reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,9850 %0.04
51,5214 %0.15
7.582,81 % 0,62
3.026.002 %3.281
İşçi Haber Dünya AB, yeni üyeler için oy ve veto hakkı olmadan katılım modelini tartışıyor

AB, yeni üyeler için oy ve veto hakkı olmadan katılım modelini tartışıyor

Avrupa Birliği, Ukrayna’nın üyelik sürecinde ilerleme sağlamak amacıyla yeni bir model üzerinde çalışıyor. Buna göre, Birliğe katılacak ülkeler ilk aşamada tam oy ve veto hakkı olmadan AB’ye dahil olabilecek. Öneri, 23 Ekim’deki zirvede liderlerin gündemine taşınacak.

Okunma Süresi: 3 dk

Avrupa Birliği (AB), yeni üyelerin ilk aşamada tam oy ve veto hakkı olmadan Birliğe katılabilmesini öngören yeni bir formül üzerinde çalışıyor. AB kaynaklarından alınan bilgilere göre, bu öneri özellikle Macaristan’ın vetosunu aşarak Ukrayna’nın üyelik sürecinde ilerleme sağlamak amacıyla gündeme geldi. Konu, 23 Ekim’de yapılacak AB zirvesinde liderlerin önüne gelecek.

Yeni Üyelik Modeli Masada

Brüksel kulislerinde konuşulan plan, “kademeli üyelik” veya “aşamalı entegrasyon” modeli olarak tanımlanıyor. Bu çerçevede, Birliğe katılan ülkeler başlangıçta tam yetkili üye statüsü kazanmayacak; oy ve veto hakkı olmadan AB’nin bazı kurum ve politikalarına dâhil olacak. Model, hem Ukrayna hem de Batı Balkan ülkeleri gibi adayların sürece dahil edilmesini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Ancak diplomatik kaynaklar, zirvede “çığır açan” bir karar beklenmediğini vurguluyor. Bu önerinin, AB içinde uzun süredir devam eden karar alma reformu tartışmalarının bir uzantısı olduğu belirtiliyor. Birlik içinde bazı üye ülkeler, dış politika ve genişleme gibi konularda oybirliği yerine nitelikli çoğunluk sistemine geçilmesi gerektiğini savunuyor. Bu sistemde, bir veya birkaç ülkenin vetosunun süreçleri kilitlemesi önlenmiş olacak.

Veto Tartışması Derinleşiyor

Özellikle Macaristan’ın, çeşitli konularda sık sık veto hakkını kullanması, AB’nin karar alma mekanizmalarının yavaşlamasına yol açıyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Ukrayna’nın üyeliğine açıkça karşı çıkarken, AB içindeki birçok ülke bu durumun Birliğin etkinliğini zayıflattığını düşünüyor.

Buna karşın, oybirliği yerine çoğunluk sistemi getirmek için AB Antlaşmalarının revizyonu gerekiyor. Bu da tüm üye ülkelerin onayını şart koştuğundan süreci oldukça yavaşlatıyor. Diplomatik çevreler, reformun uzun vadede Birliğin kurumsal işleyişini kökten değiştirebileceğine dikkat çekiyor.

Ukrayna’nın Uzun Yolu

Ukrayna, Rusya’nın 24 Şubat 2022’de başlattığı savaşın ardından, 28 Şubat 2022’de AB’ye üyelik başvurusunda bulunmuştu. Avrupa Komisyonu, 17 Haziran 2022’de başvuruya ilişkin olumlu görüşünü açıkladı ve ardından 23 Haziran 2022’de Ukrayna’ya aday ülke statüsü verildi.

AB Konseyi, 14-15 Aralık 2023’teki zirvede, Ukrayna ile müzakerelerin başlatılmasına karar verdi. Ancak, müzakerelerin resmen başlaması için yapılması gereken hükümetler arası konferans henüz toplanmadı. Sürecin tıkanmasının başlıca nedeni olarak Macaristan’ın vetosu gösteriliyor.

Başbakan Viktor Orban, birçok kez “Ukrayna’nın AB üyeliğine hazır olmadığı” yönünde açıklamalar yaptı ve bu yöndeki adımları desteklemeyeceğini dile getirdi. Bu durum, AB içinde Ukrayna’nın katılım sürecini hızlandırmak için yeni mekanizmalar arayışını tetikledi.

Reform Arayışı Devam Ediyor

AB’nin önümüzdeki dönemde hem Ukrayna hem de diğer aday ülkelerin entegrasyonu için kademeli üyelik modeline daha fazla ağırlık vereceği tahmin ediliyor. Ancak bu modelin uygulanabilmesi için üye ülkeler arasında derin bir siyasi uzlaşı gerekiyor.

Brüksel’deki diplomatik çevreler, “tam üyelik öncesi katılım” fikrinin kısa vadede kabul görmesinin zor olduğunu, ancak mevcut tıkanıklığı aşmak için “pragmatik bir çözüm” olarak değerlendirildiğini belirtiyor.