- Düşük riskli AI için daha esnek kurallar uygulanacak.
Yasanın “askıya alındığı” iddialarını ise tamamen reddeden uzman, uygulamanın devam ettiğini ancak standartların gelişimine paralel olarak esneklik tanındığını belirtti.
Küresel Bir AI Anlaşması Mümkün Mü?
Zirvenin sonunda moderatörün “Uluslararası bir yapay zekâ anlaşması mümkün mü?” sorusuna konuşmacı net bir yanıt verdi: “Evet, mümkün ve gerekli.”
Böyle bir anlaşmanın ülkelerin kendi iç hukuklarını korurken ortak bir çerçeve üzerinden hareket etmesini sağlayacağını söyleyen uzman, sözlerini güçlü bir uyarıyla bitirdi: “Düzenleme, geleceği sınırlandırmak için değil, geleceği şekillendirmek içindir. Eğer biz yapay zekâyı düzenlemezsek, yapay zekâ bizi düzenleyecek.”
