Bu yıl Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçları açıklandığında, vakıf üniversitelerinde 35 binin üzerinde kontenjanın boş kaldığı görüldü. Toplamda 176 bin 80 kontenjanın 35 bin 706'sı tercih edilmedi. Bu durum, bazı bölümlerin tamamen tercih edilmediği, bazı bölümlerin ise yalnızca bir ya da iki kişi tarafından seçildiği anlamına geliyor.
Boş Kalan Kontenjanlar Hangi Bölümlerde?
Vakıf üniversitelerinde özellikle yazılım mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, mekatronik, lojistik yönetimi, psikoloji ve diş hekimliği gibi bazı bölümlerin hiç tercih edilmediği veya çok az sayıda öğrenci tarafından tercih edildiği gözlemlendi. Bu durum, yükseköğretim kurumlarının tercih edilme sebeplerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonuçları, vakıf üniversitelerinin doluluk oranının yaklaşık yüzde 80 seviyelerinde kaldığını gösteriyor. Bu oran, bazı bölümlerdeki tercih eksiklikleri ile daha da düşüyor.
Ailelerin Tercihleri Neden Değişiyor?
Eğitim Uzmanı Ayhan Korkmaz, NTV'ye yaptığı açıklamada, ailelerin çocuklarının geleceği hakkında daha net bir tablo görmek istediklerini belirtti. Korkmaz, “Çocuklar, dört yıl boyunca bir üniversiteyi bitirdikten sonra ne yapacakları kaygısına düştükleri için daha garanti bölümlere yöneldiler” dedi. Bu durum, vakıf üniversitelerine olan talebin azalmasına yol açıyor.
Ayrıca, Türkiye'deki vakıf üniversitelerinin ücretlerinin kontrol altında tutulamaması, hangi bölümlerin gelecekte iş bulma potansiyelinin belirsiz olması, ailelerin tercihlerini etkileyen diğer faktörler arasında yer alıyor. Korkmaz, “Mezunların iş bulamaması, vakıf üniversitelerinde bu boşluğun oluşmasına neden oldu” şeklinde ifade etti.
Devlet ve Vakıf Üniversiteleri Arasındaki Puan Farkları Neden Bu Kadar Açık?
Devlet ve vakıf üniversiteleri arasında bazı bölümlerdeki puan farkları dikkat çekici seviyelere ulaştı. Örneğin, ODTÜ Psikoloji Bölümü’ne en yüksek puanla giren öğrencinin 545 puan alırken, İstanbul'daki bir vakıf üniversitesine en düşük puanla giren öğrencinin yalnızca 149 puan aldığı tespit edildi. Bu tür örnekler, vakıf üniversitelerinin tercih edilme nedenleri üzerinde daha fazla düşünülmesi gerektiğini gösteriyor.
Benzer tablo, birçok bölümde gözlemlenebiliyor. Bu durum, vakıf üniversitelerinin gelecekteki öğrenci taleplerini etkileyen önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
