İngiltere'nin saygın gazetelerinden The Guardian, çarşamba gecesi planlanan ancak son dakikada ertelenen askeri operasyonun perde arkasını araladı. Habere göre; Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Umman'dan oluşan bir diplomatik koalisyon, Washington'a çok sert ve net bir mesaj iletti. Bu ülkeler, İran'a yapılacak bir saldırının sadece Tahran'ı hedef almayacağını, tüm bölgeyi kontrol edilmesi imkansız bir ateş çemberine sürükleyeceğini bildirdi.
Ankara’nın 'Bölgesel Kaos' Analizi
Türkiye, bu krizde sadece bir komşu ülke olarak değil, kriz yönetimi kapasitesi yüksek bir bölgesel aktör olarak öne çıktı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın koordine ettiği temaslar, ABD yönetimine "operasyonel başarının bölgesel felaketle sonuçlanabileceği" gerçeğini profesyonel bir diplomasi diliyle aktardı.
Kritik Aktörler ve Hamleleri: Kim, Ne Yaptı?
Bu süreçte sadece sözlü uyarılar değil, sahada da önemli diplomatik kısıtlamalar devreye girdi. Aşağıdaki tablo, Trump'ın geri adım atmasında etkili olan bölgesel dinamikleri özetlemektedir:
Ülke | Kritik Hamle / Tavır | Etkisi |
Türkiye | Hakan Fidan aracılığıyla Washington-Tahran hattında doğrudan diyalog ve arabuluculuk baskısı. | Diplomatik çözüm yolunun hala açık olduğunu gösterdi. |
Suudi Arabistan | ABD'nin İran saldırısı için Suudi hava sahasını kullanmasına izin vermeyeceğini resmen bildirdi. | Operasyonel lojistiği zora soktu ve ABD'yi yalnızlaştırdı. |
Katar | ABD'nin bölgedeki en büyük üssü El-Udeyd'den kilit personelin geçici olarak çekilmesi süreciyle risk koordinasyonu sağladı. | Bölgedeki ABD varlığının kırılganlığını ortaya koydu. |
İran | Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Arap başkentlerine yaptığı ziyaretlerle "direniş ekseni" dışındaki bağları güçlendirmesi. | Körfez ülkelerinin "taraf olmama" kararını destekledi. |
Hakan Fidan’ın Mekik Diplomasisi ve Trump'ın Kararı
Hakan Fidan’ın perşembe günü Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile yaptığı görüşme, sürecin dönüm noktalarından biri oldu. Fidan, Washington ve Tahran arasında "doğrudan veya arabulucular aracılığıyla diyalog" kurulmasının hayati olduğunu savunarak, Ankara’nın süreci anlık olarak izlediğini belirtti.
Önemli Not: Trump yönetiminin çarşamba gecesi için planladığı askeri seçeneği askıya almasında, Suudi Arabistan'ın hava sahasını kapatma kararı ile Türkiye'nin "kontrolsüz bir rejim çöküşünün yaratacağı güvenlik boşluğu" uyarısı birleşerek güçlü bir bariyer oluşturdu.
Bölgesel Risklerin Anatomisi: Neden Çatışmadan Kaçınılıyor?
Bölge ülkeleri, İran'ın mevcut politikalarından (vekil güçler, ada anlaşmazlıkları vb.) rahatsız olsalar da, topyekûn bir savaşın maliyetini üstlenmek istemiyorlar. İşte bu isteksizliğin temel nedenleri:
- Deniz Trafiği Güvenliği: Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz Boğazı ve çevresindeki deniz trafiğini aksatmasından, enerji sevkiyatının durmasından büyük endişe duyuyor.
- ABD Üslerinin Kırılganlığı: Katar ve diğer Körfez ülkelerindeki sabit üsler, İran'ın olası bir misillemesinde ilk hedef olma riski taşıyor.
- Rejim Çöküşü Korkusu: İran'da merkezi otoritenin kaybolması, Irak ve Lübnan gibi ülkelerde halihazırda var olan istikrarsızlığın tüm bölgeye yayılması anlamına gelebilir.
Sonuç: Ankara’nın Yeni Rolü
Bu gelişme, Türkiye’nin hem NATO müttefiki ABD ile konuşabilen hem de İran ve Körfez ile köprü kurabilen tek aktör olma vasfını pekiştirdi. Trump’ın kararında Türkiye’nin diplomatik başarısının vurgulanması, Ankara'nın 2026 yılında Orta Doğu denkleminin en önemli "kilit taşı" olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Fotoğraf: AA
