Washington yönetiminde kritik seçim atmosferi tüm hızıyla sürerken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran yönetimine karşı atacağı adımların siyasi geleceğine olan yansımaları uzmanlar tarafından masaya yatırıldı. Uzman isimler, ABD seçim sonuçları ne olursa olsun Beyaz Saray'ın bölgedeki askeri baskısını sürdüreceğini ve İran'a yönelik hamlelerin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Seçim Sonuçları ve Savaşın Seyri
Amerikan kamuoyunun önceliğinin doğrudan bir barış talebi olmadığını belirten Gazeteci Gaffar Yakınca, halkın asıl gündeminin ekonomik göstergeler ve pompa fiyatları olduğunu ifade etti. Yakınca, seçim sonuçlarından bağımsız olarak Trump'ın uzun vadeli stratejik hamlelere odaklanacağını ve Tahran'a yönelik baskıların artarak devam edeceğini dile getirdi.
Enerji Piyasalarındaki Dalgalanmalar
Bölgedeki jeopolitik risklerin enerji piyasalarına doğrudan yansıdığına dikkat çekilirken, Brent petrol fiyatlarının sabah saatlerinde 109 ila 113 dolar seviyelerini test ettiği aktarıldı. Uzmanlar, piyasalardaki bu hareketliliğin sahadan gelen açıklamalarla doğrudan bağlantılı olduğunun altını çizdi.
Askeri Operasyonlar ve Coğrafi Avantajlar
Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, olası askeri senaryoları değerlendirerek İran'ın askeri altyapısının dağlık bölgelere ve yer altına inşa edildiğini belirtti. Başbuğ, havadan gerçekleştirilecek kısmi ve sınırlı operasyonların Tahran'ı dize getirmeye yetmeyeceğini, kalıcı sonuç için kara harekatının şart olduğunu ifade etti.
Nükleer Tesisler ve Hava Saldırıları
İran'daki nükleer tesislerin ve füze depolarının dağların içerisine gömülü olduğunu hatırlatan Başbuğ, yalnızca hava gücüyle bu hedefler üzerinde etkili sonuçlar almanın oldukça zor olduğunu vurguladı. Coğrafi avantajın Tahran yönetiminin elini güçlendirdiğini dile getirdi.
Washington'un Tarihi İran Politikası
Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar ise ABD'nin İran politikasının İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar uzanan tarihsel bir arka plana sahip olduğunu belirtti. Tutar, Washington'un 1953 yılındaki darbeden bu yana İran üzerindeki stratejik emellerinden vazgeçmediğini ve bölgenin en kritik coğrafya olarak görüldüğünü kaydetti.
Türkiye ve Bölgesel Denge Arayışları
Bölgedeki gelişmelerin yalnızca iki ülkenin gerilimiyle sınırlı olmadığını belirten Tutar, Türkiye ve bölge ülkelerinin İsrail merkezli yeni bir mimariyi kabul etmediğini söyledi. Ankara'nın duruşunun bölge geleceği açısından kilit rol oynadığına işaret edildi.
(Kaynak ve Görsel: A Haber)
