İsrail hapishanelerinde yıllardır insanlık dışı koşullarda tutulan yaklaşık 2 bin Filistinli esir, ateşkes ve rehine takası anlaşması çerçevesinde serbest bırakıldı. Filistinli tutuklular, özgürlüklerine kavuşsalar da bedenlerindeki ağır işkence izleri ve psikolojik yıkımla kamplardan çıktı.
Filistinli mahkûmların, uzun yıllar boyunca sistematik şekilde aç bırakıldığı, aşağılandığı ve fiziksel şiddete maruz kaldığı belirlendi. Bazı tutukluların maruz kaldığı kötü muamele sonucu kalıcı sakatlıklar oluştuğu, serbest kalanların büyük kısmının ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ettiği bildirildi.
120 FİLİSTİNLİNİN CENAZESİ İADE EDİLDİ
Ateşkes sürecinde İsrail, Gazze’den alıkoyduğu ve tutukluluk sürecinde yaşamını yitiren 120 Filistinlinin naaşını da iade etti. Ancak bu teslimat, yeni bir vahşet tablosunu gün yüzüne çıkardı.
Hamas yetkilileri, teslim alınan cenazelerin büyük kısmında işkence, kötü muamele ve infaz izlerinin açıkça görüldüğünü açıkladı. Bazı cesetlerde yanık, darp ve kurşun izlerinin bulunduğu; bazılarının ise tanınmayacak hale geldiği belirtildi.
'YAŞAYAN VE ÖLÜ ARASINDA AYRIM YAPMADILAR'
Hamas tarafından yapılan açıklamada, “İşgalciler, yaşayanlarla ölüler arasında hiçbir fark gözetmedi” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, İsrail’in Filistinlilere yönelik sistematik şiddetinin, sadece savaş suçu değil, soykırım düzeyinde bir suç olduğu vurgulandı.
Hamas, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırarak, Birleşmiş Milletler’e, İnsan Hakları Konseyi’ne ve uluslararası insan hakları örgütlerine seslendi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“İşgalcilerin cezasız kalmaması için bu suçlar hakkında acil ve kapsamlı bir soruşturma başlatılmalıdır. Filistin halkına karşı yürütülen bu vahşet, insanlığın vicdanını hedef almaktadır.”
ULUSLARARASI SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Hamas, uluslararası kurumlara yaptığı çağrıda, hem serbest bırakılan esirlerin yaşadığı işkence olaylarının hem de iade edilen cenazelerdeki infaz izlerinin bağımsız bir heyet tarafından soruşturulmasını talep etti.
Filistinli insan hakları örgütleri de benzer şekilde, İsrail hapishanelerinde sistematik işkence uygulamalarının belgelenmesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) bu dosyayı ele alması çağrısında bulundu.
